Oradaydık: Babylon Soundgarden 2026 2. gün notları

Oradaydık
Bu senenin belki de en büyük açık hava festivallerinden birisi olan Babylon Soundgarden 2026 tamamlandı. İlk gününde de merak ettiğim isimler vardı ama sadece ikinci gününe katılabildim. O yüzden gözlemlerim pazar gününe ait. Çeşitlilik ve bu çeşitliliğin mantıklı bir biçimde günlere bölünmesi tatmin ediciydi. Yeni grupları bir kenara atarsak ruh bakımından 2026 değil de 2006 festival günleri ile yarışırdı.

Parkorman benim İstanbul için en sevdiğim konser alanlarından biri. Festival alanı da çok güzel tasarlanmıştı. Ana sahne ve Glocals sahnesinin ayrılma fikri hoş. İki sahne ne birbirine çok yakın ne de uzak. Sesler karışmıyor. Saatler de büyük ölçüde çakışmıyor. Bu önemli çünkü Glocals sahnesinde Babylon’da yıl boyunca gördüğümüz umut veren grupları izleme şansı elde ettik. Dolayısıyla keşfetmek için bu isimlerin ana sahnedeki büyük gruplarla çakışmaması gerekiyordu ki çoğunlukla da öyle oldu.

Glocals sahnesi küçük bir amfide gerçekleşti. Üniversite bahar şenliklerinde (bir zamanlar vardı böyle şeyler) gündüz gruplarını izliyormuş gibi bir nostalji yaratmadı değil. Üstelik oturabilme seçeneği olması ana sahnede ayakta yorulmuşken dinlenme ve nefes alma imkânı yarattı.

Yeme içme stantları da düzenliydi ve hiçbir zaman uzun kuyruklar oluşmadı. Vegan seçeneği de mevcuttu. Tırpan Müzik de stant açan isimlerdendi ve festivalde de yer alan isimlerin plakları yer almaktaydı. Festivale gelen bir kişinin asıl önceliğinin müzik olduğunu düşünürsek bu seçenek oldukça tatlı bir düşünce idi. Umarız ülkemizdeki diğer festivallerde de plakçılarla iş birlikleri gerçekleşmeye devam eder. Jack White için resmi merch satışları da yer alıyordu ve fiyatları gerçekten de Avrupa standartlarına göre oldukça uygundu.

Belki eleştireceğim ve bir sonrakinde düzelmesini talep edeceğim kısım tuvaletler olabilir. Erkek kısmında pisuvar sayısı fazla olsa da el yıkama alanı yok denecek kadar azdı. Çözüm olarak görevli tarafından uzatılan ‘hortum’ ufak çaplı bir şok yarattı bünyemde.


ANA SAHNE İZLENİMLERİ

Radio Free Alice

Ana sahnenin açılış ismi Miskinler’i kaçırdım. Alana girerken bilet kontrol kısmında kulağımızda o çok sevdiğimiz 2000’ler tınılarını duymaya başladık. Radio Free Alice sahnedeydi. Biraz The Cure biraz Franz Ferdinand biraz da The Smiths kıyılarında gezen grup yeni nesil post-punk kulvarında ilerlemekte. Belki de performansları hakkında söyleyeceğim en önemli şey şudur: baştan sona sıkmadan kendilerini izlettirdiler. 2005 yazında Dream TV’de festival kovalayan küçük ben 1 saatliğine kendinden geçti. Saat 17’de alanın yarı kısmı gölgelikti o yüzden sıcağa çok maruz kalmadan kendilerini izleyebildik.

2020 yılında üniversitede kurulan Avustralya kökenli grup bugüne kadar 9 single ve 2 EP yayınlamış. İlk albümlerini ise bu yılın sonunda dinleyici ile buluşturmayı planlıyorlar.

Festivalde öne çıkan performansları: Look What You’ve Done / Rule 31

Puanım: 8/10


The Kills

Baştan kabul ediyorum. Grubun diskografisine çok hâkim olmadan izledim. Ama normalde bilmediğim şarkılarda da keşif açısından dikkatlice performansı izlerim. Her ne kadar Doing It to Death ve Baby Says’i canlı dinlemek hoş gelse de konserin tamamında aynı heyecanı duyamadım. Sahnede 2 kişinin olması ve çoğu kısımda kayıt desteği kullanmaları canlı performans açısından negatif bir durum yaratıyor bende. Belki de ben büyük bir beklenti ile yaklaştığımdan böyle olmuştur. Yine de benim kişisel keyfimi bir kenara bırakırsak izleyicileri coşturan bir performans sergilediler. Grubun sadık dinleyicilerini eminim ki tatmin etmiştir.

