Indie pop ve singer-songwriter ekseninde üretimlerini sürdüren Pelin Can, bu yılki akustik EP’si ve peş peşe gelen yeni teklilerinin ardından BBI Yerli’nin 260. konuğu!
1. Projenizin adı nedir?
Kendi ismimle, Pelin Can olarak sürdürüyorum.
2. Kendinizden ve müzik kariyerinizden kısaca bahseder misiniz?
1998 Ankara doğumluyum. Müziğe 6 yaşında klasik gitarla başladım. Lise eğitimimi Bilkent Müzik Hazırlık Lisesi’nde tamamladım, burada fagot ve piyano eğitimi aldım. Fagotu artık pek çalmasam da o dönemde aldığım müzik eğitiminin müziğe şu andaki bakışımda önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum.
İlk gerçek anlamda şarkılarımı 15 yaş civarında yazmaya başladım. Liseden sonra müziğin yanında başka bir alanım da olsun ve kendimi farklı bir yönde geliştireyim diye üniversitede iç mimarlık okudum. Ama bu süreçte müzik üretmeyi hiç bırakmadım.
Üniversite yıllarında Mirkelam’ın bir şarkısına yaptığım cover sayesinde instagram üzerinden Süheyl Atay’la yollarımız kesişti. O dönem Mirkelam’la çalışıyordu. Süheyl Atay zaman içerisinde hem prodüktörüm ve menajerim hem de müzik hayatımda önemli bir mentor oldu benim için. Kendi şarkılarımı hayata geçirme ve yayımlama sürecinde bana yol açtı ve çok destek oldu.
Üniversiteyi bitirdikten sonra müziğe daha fazla alan açmak için İstanbul’a taşındım ve sonrasında yavaş yavaş kendi şarkılarımı yayımlamaya başladım.
3. Siz müziğinizi hangi tarz ya da tarzlar içinde tanımlıyorsunuz?
Indie pop, singer-songwriter ve alternatif müzik ekseninde diyebiliriz ama müziğimi belirli bir kalıba sokmak benim için zor. Çok farklı ülkelerden ve farklı türlerden müzik dinliyorum. Hatta dönem dönem en çok dinlediğim müzik türü de tamamen değişebiliyor.
Şarkı üretirken de “bu şu türe ait olmalı” gibi şeyler düşünmüyorum. Yazarken kafamda nasıl bir dünya hayal ediyorsam sonuç genellikle oraya doğru gidiyor. Çok mainstream bir müzik yapmadığımın farkındayım ve açıkçası bundan da memnunum. Benim için şarkının kendi karakterini koruması daha önemli.
4. Üretiminize hangi şehirde devam ediyorsunuz? Yaşadığınız şehrin müziğinize sizce etkisi var mı?
Şu anda İstanbul’da üretmeye devam ediyorum. Ankara’da hayatımın ilk 21 yılını geçirdim, dolayısıyla hayatımın ve müzikle kurduğum ilişkinin çok büyük bir kısmı tabiki de orada şekillendi. İstanbul ise kendi müziğimi profesyonel olarak üretmeye ve yayımlamaya başladığım şehir. Bu yüzden iki şehrin de müziğime etkisi olduğunu düşünüyorum.
İstanbul’u bazen seviyorum bazen sevmiyorum. Bir yandan çok fazla şey sunan ve insanı sürekli hareket halinde tutan bir şehir ama diğer yandan da kalabalığı ve temposuyla oldukça bunaltıcı ve yorucu olabiliyor. Bütün bunlar doğrudan şarkının konusu olmasa bile insanın hislerine, dolayısıyla ürettiği şeye bir şekilde yansıyor.
5. Müziğinize değer katan kişiler kimlerdir?
Benim müzik eğitimim olsun, şarkıların prodüksiyon tarafı olsun, ben de ve yaptığım müzikte emeği ve katkısı olan herkes diyebilirim.
En büyük katkı tabi ki de annem ve babam, küçük yaşlarımdan itibaren bana hep destek oldular hala da devam ediyorlar. İlk gitar öğretmenim Ender Hoca’nın yeri de benim için ayrı. 6 yaşında küçücük bir çocukken başlayıp yıllarca bana sabırla emek verdi.
Profesyonel müzik hayatımda ise Süheyl Atay’ın yeri çok önemli. Ben daha üniversitedeyken yukarıda bahsettiğim gibi yollarımız kesişti ve sonrasında kendi şarkılarımı gerçekten hayata geçirebilmemi sağladı.
Son dönemde de Orkun Tunç ile çalışmak benim için hem çok keyifli hem de öğretici bir süreç oldu. Bir şarkının başka bir müzisyenin bakış açısıyla farklı bir yere gittiğini görmek üretimin en sevdiğim taraflarından biri.
