Seul’de her yol K-pop’a çıkıyor

İnceleme
Ülkemizde son dönemde Manifest gibi K-Pop sisteminden ilham alan grupların ortaya çıkmasıyla birlikte yeniden gündeme gelen, ancak uzun yıllardır tüm dünyayı etkisi altına alan K-Pop’u, merkezinde Seul’de incelemek; yerinde deneyimlemek ve Kore’nin neler dinlediğini keşfetmek adına sizi bir yolculuğa çıkarıyoruz.

Öncelikle nedir bu K-Pop?

Seksenli yıllara kadar Güney Kore askeri yönetimin ve sıkı sansürün etkisi altındaydı. Üretilen müzikler büyük ölçüde devlet denetiminden geçiyordu. 1992’de Seo Taiji & Boys, hiphop kültüründen esinlendiği müzikleri, bol pantolonları, rap bölümleri ve danslarıyla Güney Kore’nin kültürel gelişim ve değişimini başlattı. Ardından 1996’da SM Entertainment’ın kurucusu Lee Soo-Man müziği bir ihracat fırsatı olarak görmeye başladı. 1997 Asya Finans Krizi sonrasında Güney Kore hükümeti de bu fikre ortak oldu, ülke bütçesinin %1’ini buna adadı.

Globaldeki adı K-Pop ancak Kore’de Idol Grupları olarak anılan bu ihracat ürünün birkaç özelliği ve işleyen formülleri var. Öncelikle bu grupların Kore yapımı olduğu vurgulanmalı ve kültürel ürün olarak pazarlanmalı. Adaylar ülke çapında seçmelere katılıyor, bunun üzerine birkaç yıl süren stajyerlik eğitimi alıyor. Elemelere tabi tutulup ve en sonunda grup haline getirilip duyuruldukları süreçlerden geçiyorlar. Bu sistemi daha yakından görmek isterseniz Pop Star Academy: Katseye belgesel serisini ya da ülkemizde yayınlanan Big 5, Idol House gibi yarışmaları izleyebilirsiniz. Grup üyeleri başlarda en az 5 kişiden oluşacak ve hepsinin farklı rolleri bulunuyor. Lider, ana vokal, ana dansçı, rapçi, söz yazarı, “maknae” yani en genci, sarışını esmeri gibi görevlerin yanında her üyenin hitap ettiği farklı bir hayran kitlesi oluşuyor. Grup isimleri genelde kısaltmadır, böylece küresel pazarda isimlerin çevrilmesine gerek kalmaz. BTS, AOA, EXO, 2PM bunlardan birkaçı.

Şarkılar çoğunlukla Korece olsa da içinde mutlaka kulağa takılan İngilizce kelime bulunduruyor. Son olarak bilmeniz gereken şey de aslında K-Pop’un içinde birden fazla dönemin tutan müzik türlerinin aynı şarkıda birleşerek bir arada bulunabiliyor olması. Bir şarkıda 20 saniyede bir Pop, EDM, rock, R&B, trap, hip-hop ve ballad gibi türler art arda gelebiliyor.

Seul: Devasa Bir K-Pop Merkezine Dönüşen Şehir

Gelelim günümüzde Seul’un nasıl devasa bir K-Pop merkezine dönüştüğüne.

Daha havalimanında konser için gelen yüzlerce turistle karşılaşıyorsunuz. Onların sağlam bir hayran olduğunu sadece üzerlerindeki merch tişörtlerinden değil, taktıkları limited edition çantalardan ya da birbirlerinin çantalarına attıkları imrenen bakışlardan anlayabiliyorsunuz. BTS gibi dünya yıldızlarını bünyesinde barındıran HYBE isimli plak şirketi binasının önünde bizdeki Unkapanı gibi hem ünlü olmak isteyenlerin hem de hayranların oluşturduğu kuyruklar var.

Gangnam Style Heykeli

Gangnam Style’dan Hallyu’ya

Bu işi küresel boyutlarda meşrulaştıran PSY’nin 2012’de bir milyar kez izlenmeye ulaşan ilk YouTube videosu ünvanını taşıyan Gangnam Style’ında devasa heykeli tabii ki Gangnam Bölgesinde ziyaretçileri ihtişamıyla karşılıyor. Yakınlarında bulunan K-Star Road ise lüks markaların bulunduğu bir cadde. Burada “GangnamDol” adı verilen ikinci ve üçüncü nesil K-Pop gruplarını tanıtan gruplara özgü tasarlanmış ama temelde ayıcık formunda heykeller bulunuyor. Ancak burada Blackpink, Seventeen gibi bazı yüksek tanınırlıkları olan grupların heykeli olmadığını fark ediyoruz. Bunun nedeni Gangnam Dol’un 2014-2016 dönemindeki Hallyu’yu temsil eden gruplardan oluşan bir proje olduğunu öğreniyoruz. Bu arada Hallyu nedir dersek de; Çin medyasının 1990’larda yükselen Kore kültürüne taktığı “Kore Dalgası” anlamına gelen bir ifade.

K-Pop’un Ticari Gücü

Aklınıza gelebilecek ve gelmeyecek; her yerde ve her şekilde K-pop lisanslı ürünlerle karşılaşıyorsunuz.

