Kendi çaresini arayan bir genç kadının günlüğü: Olivia Rodrigo’nun yeni albümü

Albüm İncelemeleriİnceleme
Her kuşağı esareti altına alan; dinledikleri, okuduklarını şekillendiren, dünya genelinde etkilerini gördüğümüz tarihi olaylar vardır. Gen-Z içinse elbette ki bu pandemiydi. Pandeminin Gen-Z’yi bu denli etkilemesinde birçok sebep var. Burada bu sebeplerin tamamına yer vermek absürt kaçabilir. Sonuçta okuduğunuz bu yazı bir dijital müzik dergisine ait fakat bazı sebepler var ki pandemi dönemi müziği ve sonrasındaki müzik üretimini etkiledi.

Dünyanın her yanından devletler insanlara “Evlerinize dönün ve dışarı çıkmayın” derken Gen-Z bu söylemlere ergenlik dönemlerinde itaat etmek durumunda kaldı. Ergenliğin getirdiği depresiflik, kırılganlık, kendini bulma çabalarının yarattığı duygusal yoğunluk evlerde daha da arşa çıktı. Bu duygularının anlatıldığı ve dinleyicilerde karşılık bulduğu binlerce albüm olmasına rağmen elbette dinleyici yenilerine daha da aç haline geldi.

Olivia Rodrigo - you seem pretty sad for a girl so in love Lyrics and Tracklist | Genius
Olivia Rodrigo – You seem pretty sad for a girl so in love

“Sad Girl Music” Akımı ve Taylor Swift Etkisi

Bunların üstüne Taylor Swift’in Folklore albümünü yayımlaması ve yaptığı son albümlerin dışında bir üretimi yapması yepyeni bir dönemin başlangıcı oldu. Şarkıdaki melankolik, ağır sözler ve albümün geneline hakim olan indie, alternatif müzik yepyeni dönemi de hakimiyeti altına aldı. Spotify “Sad Girl Music” altında çalma listelerini dinleyicilerle buluşturdu. Daha öncesinde de kendi şarkısını kendi yazan ve bunları ana akım haline getiren kadın sanatçılar olmasına rağmen pandemiyle beraber bu müzisyenler aynı janranın altında toplanıp dinleyicilerine dinleyici katmaya başladı.

Olivia Rodrigo’nun Yükselişi: Sour ve Guts

Bugün yeni albümünü tartışacağımız Olivia Rodrigo da pandeminin sonuna doğru yayımladığı Drivers License şarkısıyla bu çalma listelerine en tepeden girmenin dışında bambaşka bir başarıya imza attı. Yeni nesil pop şarkıcıların arasında bu janrayı en iyi temsil eden, kendi şarkısını kendi yazan küresel bir pop yıldızı olmayı başardı. Başka bir şey de beklenilemezdi zaten.

İlk albümü Sour’u 17 yaşında olmayan biri yazamazdı zaten. Albümde onun ağzından dökülen her kelime 17 yaşında herhangi bir kızın ağzından çıkacak kelimelerdi. İlk aşkın kalp kırıklığını, herkesin öv öv bitiremediği gençlik yıllarını yanlış değerlendirdiğine dair korku, kalbini kıran çocuğa karşı hem öfkesini hem de karşı koyamadığı özlemini kimi zaman pop rock tınılarıyla kimi zaman da alternatif pop tınılarıyla öyle iyi anlattı ki üç Grammy ile bu albüm dönemini kapattı.

Ardından gelen Guts ile benzer temaları işlese de direksiyonu pop rock’a kırdı. Albümün çoğunluğunu kapsayan bu türden şarkılar yaşının getirdiği asiliği, öfkeyi yine çok iyi yansıttı ve yeni albümünü iyice merak unsuru haline getirdi.

