Boards of Canada 13 yıl sonra ‘Inferno’ ile döndü

Albüm İncelemeleri
Anlatmak istediklerini, analog seslerin gücüyle yapan, düşler diyarından seslenen bu albüme kulak vermekten başka yapılabilecek bir şey yok. İzin verin, hiç beklenmedik anlarda, müzikleriyle hayatınızın içine sızsınlar. 

Mike Sandison ve Marcus Eoin kardeşlerden oluşan İskoç elektronik müzik ikilisi Boards of Canada, 13 yılın ardından Inferno ile geri döndü. 18 parçadan oluşan albüm, 1 saat 9 dakikalık süresiyle ikilinin en uzun ikinci albümü olma özelliğini taşıyor. Hayranlarının evine gizemli VHS kasetleri gönderdikten sonra “Acaba?” diye düşündürürken, hemen ardından YouTube’a Tape 05 isimli kayıtlarını yüklemeleri beklenen haberi, yani albüm duyurusunu getirdi. Albüm çıkmadan bir hafta önce birçok ülkede dinleme partileri düzenlediler ve önden gelen yorumların çoğu ne kadar etkileyici olduğuyla ilgiliydi. En sonunda bu şöleni 29 Mayıs’ta tüm dünyayla paylaştılar.

İkinci albümleri olan Geogaddi’de yaptıkları gibi karanlık sound’uyla dönen ikili, bu sefer üstüne dini öğeleri de ekleyip saykodelik seslerle kulaklarımızdan içeri sirayet ediyor. Giriş parçası olan Introit, coşkulu girişiyle ayini başlatıyor. Prophecy at 1420 MHz, parlak gitar tonları ve karanlık synth’leriyle işleri hareketlendiriyor. Parçadaki varoluşsal sorgulamalar içeren robotik vokal sample’ı, Seyyid Hüseyin Nasr’ın 2003’te Harvard’da yaptığı bir konuşmasından alınmış. Hydrogen Helium Lithium Leviathan, etkileyici girişiyle atmosferini çok iyi yaratıyor; davulların yarattığı etki epey güçlü.

Age of Capricorn, albümün en güzel melodilerinden birini sunuyor. Çoğu hayran için BoC kataloğundaki en iyi parçalar arasında yerini aldı bile. Girişteki şifreli konuşmalar, bir dizi anagram içeriyor. Açıkça bin Ladin’e bir gönderme yapıyor; ona Mabus (deccal) diyor. Father and Son, albümün en soyut parçası, ayrıca meditatif bir yanı da var. Somewhere Right Now In the Future, gözleri kapama isteği doğuruyor; seni nereye istersen oraya götürüyor. Naraka, ismini Dharma dinlerinde aynı anlama gelen cehennemden alıyor. Günahlarından arınıp karmasını yaşıyor; albümün en iyi parçalarından biri.

Memory of Death, sinek vızıltısı sesleriyle başlıyor, yaşamla ölüm arasından tınlıyor. The Words Become Flesh’te bir kadının embriyo hakkında konuşmalarını duyuyoruz. Parça introsundan itibaren gergin başlıyor ve bu gerilim gittikçe artıyor. Into The Magic Land, sakin synth ve gitar tonlarıyla derin bir nefes aldırıp sakinleştiriyor; uykuya dalmadan önce iyi bir eşlikçi olabilir. Blood In The Labyrinth, akustik bir temaya sahip, sitar sample’ı parçaya çok yakışmış. Deep Time, dalgalı synth’leriyle ve sakinliğiyle uçma isteği uyandırıyor. All Reason Departs, minimal ve hipnoz edici bir etkiye sahip. Arena Americanada, albümün girişinde yaptığı gibi, karanlık synth’leriyle bizi tekrar selamlıyor. You Retreat In Time And Space, güzelliğiyle ağlatacak cinsten; BoC’ye dair sevilen her şeyi içeriyor. Sıcak kollarına alıp sarıyor, yüreği ısıtıyor; en iyimser parçalarından biri olmuş. I Saw Through Platonia, kalp atışları ve sakinliğiyle albümü bitiriyor. Günahlarından arınıyor ve kendini cehennemden çıkarıyor.

Boards of Canada’nın müziğini duyduğum ilk anı hatırlıyorum; sabah 6’ya doğru tek başıma müzik dinleyip yürüyordum ve depresyonumun en dip noktasında, kötü düşüncelerimle baş ederken Satellite Anthem Icarus çalmaya başladı. Tüm düşüncelerden uzaklaşıp hafiflemiştim. Başka bir diyardan gelen iyileştirici sesler gibiydi. O an müziklerine kalbimden bağlandım. Bu yüzden albüme inceleme yazısı yazmak, benim için kişisel bir değer de taşıyor.

Tags: , ,

İlginizi Çekebilir

Eurovision 2026’nın perde arkası
Rahmi Aydemir’den ritüelistik bir piyano yolculuğu

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!