6. Müziğinizi etkileyen gruplar ya da sanatçılar var mıdır?
Tek bir favori sanatçım ya da bağlı olduğum belirli bir müzik türü yok açıkçası. Yine de sevdiğim isimlerden bahsetmem gerekirse Amy Winehouse ve Adele’i uzun zamandır severek dinliyorum. Türkiye’den de Göksel ve Şebnem Ferah çok sevdiğim isimler arasında. Ama kendi müziğimi üretirken doğrudan bir sanatçıyı referans almaktan çok, o dönem beni heyecanlandıran seslerin ve hislerin doğal olarak üretimime karışmasına izin veriyorum.
7. Daha önce sahne aldınız mı? Varsa en yakın etkinliğiniz ne zaman?
Çocukluğumdan itibaren hem okulda hem okul dışında birçok etkinlikte sahne aldım. Fakat profesyonel anlamda henüz istediğim kadar sahne deneyimim olduğunu söyleyemem.
Sahneye çıkmayı kesinlikle istiyorum ve karşıma çıkan doğru fırsatları değerlendireceğim. Tabii bazen bu fırsatları kendimizin de yaratması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde şarkılarımı canlı olarak daha fazla paylaşabilmek istediğim şeylerden biri.
8. Sizce ülkemizde sahne almanın zorlukları nelerdir?
Benim kendi deneyimimde en büyük zorluk ekonomik tarafı. Kendi üretimini finanse eden bir sanatçı olarak kayıt, prodüksiyon ve yayın süreçleri zaten belirli bir bütçe gerektiriyor. Sahne tarafında da müzisyenlerden provalara ve teknik ihtiyaçlara kadar ayrı bir hazırlık ve bütçe söz konusu.
Aslında bağımsız müzik yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde zor. Belirli bütçelere sahip olmadığınızda bazen hareket alanınız ister istemez daralıyor. Yine de İstanbul’un bu anlamda farklı müzisyenlerle ve mekanlarla karşılaşmak açısından birçok imkan sunduğunu düşünüyorum.
9. Yayınlanmış albüm, kısa çalar veya teklileriniz var mı?
Evet. 2022’de “Son Defa” ile başlayan yayın sürecimde “Geceler”, “İstersen”, “Bir Kez Daha”, “Sanki” gibi kendi şarkılarımı yayımladım. Bunların yanında “Sessiz Gemi” yorumum var. Ayrıca Refik Durbaş’a Saygı albümünde şairin “Misal” isimli şiirini besteleyip yorumladım.
Sonrasında bu sene geçmişte yayımladığım şarkılara yeniden döndüğüm Geçmişte Kalanlar (Akustik) EP’sini yayımladım. Bu projeyi yapmamın sebebi, şarkıların üzerinden yaklaşık üç yıl geçtikten sonra onları bugünkü halim ve müzikal olgunluğumla, mümkün olduğunca sade bir şekilde tekrar yorumlamak istememdi.
Ardından “Yokluğuna”, “Söyle Bana”, “Yalandan Hisler” ve “Ne Önemi Var” ile yeni şarkılarımı yayımlamaya devam ettim.
10. Projenizde yer alan eserler “tasarım” olarak neyi ifade ediyor?
Şarkı yazma biçimim sürekli değişiyor. Bazen bir söz ya da tema üzerinden gelişiyor, bazen önce bir melodi geliyor. Ama çoğu zaman başlangıç noktam bir his oluyor. Yalnızlık, aşk ve kendini bulma sanırım en sık döndüğüm temalar. Hatta bazen kendi kendime “başka konulara da el atmalıyım” dediğim oluyor. Sürekli kendimi tekrarlamamak için.
Çok konuşkan biri değilim, daha sessiz ve içe dönük biriyim. Şarkı yazmaya başlamamın sebeplerinden biri de buydu aslında. Hissettiklerimi konuşarak anlatmak yerine müzikle paylaşmak bana hep daha doğal geldi. Bu yüzden şarkılarım da çoğunlukla hayatımın belirli dönemlerinde hissettiğim şeylerden ortaya çıkıyor.
Mesela “Geceler”i İstanbul’a ilk taşındığım günlerde yazdım. Covid döneminde ilişkim yaklaşık altı ay boyunca uzun mesafeye dönüşmüş ve bu süreçte görüşememiştik. İstanbul’a yeni gelmişim, evde tek başımayım ve bir akşam odada yerde oturup gitar çalarken birkaç akoru tekrar etmeye başladım. Sözler de kendiliğinden üzerine geldi ve şarkıyı yaklaşık bir saat içerisinde yazdım. Yeni bir başlangıcın heyecanı ve korkusu, uzun süre görüşememenin getirdiği belirsizlik gibi birçok duygu o şarkıda bir araya geldi.
