BBI Yerli #255 | anbean

BBI Yerli
İlk albümleri “Kontrast”ı geçtiğimiz ay yayımlayan İstanbul merkezli ikili anbean ile müzikal dünyalarını, üretim süreçlerini ve Türkiye’de alternatif müzik sahnesinde var olmayı konuştuk.
Fotoğraflar: Yasin Solakoğlu

Projenizin adı nedir?

Projemizin adı “anbean”.

Kendinizden ve müzik kariyerinizden kısaca bahseder misiniz?

Biz bir ikiliyiz. Ben Attila Cener, duo’m Alihan Yılmaz, ikimiz de İstanbul’luyuz. Ben (Attila) İTÜ Konservatuvar’da okurken Alihan ile beraber başka bir projede çalmak için ilk defa tanıştık ve yakın arkadaş olduk. Müzikal, kültürel ve karakteristik uyumumuz bizi kendi sanatımızı üretmeye teşvik etti, adeta zorladı diyebilirim. Büyük emekler ve uğraşlar sonucu anbean‘ın ilk albümü olan Kontrast‘ı yarattık ve dinleyicilerine sunduk.

Siz müziğinizi hangi tarz ya da tarzlar içinde tanımlıyorsunuz?

Müziğimize genel hatlarıyla art rock, indie rock, synth rock diyebilirim. Benzetmelere de açığız, öncelikli hedefimiz her zaman kendimize karşı doğru/gerçek hissetmek ve aslımızı temsil edebilmek.

Üretiminize hangi şehirde devam ediyorsunuz? Yaşadığınız şehrin müziğinize sizce etkisi var mı?

İstanbulluyuz, ben (Attila) Kadıköy-Bostancılıyım. Alihan da daha göçebe şu sıralar. Beşiktaş’a, Kadıköy’e ve işi gereği çeşitli yerlere gidip geliyor. 🙂

Müziğinize değer katan kişiler kimlerdir?

Müziğimize değer katan kişiler öncelikle bizleriz. Kendi estetiğimiz, tecrübelerimiz ve hayat görüşümüz ön planda olduğu için kendimize ve dinleyenlere asla yalan söylemiyoruz. Bence böylesi daha değerli; bir şeyin gerçek olması yani…

Müziğinizi etkileyen gruplar ya da sanatçılar var mı?

Müziğimizi etkileyen birçok sanatçı/grup var elbette. Hayranı olduğumuz her sanatçı bizi derinden etkiliyor mu bilmiyorum ama birkaç örnek vereyim; Arcade Fire, Queens of the Stone Age, Kings of Leon, Deftones, The Strokes, Björk, Interpol, MGMT diyebilirim. Tarz olarak ise çok daha çeşitlendirmem gerekir; latin, latin-jazz, bossa nova, stoner rock, grunge, alt pop, art pop, klasik, contemporary, EDM ve IDM diyebilirim.

Daha önce sahne aldınız mı? Varsa en yakın etkinliğiniz ne zaman?

İkimiz de profesyonel müzisyen olduğumuz için kariyerimizde defalarca sahne aldık. “anbean” olarak ilk albüm lansman konserimiz 30 Temmuz, Karga-Kadıköy‘de oldu. Bir diğeri ise 15 Ağustos, Noh Extended’da gerçekleşecek, sizleri de görmekten mutluluk duyarız.

Sizce ülkemizde sahne almanın zorlukları nelerdir?

Maalesef temel zorluk ana akımdaki kısır tüketim çılgınlığı.

Sektörün devlerinin elindeki güç bütün bir toplumun kaderini belirleyebilecek nitelikte bence. Bu gücü kültür yaratmaktan ziyade eskaza bir şekilde, veya 20-30, hatta 40 yılı aşkın süredir tutmuş ve tutan “ürünleri” tekrar tekrar tüketiciye pazarlayanlar kendilerinden başka kimseye fırsat tanımıyorlar ve tanımayacaklar.

İnsanımızın birey olabilmekte zorlandığı bu dönemde onlara nefes aldıracak, düşündürecek, hislerine dokunacak yeni alternatifler sunulmuyor ve daha da kötüsü ana akım müzik bir kitle kontrol mekanizması olarak kullanılmaya devam ediyor. Görünürlük elde edemediğimiz ve yeteri kadar dinleyiciye ulaşamadığımız için ana akımdakiler gibi sahne alamıyoruz. Ana akım olarak bahsettiğim şey popüler kültür ve ürünleridir yanlış anlaşılmasın. Her popüler kötüdür diye bir söylemi savunmuyorum. Popüler de gerçek olsun ve bize yalan söylemesin istiyorum. Sahte bir gerçeklik ile insanlara imkansız hayalleri satıyorlar.

Yayınlanmış albüm, kısaçalar veya teklileriniz var mı?

İlk albümümüz “Kontrast” bu hafta çıktı. 9 şarkıdan oluşuyor albüm. Şu an ikinci albümü finalize etmeye çalışıyoruz. Üretim ve prodüksiyon alanı en güçlü olduğumuz alan. Dahası da geliyor yani.

Projenizde yer alan eserler “tasarım” olarak neyi ifade ediyor?