Yeni Albüm ve Aşka Dair Gerçekler

Acaba direksiyonu tamamen pop rock’a mı kıracak derken bizi ters köşe yaptı ve oldukça sakin bir albüm koydu ortaya. Olivia Rodrigo’nun şarkılarına bakarsak Olivia için aşkın ne denli önemli olduğunu, hayatının tamamını kaplayan bir duygu olduğunu görebiliyoruz. Sex and the City dizisinde Miranda’nın diğer üçlüye attığı nutuğu hatırlayanlar vardır aranızda. Olivia’nın albümlerini dinlerken de ona bu nutuğu atasınız gelmiyor değil:

Olivia Rodrigo's new album is indeed very 'sad for a girl so in love'
Olivia Rodrigo’s yeni albüm

“Artık aşkı hayatının merkezinden çıkarsan da kendi kendine deva mı olsan?” 

Bunu sadece ona değil kendinize de demek istediğiniz nice zaman oluyordur. Yıllardır aşkın tanımı, anlatış biçimi hem bizim kültürümüzde hem de küresel çapta oldukça hastalıklı. Kendini biri için kaybetme, belki hiç konuşmadığın biri için hissettiğimiz bu yoğun hisler aslına bakarsak belki de kendi psikolojimizle ilgiliydi de hep aşk tanımı altında görmezden gelindi. Ayrıca bir kadını tam anlamıyla bir birey haline getiren durumun bir partner olduğu düşüncesini aklımıza işleyen toksik ataerkil yapıdan bahsetmeye gerek yok.

Olivia da bunların tamamına boyun eğmiş gibiydi fakat bu albümde bize İngiliz aktör Louis Partridge ile yaşadığı uzun ilişkiyi bir öykü edasıyla anlatarak önce yeni başlayan ilişkinin heyecanını, sonra da bu boyun eğdiği şeylerin gerçek olmadığını fark etmesinin onu nasıl da paramparça haline getirdiğini anlatıyor.

Albümün İlk Yarısı: “So in Love”

Olivia Rodrigo on Overnight Fame, FreeBritney, and the Therapy of Depressing Songs | GQ
Olivia Rodrigo

Albümün başlangıç şarkısı Drop Dead uzun zamandır beğendiği oyuncuyla ilk buluşmasını anlatıyor. Daha her şey altüst olmamış, iki insan birbiri için heyecanlı ve gözlerinde belki de ayrılığa sebep olacak kişisel kusurlarını görmesini engelleyen o gözlükler var. Hepimiz hayatımızda bunu en az bir kez yaşamışızdır. Buluştuğumuz o barın sabaha kadar açık kalmasını isteriz, karşımızdakinin birasını bitirince “Hadi kalkalım” demesinden nasıl da korkarız. Şarkıya bunları anlatarak başlıyor ve Olivia burada sevgilisini Versay Sarayı’nın muhteşem duvarlarına benzetiyor, onun hakkında her şeyi bilmek istediğini bize haykırıyor. Hem de sormayı beklediği tüm soruları uzun zamandır da düşündüğünün ipuçlarını bize veriyor. Sanki beğendiği birini tanımak için o buluşmaya gitmiş değil de zaten çoktan aşık olduğu kişiyi tanımaya gitmiş gibi.

Albümün ikinci şarkısı sakin piyano tınılarıyla başlıyor. Bu Olivia’nın şarkılarında çok sık yaptığı bir şey. Sakince başlayan şarkılar bir anda vitesini artırıyor ve biz de Olivia’nın o saf ve yoğun duygularıyla baş başa kalıyoruz. “New York City’s never looked so blue.” sözleriyle Stupid Song şarkısına giren Olivia, şarkının devamında sevgilisine aşkını “You should feel how I feel when somebody says your name.” ve “And I want you more than any stupid song could ever say.” sözleriyle gösteriyor. Burada var olan şey albüme de adını vermiş aslında. Bu denli aşıkken bile New York’u hüzünlü görebiliyor. Yıllardır aradığı ve “tek düzgün ilişkim” dediği bu ilişki onu hem mutsuz hem deli hem de inanılmaz mutlu edebiliyor. Bir noktada bu hislerin tamamıyla başa çıkamadığını albümün ilerleyen şarkılarında görüyoruz.