“Yokluğuna” ise çok değer verdiğim bir kaybı yaşadıktan sonra yazdığım bir şarkı. Bazı hisleri konuşarak anlatmak benim için zor olduğu için sanırım o dönemde yaşadıklarım da bir şarkıyla çıkış yolu buldu.
11. Kayıtlarınızı nerelerde alıyorsunuz ve ses prodüksiyonunda kimlerle çalışıyorsunuz?
Bu yıl çıkan projelerimin kayıtlarını No.5’ta Ozan Çanak ile aldık. Ozan aynı zamanda mix ve mastering’leri yaptı. Prodüksiyonda Orkun Tunç ve Süheyl Atay ile çalıştık. Orkun Tunç müzikal prodüksiyon ve mixing tarafında, Süheyl Atay ise yayın, dağıtım ve projenin genel süreçlerinde yer aldı. Yeni teklilerimin aranjelerini de Mehmet Karagür yaptı.
Bir şarkıyı kimseyle paylaşmadan önce genellikle bir süre kendi başıma çalışıyorum. Söz ve müziği telefonuma gitarla kayıtlar alarak oturtuyorum. Sonrasında home studio’mda kayıtlar alarak kafamdaki fikri mümkün olduğunca anlatan bir demo hazırlıyorum.
Şarkı hazır gibi hissettirdiğinde trafiği, düşündüğüm enstrümanları ve demo kanallarını iletiyorum. Sonrasında aranje bu iskeletin üzerine yeni bir perspektifle inşa ediliyor.
12. Kendinize ait bir üretim alanınız var mı?
Evet, evde basit bir home studio’m var. Şarkılarımın demolarını yukarıda değindiğim gibi burada hazırlıyor ve fikirlerimi geliştiriyorum.
13. Sırasıyla, dinleyici – mekanlar – organizatörler – müzisyenler, müzik basını ve diğer kişi/kişilerden beklentileriniz nelerdir?
Sanırım en temel beklentim bağımsız müziğe biraz daha alan ve zaman tanınması. Bugün çok fazla müzik yayımlanıyor ve her şey çok hızlı tüketiliyor. Dinleyicilerin zaman zaman algoritmanın önlerine getirdiği şeylerin biraz dışına çıkıp yeni sanatçılar keşfetmeye açık olması bence çok değerli.
Mekan ve organizatör tarafında da bağımsız sanatçıların ekonomik gerçeklerinin biraz daha gözetildiği koşulların daha fazla oluşmasını isterim. Kendi üretimini finanse eden bir sanatçı için sahneye çıkmak da başlı başına bir yatırım haline gelebiliyor.
14. Müzik dışında aktif olarak devam ettirdiğiniz mesleğiniz var mı? Devam eden rutin hayatınız ve müzik hayatınız arasındaki dengeyi kısaca anlatabilir misiniz?
İç mimarlık mezunuyum ama mezun olduktan sonra bu alanda çalışmayı tercih etmedim.
Şu anda da İTÜ MİAM’da ses mühendisliği yüksek lisansına devam ediyorum ve bu yıl tezimi yazacağım. Dolayısıyla şu an eğitim hayatıma ve kendi müziklerimi üretmeye devam ediyorum.
15. Projenize ait sosyal medya hesapları nelerdir?
Instagram’da @zpelinc, Facebook ve TikTok’ta ise @pelincanofficial hesaplarından beni takip edebilirsiniz.
16. Dinleyiciler, mekanlar veya organizatörler size nerelerden ulaşabilir ve kiminle iletişime geçebilir?
Sosyal medya hesaplarım üzerinden ya da pelincanofficial@gmail.com adresinden iletişime geçebilirler.
17. Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Bundan sonraki en büyük hedefim bir albüm yapmak. MİAM’da aldığım eğitimle beraber teknik anlamda da kendimi geliştirmeye devam ediyorum ve mümkünse bu albümde sürecin çok daha büyük bir bölümünü kendim üstlenmek istiyorum.
Şarkının yazımından demosuna, kaydından prodüksiyonuna, mix ve mastering’ine kadar baştan sona kendi dünyamı yansıtabildiğim bir albümü olabildiğince kendi başıma yapabilmek şu andaki en büyük hedefim.
Haftalık Bültene Abone Ol
Yeni yazılar ve öne çıkanlar her hafta e-postana gelsin.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!
Yorum yazmak için topluluğa katıl. Ücretsiz, bir dakika sürer.