BTS ile Korece mi öğrenmek mi istersiniz, yemek yapmayı mı yoksa şehri onlarla gezmeyi mi?

Markete giriyorsunuz; noodle’ların 7 aromasının her biri farklı bir BTS üyesine ithafen üretilmiş. Kozmetik deseniz apayrı bir dünya. Her ürün bu idollerle tanıtılıyor ya da lisanslanıyor.

Midas’ın tuttuğu her şeyi altına dönüştüren dokunuşu gibi Kore’de tuttuğunuz her şey önce K-Pop’a sonra ticari değere dönüşüyor.

Photo Card Kültürü

Kitapçılarda ise photo card makineleri var, sevdiğiniz grubun makinesine gidip rastgele bir üyenin basılı fotoğrafını para karşılığında alıyorsunuz.

“Bu devirde yok mu bu fotoğraflar internette ücretsizi?” dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü ben dedim. Ama bunlar resmi çekilmiş yüksek kalite fotoğraflarmış. Bunları miniklerimiz çantalarında, cüzdanlarında her daim yanında taşıyor ve aksesuar gibi çantalarını bunlarla dekore ediyorlar. Aynı insanın, aynı kıyafetle benzer açılardan üç pozu düşüyor makineden. Hani sanki üç kere aynı pozu çekmeye çalışmış, hangisi daha güzel karar veremeyip silememiş gibi. Siz de eğer bir koleksiyonerseniz, sevdiğiniz pozu kendinize saklıyor geri kalanını dilerseniz başka bir fan ile takas edip bu kartları koleksiyonunuzda topluyorsunuz.

Birthday Cafe Geleneği

Beni en fazla şaşırtan ise Birthday Cafe kültürü oldu. Seul’e gitmeden önce bana mutlaka uğra demişlerdi. Ben de fiziki, tabelası olan kalıcı Birthday Cafe arayıp durdum. Sonra öğrendim ki, hayranlar bir idolün doğum günü haftasında herhangi bir kafeyi birkaç günlüğüne kiralıyor, bu kafeyi süslüyor, sonra hayran sayfalarında idolün doğum gününü kutlayacağını duyuruyor. Akabinde hayranlar bir hafta boyunca idolün haberi dahi olmadan, idolün doğum gününü gıyabında kutluyor.

Peki Bu Bağ Neden Bu Kadar Güçlü ve bu kadar sevgi, hayranlık, takıntı ve bağ neden?

Güney Kore, eğitim sistemi, uzun çalışma saatleri ve yoğun rekabet kültürüyle biliniyor. Toplumsal baskı ve linç kültürü de özellikle gençler üzerinde ciddi bir yük oluşturabiliyor. Ülke uzun yıllardır ruh sağlığı ve yüksek intihar oranlarıyla mücadele ediyor. Dolayısıyla gençler bağ kuracağı, kabul göreceği, aidiyet hissedeceği ilişkiler kurmak istiyor.

Şarkı sözleri genelde kendini baskıda hisseden gençlerin hayatlarını ele alıyor. Onlar için bu duygularla başa çıkmanın, ifade etmenin ve umut beslemenin çözümü ya bu idollerle yoldaş olup fan kültürüne ait olmak ya da bir idol olmak.

İkisi de çok ulaşılabilir hayaller ve hedefler gibi sunuluyor Kore’de…

Çünkü her an bir yerde bir pop-up konserle idolünüzü görebiliyor ya da çok küçük yaşlardan itibaren alışveriş merkezi gibi sosyal yerlerde dans veya yetenek yarışmalarına katılabiliyorsunuz.

Dolayısıyla K-Pop kültürü yalnızca bir ihracat ürünü değil, kendi gençlerine de bir hayat simidi.

Bir Cuma Akşamı Seul’de

Yazının son kısmında, ergenliğimizi elimizden tutan K-pop ile atlattığımızı, Seul’de bir cuma akşamı iş çıkışı arkadaşlarımızla buluştuğumuzu hayal edelim.

1. İlça‘ya yani ana yemek olarak meşhur Kore Barbeküsüne gidip yanında Soju ve biralarımızı içtik.

2. İça yani rahatlayıp sohbet ederken atıştırmaya tavuk bira ile cilamızı attık.

3. Samça yani artık hafif çakır keyifken eğlenmeye Karaokeye gittik.

Karaoke’de ne söyleriz? Koreliler ne dinler, ne söyler?

Burada artık yetişkinlikte alternatif müzik türleri daha yaygın. IU, Hyukoh, Akmu, Hanroro, Woodz, 10CM gibi isimler oldukça seviliyor.

Benim favorim Silica Gel, bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Karaoke’de şarkımızı söyleyip atmamamız gereken mesajları attıktan sonra midemizi rahatlatmaya 4. Saça olarak çorbacımıza gidip hem bu hayali akşamı hem de bu yazıyı burada bitiriyoruz.

Tags: , ,

İlginizi Çekebilir

Robert Smith’ten FIFA’ya Sert Tepki: “Dünya Kupası’nı Super Bowl’a Çevirmeyin”

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!