Olivia röportajlarında düğünlerde çalınabilecek bir aşk şarkısı yapmak istediğini söylüyor. Bence bu şarkı Honeybee. Bunu demesine rağmen bu şarkıda da hüznü peşini bırakmıyor gibi. Hem şarkının tınısı çok melankolik hem de sözleri uğursuz gibi. “Ben giderken yüzünün aldığı hali asla unutmam” derken balım dediği insanı bırakma ihtimalini gözler önüne seriyor. Bazı insanlar vardır ki bir şeyi ne kadar severse sevsin, bir şehir ne kadar evi haline gelirse gelsin oradan elbet bir gün gideceğini bilir. Olivia da onlardan biri gibi. “But even when I’m quiet I love you, baby, I promise.” Tüm şarkı bir ilişkinin olası sonunu kabul ve bu kabulün yarattığı kalp kırıklığının önceden sinyali gibi.

Albüm ikiye ayrılmış. İlk kısım olan “So in love”, Purple şarkısı ile son buluyor. Şarkıda hayatını daha da yakından tanımak istediği kişinin hayatının bir parçası olmaya başlamış. Başlarda turist olarak gittiği sevgilisinin memleketi onun için de tanıdık bir hal almaya başlamış. Albümün diğer şarkılarında da işlediği “senin olan benim, benim olan senindir” burada da kendini gösteriyor. Hatta sevgilisinin hayatına o denli gömülüyor ki kendi düşüncelerinin ona mı ait yoksa sevgilisine mi ait olduğunu bilemiyor bile. Şarkıda belli bir perküsyon var. Olivia’nın sesi bir an olsun susmuyor. Fısıldar halde, bağırır halde, mırıldanır halde… En sonunda hayatına hüzün hakim olana kadar bu aşk için eriyeceğini söylüyor ve nitekim de böyle oluyor.

Olivia Rodrigo Brings Out The Cure's Robert Smith at Glastonbury
Olivia Rodrigo ve The Cure’s Robert Smith

Albümün İkinci Yarısı: “You Seem Pretty” 

Albümün ikinci kısmı “You seem pretty” ile başlıyor. Albümün ikinci single’ı da olan The Cure, aşkın herkesin hep bir ağızdan anlattığı gibi kişisel yaralarımıza çare olmadığını anlatıyor. Tüm her şey harika gidiyor olsa da, güneş doğması gereken yerden doğsa da, sabah uyanır uyanmaz cıvıl cıvıl sesler evinizde size eşlik ediyor olsa da, belki de birçok insanın imrenerek sahip olduğu bir hayatınız olsa da huzursuz bir insansanız tüm bunlar boşlukta süzülür hale geliyor. Sevgilinize ait olan her şeyi sizin de benimsemenizin, onun düşüncelerinin sizinkilerle başlayıp bitmesinin önemsiz hale geldiği noktada yapacak bir şey kalmıyor. İçinizi kemiren böcekler, geceleri sizi uyandıran düşünceler, sımsıcak yatağınızı soğuk hale getiren yalnızlık hissi bir aşkla kaybolmuyor. Yıllarca anlatılan o aşk masallarına kanıp beyaz atlı prensin sizi kurtaracağını zannetseniz de gerçek hayatta işler böyle ilerlemiyor. Bir prens gelip sizi öpünce kabuslarınızdan uyanmıyorsunuz. İnsan yine kendi kendisinin çaresi olmadığı sürece mutlu olmayı başaramıyor. Olivia da böyle olmuş ki The Cure ile aşık birine göre ne kadar da mutsuz olduğunu anlatıyor. Çarenin kendisi olduğunu, hayatını yeşertecek kişinin yine kendisi olduğunu fark ediyor. Kafanızın içi zehirle ve kalbinizde şüpheden başka bir duygu yoksa nasıl olur da bir başkası size panzehir olabilir? Doktora gittiğinizde bile ilaçların yanında ruhunuza da iyi bakmanız söylenirken bir insan tek başına asla yeterli olamaz.