2001 yılında kurulan grup ilk günlerinden beri Jack White tarafından büyük bir destek ve yardım görmekte.

Festivalde Öne Çıkan Performansları: Baby Says

Puanım: 7/10


Wet Leg

Bunu neden özellikle tercih ediyorlar bilmiyorum ama performansları sisler tarafından gölgelendi (gerçek anlamda). Bu kadar yoğun sis kullanımı gerçekten rahatsız ediyor ve sürekli sahneye bakmanın bir anlamı da kalmıyor. Sahnede neler olduğunu tahmin etmeye başlıyorsun bir süre sonra. Uçaktasın, İstanbul için alçalmaya başladın. Boğaz manzarasına hazırladın kendini ama hava sisli. Tam olarak bu şekilde kaldık sahnenin önünde. Bir türlü İstanbul’a iniş yapamadık. Duyduğumuz şey kesinlikle iyiydi o konuda bir sıkıntım yok. Bir daha gelirlerse ki gelirler muhtemelen daha iyi bir sahne ile görmek isterim.

Festivalde Öne Çıkan Performansları: Catch These Fists

Puanım: 7/10


Jack White

İlk notadan son ana kadar ne kadar değerli bir şey izlediğimizi iliklerimize kadar hissettirdi. Bu anın belki de bir daha gelmeyeceğini o an hiç düşünmek istemedim. Bitmesin istedim. Dersi inanılmaz keyifli geçen profesörün yoklama almasa da dersine koşa koşa gitmek gibiydi. Ders gibiydi. Bitince ben de eski ben değildim. Olduğum yerden aldı ve hem müziğe hem hayata başka türlü bakmamı büyük bir ustalıkla, kibirlenmeden ama hâkimiyeti de ele alarak sağladı. Hepimiz teslim olduk.

Sahnede solo kariyerinde kullanmayı tercih ettiği renk olan mavi renk hâkimiyeti vardı. (White Stripes dönemi kırmızı-beyaz / Third Man Records döneminde ise sarı ağırlıklı)

Konser açılışını The Stooges coverı I wanna be your dog ile yapması oldukça sürpriz oldu benim için. Steady as she goes duymak ayrıca keyiflendirdi. Bis sonrası 7-8 şarkı çalarak total 21 şarkı ile konseri tamamladı. Sürpriz şarkılara ve konserin uzunluğuna bakarsak kendisinin de oldukça keyif aldığını söyleyebiliriz. Ve tabii ki finali Seven Nation Army ile yaparak binlerce insanın tek bir melodide nasıl birleştiğini tekrar kanıtlamış oldu. Ve öylesine çalmadığı, çalarken zevk aldığı oldukça belli oluyordu. Konseri de klasikleşmiş final konuşmasını yaparak bitirdi: “You’ve been incredible, and I’ve been Jack White”

Festivalde Öne Çıkan Performansları: Steady As She Goes

Puanım: 10/10


GLOCALS SAHNE İZLENİMLERİ

Bu sahnede Olabilir! ve Voyvo izleyebildim. Voyvo’ya gelmeden biraz hâkimdim ve hayal kırıklığına uğratmadılar. Olabilir! ise tamamen sürpriz bir keşif oldu. Bu sahnede izlediğimiz her şey zevk verdi. Çünkü gölgelikli, serin, oturarak izleme seçeneği sunarak 30 yaş üstüne kıyak geçildi.

Önerilerim:

Voyvo – Işığın Güncesi

Olabilir! – İçini Dökebilseydin

Özetle bir sonraki seneyi iple çekeceğimiz çok güzel bir festival izledik. Emek veren, üreten, üstüne düşünen herkese gönülden teşekkürler.

Tags: , , , , , , , ,

İlginizi Çekebilir

Interpol sekizinci albümü This Mirror Weighs a Ton ile geri döndü!

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!