“En İyi Çıkış Ödülü”nün ardından PANIKATAK! ile sohbet ettik!

Röportaj
“Tabutta Rövaşata” albümü ile 22. Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri kapsamında “En İyi Çıkış Ödülü” kazanan PANIKATAK! Bir Baba Indie’nin konuğu.


1. PANIKATAK! kimlerden oluşuyor, nasıl bir araya gelip bu grubu kurdunuz?

PANIKATAK! aslında bir solo proje, yani prodüksiyon ve besteleme sürecinde sadece benim (Ege Şaşmaz) olduğum, canlı performanslarda da Yalçın İnan’ın ve Tuğberk Zorkol’un eklendiği bir işleyişimiz var. Yalçın ve Tuğberk ilk demolar ortaya çıktıktan beri dinlettiğim 3-5 insandan biriydi hep. Vizyonlarına ve arkadaşlıklarına her zaman güvendiğim insanlar oldukları için canlı performansta bir ekip kurma işine geldiğim zaman hiç düşünmeme gerek kalmadı.

2. Darkwave ya da post-punk gibi türler Türkiye’de çok yaygın değil. Sizi bu tarafa çeken neydi?

Evet, maalesef şu an çok yaygın olmasa da gün geçtikçe güzelleşen bir sahne oluşuyor. Bu müziği üretmeye başlamam ise şöyle gelişti: Aslında darkwave yapmaya başladığım ilk dönemlerde tür olarak bir belirsizlik yaşıyordum ve hangi yöne gideceğime karar veremiyordum. 2023’te İzmir’deki Kana KanaShe Past Away konserine gittikten sonra fazlasıyla etkilendim ve “Tamam, artık buradan devam” dedim kendi kendime. Genel olarak PANIKATAK!’ın başlangıcı bu şekilde oldu.

3. Müziğinizde en çok hangi duyguyu aktarmayı amaçlıyorsunuz? Dinleyiciye ne vadediyorsunuz ve sizden nasıl bir hisle ayrılmasını istiyorsunuz?

Aslında özellikle aktarmaya çalıştığım tek bir duygu hiç olmadı. Elbette, tema olarak genellikle gündelik hayatın çok konuşulmayan ya da müzikte pek işlenmeyen hissiyatlarından beslenmeyi seviyorum. Ama bir duygudan ziyade, parçaların kendi hikâyeleri üzerinden ilerlemek bana daha verimli geliyor. Benim için asıl önemli olan, dinleyicinin kulaklıkla dinlerken müziğe tamamen kapılabilmesi ve konserlerde kontrolsüzce dans edebilmesi.

4. She Past Away gibi global Türk gruplar size ilham veriyor mu, yoksa başka rotalardan mı ilerliyorsunuz?

Tabii ki büyük gruplar çok büyük ilham kaynağı oluyor, ama yine de onlardan aldığım ilhamı farklı şekilde yorumlayarak başka şeylere dönüştürmek daha sağlıklı oluyor.

5. Bir PANİKATAK! parçası nasıl ortaya çıkıyor? Beste süreci nasıl işliyor?

Üretim aşamasında yalnız çalışmaktan daha çok verim alıyorum. Dikkatimi tamamen parçaya verip şarkıyı sindirebilme işini yalnızken daha iyi yapabiliyorum. Beste sürecindeyse genellikle izlediğim bir plan olmuyor. Tabii bazı parçaları önceden planlayarak yaptığım da oluyor ama çoğunlukla masa başına geçip temel ritimleri ve melodileri yazarak ilerliyorum.

6. Radyo Boğaziçi Ödülü’nü almak sizin için nasıl bir deneyimdi?

Çok farklı, samimi olarak hiç beklemediğim ve inanılmaz keyif aldığım bir deneyimdi. Radyo Boğaziçi’nin dayanışma temalı töreninde bir ödül kazanmak gerçekten değerli hissettirdi. Hayatım boyunca dinlediğim ve saygı duyduğum sanatçılarla aynı ortamda bulunmak, hatta onların önünde üç parça çalmak hiç yaşamayı beklemediğim bir tecrübeydi. Genel olarak hem çok heyecan vericiydi hem de gerçekten çok güzeldi.

7. Sahne sizin için ne ifade ediyor? Özellikle İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde sahneye çıkmak, sizin deneyiminize göre ne gibi zorluklar içeriyor?

