Geçtiğimiz haziran ayında “Karanlık Sancıyı Aydınlatıyor” adlı yeni albümünü yayınlayan Ankaralı bağımsız müzisyen Fakala, BBI Yerli’nin 231. konuğu oluyor.
1. Projenizin adı nedir?
Fakala
2. Kendinizden ve müzik kariyerinizden kısaca bahseder misiniz?
Ben Taylan Yıldırır, 2002 doğumluyum. Afyonkarahisar’da doğdum. 10 yaşımdan beri Ankara’da yaşıyorum. Ankara’da sanatla tanıştım. 7 yıl tiyatro ile ilgilendim. Müziğe lisede başladım. Müzik hayatımda farklı rollerde kendimi yetiştirdim. Üniversite’de müzik teknolojisi okumamla beraber, çeşitli yerlerde tonmeister ve ses/kayıt mühendisi olarak çalıştım. Çeşitli sanatçıların müziklerinin prodüksiyonunu üstlendim. Çeşitli gruplarda gitar ve bas gitar çaldım. 2022 yılından beri dijital müzik mecralarda müzik paylaşıyorum. Son paylaştığım albüm “Karanlık Sancıyı Aydınlatıyor”
3. Siz müziğinizi hangi tarz ya da tarzlar içinde tanımlıyorsunuz?
Aslında ben tarzları müzik üretiminde bir ifade biçimi olarak görüyorum. O yüzden dışa vurmak istediğim imgeye hizmet eden müzik lügatı ne ise müziğimi o tarz ile yoğurmaya gayret gösteriyorum.
4. Üretiminize hangi şehirde devam ediyorsunuz? Yaşadığınız şehrin müziğinize sizce etkisi var mı?
Ankara… Kesinlikle var. Burası büyük projelerin veya kendini kaybedeceğiniz gecelerin etkisinden ziyade uzun süreli dostluklar ve zamanla pişen fikirler üzerinden beni besliyor.
5. Müziğinize değer katan kişiler kimlerdir?
Dostlarım arasından birçok kişiyi sayabilirim ama değinmek istediğim çok önemli birisi var “Mehmet Ok”. Mehmet Usta benim için bir rehber gibiydi. Neredeyse her gün yanına giderdim ve tarihten, evrenden, kültürlerden, felsefeden falan konuşurduk. Onunla konuştuğumda varoluşun bende bıraktığı yaraları kısa süreliğine de olsa unuturdum. Maalesef 70’lerinde kendisini kaybettik. Ben de onunla tanışmamdan ölümüne kadar yaşadıklarımı “So ist das leben” adlı parçamda anlattım.
6. Müziğini etkileyen gruplar ya da sanatçılar var mıdır?
Hep bu sorunun bana sorulmasını hayal etmiştim. Türkiye’den Büyük Ev Ablukada, Ceg, Evrencan Gündüz diyebilirim. Türkiye dışından ise Alice Phoebe Lou, Matt Elliott, Django Reinhardt diyebilirim. (Muhtemelen bu isimlerden sonra pişman olucam :D)
7. Daha önce sahne aldınız mı? Varsa en yakın etkinliğiniz ne zaman?
Birçok kez sahne aldım ancak “Fakala” olarak şimdiye kadar Ankara’daki Haymatlos Mekan’da iki kere konser verdim.
8. Sence ülkemizde sahne almanın zorlukları nelerdir?
Ülkemizde sahne almanın çok fazla zorluğu var. Sahne alacak düzgün ses sistemi olan veya size insan gibi davranan mekan sahibi bulmak çok güç. Kötüleşen ekonomide tanınmayan bir sanatçı olarak insanlara bilet satmak neredeyse imkansız. Bilet satsanız bile, bilet gelirleri ile geçinen müzisyen sayısı çok az. Bununla beraber müzisyenin çalgıcı bulması da oldukça güç. Çünkü müzisyen geçinemezken, çalgıcısının geçinmesinden söz edemeyiz. Bu konuda konuşursam sayfalarca sürer.