Ses tasarım dünyamız minimal ve özenle düşünülmüş partisyonlardan, üst üste eklenerek genişleyen bir atmosferden ve organik bir hissiyattan oluşuyor. Davullar, synth, gitar partisyonları gibi sadece gerekli olduğunu hissettiğimiz şeylere yer vermeye çalışıyoruz. Bu büyük bir sorumluluk.

Sadece yapabiliyor olduğun için yapıyorsan sıkıntı var demektir. Olay yapabilmen değil, bütüne hizmet edebilecek olgunluğa sahip olman. Bunu edinebilmek için çok uğraştım ve kendimize inanılmaz sert davrandık çoğu zaman.

Kayıtlarınızı nerelerde alıyorsunuz ve ses prodüksiyonunda kimlerle çalışıyorsunuz?

Albümü No:5 müzik stüdyosunda kaydettik. Bizim için çok önemli ve değerli bir yer. Bu tarzları en iyi kaydedebileceğiniz, mix-master alabileceğiniz yegane stüdyo şu an Türkiye’de bence.

Mix’i ve mastering’i Ozan Çanak yaptı, süper bir müzisyen ve harika bir sanatsal estetiğe sahip. Çok iyi de bir prodüktördür Ozan Abi. Bu albümde büyük emeği var. Genel olarak prodüktör biziz. Ayrıca bütün besteler, performanslar ve icralar, her şey bu ikimize ait.

Kendinize ait bir üretim alanınız var mı?

İkimizin de ev stüdyosu var. Şarkıları ve düzenlemeleri ev stüdyolarımızda final hallerine getiriyoruz. Sonra da kayıtlar için stüdyoya giriyoruz.

Sırasıyla dinleyici, mekanlar, organizatörler, müzisyenler, müzik basını ve diğer kişi/kişilerden beklentileriniz nelerdir?

8. soru ile bağlantılı bir cevap olacak bu. Dinleyiciden beklentimiz, kendilerine yakın olan ve kendilerinden olan değerleri sahiplenmeleri. Diyelim ki Belçika’dan gelen “nokta nokta” isimli grubun sahnesi full çekerken, aynı merak ve ilgiyi bize de göstermeleri. Çünkü emin olsunlar, biz de sanatımızla onları tatmin ederiz.

Eğer ana fikir sadece “nokta nokta” ülkesinden gelmiş, “nokta nokta” isimli grubun konserinde bulunmuş olmak ise buna da karışmaya hakkım yok. Hepimizi dinlesinler ve desteklerini göstersinler.

Mekânlar ve organizatörler için de aynısı söz konusu. Dışarıdan, kendi halkının bile bilmediği Avrupalı bir gruba mekânınızda yer vereceğinize kendi değerlerinize, sanatçılarınıza sahip çıkın. Bizler yurt dışında kolay kolay festivallerde yer alamıyorsak, sen bu ayrıcalığı kendi komünitenin dışındaki birine neden tanıyorsun? Eline plaket mi veriliyor? “Teşekkürler, biz bu sanatçıyı görememişiz, siz nasıl buldunuz?” mu diyorlar? Veya karşılığında kültür elçisi ilan edilip konsolosluklardan teşekkür mektubu mu alıyorlar, anlamıyorum.

Tüketim kültürüne bu da dahil işte: dışarıdaki iyidir algısı. Bu algıya ben de zaman zaman katılıyorum fakat adaletli olmak gerekir. Bizlerin emeği ve mücadelesi saygıyı hak ediyor.

Zaman zaman çevremde çok duyarlı ve ilgili sanatseverleri görmek de beni çok mutlu ediyor. Hiçbir şeyi gösteriş için yapmadıkları, bundan büyük keyif aldıkları ve beslendikleri çok belli. Onlar benim için çok değerli insanlar.

Müzik dışında aktif olarak devam ettirdiğiniz mesleğiniz var mı? Devam eden rutin hayatınız ve müzik hayatınız arasındaki dengeyi kısaca anlatabilir misiniz?

Ben (Attila) aktif olarak müzisyenim. Müzik üretimi yapan sektörlerde çalışıyorum. Alihan da reklamcılık okudu ve şu an uluslararası ticaret-satış yapıyor.

Projenize ait sosyal medya hesapları nelerdir?

Instagram: @anbeanmusic
Spotify, YouTube ve diğer dijital platformlarda: anbean

Dinleyiciler, mekanlar veya organizatörler size nerelerden ulaşabilir ve kiminle iletişime geçebilir?

Dinleyiciler ve herkes bize Instagram’dan mesaj atarak ulaşabilirler. Ayrıca Emirhan Aktaş (Vertikal Medya) ile de iletişime geçebilirler.

Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Bize bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Sizleri severek, ilgiyle takip ediyoruz. Varlığınız daim olsun umarım. Sesimizi ve sanatımızı duyurabildiğimiz, özgürce kendimiz olabildiğimiz güzel günler diliyorum herkes için.

Tags: , , ,

İlginizi Çekebilir

The Weeknd emeklilik kararından vazgeçti: “Sonsuza kadar burada olacağım!”
Bozcaada Caz Festivali 10. yılında “Geçicilik” temasını merkezine alıyor

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!