Sahneyi genel olarak o akşam orada olan herkesle ortaklaşa eğleneceğim bir yer olarak düşünüyorum. Dinleyiciyle birkaç saatliğine de olsa aynı parçaları beraber söylemek, aynı parçalara dans etmek çok güzel bir his. Şu ana kadarki çoğu sahneyi de bu yüzden planlanandan daha uzun tuttum, çünkü bir kere çıkınca gerçekten hiçbirimizin inesi gelmiyor.

Şehir konusunda da maalesef İzmir içerisinde şu an organizasyon konusunda, mekân bulma bazlı zorluklar yaşıyoruz. Sadece bizim için değil, genel olarak alternatif kültür sanatçılarının hepsi için maalesef bu durum böyle. Bizlere sahip çıkmaya çalışan birkaç mekân ve oluşum harici, maalesef yalnızız. İstanbul’da da mutlaka böyle sorunlar yaşanıyordur ama İzmir içerisindeki kadar uç noktalarda olduğunu sanmıyorum. Bizlere sahip çıkmaya çalışan Byzantion Records, Tamar Records, Kara Kadans gibi pek çok oluşum var ve gerçekten çok destek oluyorlar. Günden güne yükselen bir alternatif sahnenin olması çok güzel.

8. Görsellik sizin için önemli mi? Sizce giyiminiz, klipleriniz, kapak tasarımlarınız darkwave estetiğiyle nasıl örtüşüyor?

Görsellik tabii ki çok çok önemli, sadece darkwave estetiğinde sabit kalmaktansa görünüşümüze ve sahnemize kendimizden de bir şeyler katmayı seviyoruz. Örneğin düz siyahtan ziyade daha synth-punk havasını verecek outfitler daha çok tercihimiz oluyor. Şu anlık yapmak istediğim şey zaman ilerledikçe ve konserler büyüdükçe her türlü görsel elementi arttırmak.

9. Sizce bu tür müzikler Türkiye’de neden niş kalıyor? Daha çok insana ulaşmak ister misiniz, yoksa bu dar ve samimi sahne sizi tatmin ediyor mu?

Bence bu müziğin niş kalmasının en büyük sebeplerinden biri, tabii ki, kolay tüketilebilen bir müzik olmaması. Mainstream müziklerdeki gibi kulaklığı takıp gelişigüzel dinlenebilecek, ya da dinlenmesi gereken bir müzik olduğunu düşünmüyorum. Daha fazla insana ulaşmayı, tabii ki her müzisyen gibi ben de isterim; ama hem bu türün Türkiye’de ana akım olacağını düşünmüyorum hem de olmasını istemiyorum. Sahne elbette büyüyebilir ve büyüyecek gibi de duruyor ama yine de şu anki konserlerde herkesle bir şekilde tanışık olmak, bir yerlerden muhabbetimizin olması, çıkışta hep beraber büyük bir masada oturup içmek gerçekten çok eğlenceli. Özetle, bu ortamın bozulmadan büyümesini isterim.

10. Önümüzdeki günler için ne planlıyorsunuz? Yeni kayıtlar, konserler bekleyebilir miyiz?

Yeni projeler her zaman var. 19 Temmuz’da İstanbul Roxy’de Tuzla, Kana Kana ve Hakan Tamar gibi bomba bir kadroyla sahnede olacağız. Tarihi netleşmedi ama tatlı bir line-up’la Temmuz sonuna doğru İzmir’de planlanan bir konser de var. Yani yazı birkaç konserle kapatmış olacağız. Bunun haricinde yayınlar tabii ki devam edecek. Şu an Eylül gibi çıkmasını istediğim bir EP üzerinde çalışıyorum. Uzun zamandır kayıt imkânım olmadı ama besteleri iyice biriktirdim ve umarım 1-2 gün içinde tamamlamayı planlıyorum. EP öncesinde de en az bir tekli çıkarmak istiyorum. Biraz yoğun dönemler ama fazlasıyla motiveyim. Umarım herkesin beğeneceği parçalar ve konserler olur.

Cevaplarınız için çok teşekkür ederiz, sizinle tanışmak süperdi ve gelecek projelerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.

Bana yer verdiğiniz için öncelikle Sarp Rüzgar Atila’ya, sonra Bir Baba Indie’ye çok çok teşekkür ederim. Sevgi dayanışma ve mücadele ile kalın!

Tags: , ,

İlginizi Çekebilir

Sezen Aksu’dan Paşa Gönül Şarkıları: Uçsuz Bucaksız Bir Yolculuk
BBI Yerli #244 | Dilhun

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!