9. Yayınlanmış albüm, kısa çalar veya teklileriniz var mı?
Yayınlanmış 2 albümüm, 6 single parçam var.
10. Projenizde yer alan eserler “tasarım” olarak neyi ifade ediyor?
Müzik türü sorusunda dediğim gibi tasarımlara da ben araç olarak bakıyorum. O yüzden müziğime hizmet edecek sound neyse o tarafa yöneliyorum.
11. Kayıtlarınızı nerelerde alıyorsunuz ve ses prodüksiyonunda kimlerle çalışıyorsunuz?
Kayıtlarımı bazen ev stüdyomda bazen ise dostlarımın stüdyolarında alıyorum. Kendi prodüktörlüğümü kendim yapıyorum. Başkalarına da ses prodüksiyonu yapıyorum. Şu sıralar tek geçim kaynağım bu.
12. Kendinize ait bir üretim alanınız var mı?
Kendi ev stüdyom var.
13. Sırasıyla, dinleyici – mekanlar – organizatörler – müzisyenler, müzik basını ve diğer kişi/kişilerden beklentileriniz nelerdir?
Benim müziğim kalıplaşmış müzik dinleme alışkanlıklarının biraz dışında dinlenilmesi gerek bir müzik. “Arkada çalsın” veya “melodilere odaklanayım” derseniz asıl olayı kaçırıyorsunuz. Sinema izler gibi biraz odaklanarak dinlenilmesi gereken bir müzik olduğunu düşünüyorum. Mekanlar için “ses çıksın yeter” fikrinden uzaklaşıp, “keyifle müzik dinlenecek” ses sistemleri güzel olurdu. Keşke… 🙂 Organizatörler sadece popülerlik üzerine değil de belirli konseptler üzerine yaratıcı etkinlikler düzenleseler tatlı olabilirdi. Müzisyenlerden en büyük beklentim kendilerini ezdirmemeleri. Dinleyici beni dinlemez, organizatör bunu yapmamı istemez, menajerim beni bırakır vb. gibi korkularla yaptığınız müzik size bu işi neden yaptığınızı unutturur ve çocukken hayaller kuran halinizi yüzüstü bırakmış olursunuz. Müzik basınından en büyük beklentim ise sadece popüler olanı (veya olma potansiyeli olanı) paylaşmamaları. Müzik ve müzisyenlik birçok açıdan değerlendirilebilir. Müzisyenler, kendi tarzlarında ve yaratıcı işler yaparak kendilerini ifade edebilirler. Bu şekilde, müzik yapan insanlar farklı yöntemlerle duygularını ve düşüncelerini dile getirebilir.
14. Müzik dışında aktif olarak devam ettirdiğiniz mesleğiniz var mı? Devam eden rutin hayatınız ve müzik hayatınız arasındaki dengeyi kısaca anlatabilir misiniz?
Şu an müzik prodüktörlüğü ve müzik teknolojisinin farklı kollarındaki farklı işleri yapıyorum. Para kazandığım işim bu. (Instagram @prodbyfakala üzerinden takip edebilirsiniz.) O yüzden her günüm sabahtan akşama kadar müzikle geçiyor.
15. Projenize ait sosyal medya hesapları nelerdir?
Instagram: @mrfakala
Spotify: Fakala
Youtube: Fakala
16. Dinleyiciler, mekanlar veya organizatörler size nerelerden ulaşabilir ve kiminle iletişime geçebilir?
Instagram üzerinden veya fakalafakl@gmail.com üzerinden ulaşabilirler.
17. Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Müzik derin bir ifade biçimi ve birçok yöntemi mevcut. Yalnızca pazarlanabilir olanları (sahneler, dijital ürünler vb.) rağbet görüyor. Çünkü size onları pazarlıyorlar. Müzik bundan ibaret değil. Müzik yapmanın çok fazla yöntemi var. Müzik yalnızca pazarlanan bir ürün değil!