“But my head is full of poison, and my heart is full of doubt I got toxins in my bloodstream, you tried hard to suck ’em out And it feels like medication, and it’s good for me, I’m sure But it don’t matter how your love feels anymore It’ll never be the cure It’ll never be the cure”

Bize anlatılan masallar Begged şarkısında da kendini gösteriyor. İyi bir aşkın asla yitip gitmesine izin vermemek gibi. Ne olursa olsun aşk için savaşmak gibi. Artık bir şeyleri elde etmek için oturup yalvarmanız gereken bir aşk için bile savaşmaya değer mi? Tüm anlatılanların yalan olduğunu ve kendinizi seçmeniz gerektiğini kabul etmek gerekir belki de. Sakin gitar tınılarıyla ve artık sevgilinin de kusurlarının görülmeye başlandığı bu şarkı albümün en güzel şarkılarından biri. Üç albümün de prodüktörlüğünü üstlenen Dan Nigro hafif yaylı dokular, akustik gitar ve yumuşak piyanoyla bu kusurların öfkeyle değil de kırgınlıkla anılmasını sağlamış.

Watch Olivia Rodrigo Unravel in New “The Cure” Video | Pitchfork
“The Cure” Video

Geçen sene Glastonbury festivalinde beraber sahne aldıkları efsanevi İngiliz alternatif rock grubu The Cure’un solisti Robert Smith ile seslendirdiği şarkı da albümün kalanıyla benzer temalara sahip. Aşkının ona yetmemesi, aşık olduğunu iddia etmesine rağmen uyuyamamasından ve yemek yiyememesinden bahsediyor. Ruhunu saran korkunç duygular vücuduna da bulaşmış durumda.

Less ve Cigarette Smoke şarkıları artık ayrılığı duyuran şarkılar. Sevdiği insanın gitmesini isterken ona gittiği için de kızıyor. Mutsuzluğu için kendisine kızdığı kadar ona da kızgın. Onunla geçirdiği zamana lanet etmesine rağmen ilişkinin başlarında seslendiği gibi sevgilisine “honeybee” demeye devam ediyor. İki senedir medyada yansıttıkları harika çiftin sadece üstlerine giydikleri karakterler olduğunu söylüyor:

“I thought that we played the perfect couple ‘Til you didn’t want the part”

Albümde ikinci kısımda yer alan ve albümün genel temasından uzak oldukça eğlenceli Expectation şarkısı da var. Bana kalırsa o da dinlenmeye değer oldukça eğlenceli bir şarkı.

Sonuç: Kendi Çarelerimizi Üretmek Olivia Rodrigo reveals 'oddly specific question' she asks men on first dates - masslive.com

Neredeyse her şeyin bir ürüne dönüştüğü günümüz dünyasında hüzün de kişisel öyküler de bundan nasibini aldı. Hüznünü yok edemeyen insanlar belki de bu pazarın parçası haline geldikleri için buradan çıkış yolu da bulamıyor. Üzgün bir ruhla doğmamız hep böyle kalacağımızı mı gösteriyor? Belki de tüm bu sistem bunu bizim karakterimiz haline getirip buradan çıkmamıza izin vermiyor ya da gerçekten bazı insanlar ruhlarını bazı sancılardan kurtaramıyor. Bazı elmalar gökten düşmüyor, düşse de elmalar zehirli çıkıyor. O elmayı kendimiz yaratmayı öğrenmeliyiz belki de. Öğrenemediğimiz takdirde “What’s wrong with me?” sorusunu Olivia gibi sevdiğimiz insanların yanında kendimize sorup duracağız belki de.

İlk iki albümünde ilişkilere dair şarkılara yer verirken kişisel problemlerinden de sürekli bahseden Olivia bu problemleri de ilişkilerine bağlıyor gibiydi. Özgüvensizlikleri, bağlanma ihtiyacı, değersizlik hissi hep ilişkileriyle tetiklenir hale geliyordu. Bunu kendi başına çözmesi gerektiğini fark ettiği, artık genç yetişkin de olan bir kadının kendi problemlerini gün yüzüne çıkardığı harika bir albüm. Olivia Rodrigo yine 20’lerindeki herhangi bir kadının günlüğünü almış, okumuş ve tüm okuduklarını albüme çevirmiş gibi. Pandemide Sad Girl Music’i bir marş haline getiren genç kızlar artık genç yetişkinler ve hepsinin yaralarını saracak merhemleri tek başlarına yaratması dileğiyle yazımı sonlandırmak istiyorum.

Tags: , ,

İlginizi Çekebilir

Cage the Elephant’tan yeni tekli: Beaches in Tennessee

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!