30-31 Mayıs tarihlerinde Kraftwerk Berlin’de gerçekleşen Skrillex’in yeni disiplinlerarası projesi CONTRA, elektronik ve alternatif müzik sahnesini benzersiz bir atmosferde buluşturdu. Bladee, Ecco2k ve Skrillex’in sahne aldığı bu kaotik ve kontrollü ses deneyimi, sınırları zorlayan performanslarla unutulmaz bir keşfe dönüştü.

Skrillex, geçtiğimiz cuma günü yeni albümü SOMA‘yı yayınladı. Ancak albümden önce hayayanlarının uzun süredir ne olduğunu merak ettiği CONTRA projesini duyurarak dikkatleri üzerine çekti. İlk başta bir albüm ya da yeni bir müzik projesi olduğu düşünülen CONTRA, aslında müzik, performans ve çağdaş sanat pratiklerini bir araya getiren disiplinlerarası bir kültürel platform olarak tanıtıldı. Platformun ilk ayağı, 30-31 Mayıs tarihlerinde Berlin’in ikonik mekânlarından Kraftwerk’te gerçekleşti. Gelecekte farklı şehirlerde ve çeşitli formatlarda devam etmesi planlanan CONTRA’nın Berlin’deki ilk etkinliğinin pazar gününe katıldım ve gün boyunca 70’ten fazla sanatçının yer aldığı programı deneyimleme fırsatı buldum.
Etkinlik, resmi web sitesi ve Instagram hesabı üzerinden oldukça profesyonel ve sınırlı paylaşımlarla duyuruldu. Festival alanına girişte kameralara yapıştırılan sticker’larla fotoğraf ve video çekimi tamamen yasaklanmasa da belirgin biçimde kısıtlanmaya çalışıldı. Buna rağmen görüntü alınması tamamen engellenemedi; ancak bu yaklaşım, etkinliğin daha “exclusive” bir atmosfere bürünmesine katkı sağladı. Hayran çekimleri dışında etkinliğe dair resmi paylaşım olmaması, kapalı ve seçici hissin korunmasına yardımcı oldu ve yaratılmaya çalışılan atmosferi genel olarak başarılı kıldı.
Bununla birlikte CONTRA, yalnızca sınırlı ve “özel” bir kitleye hitap eden bir yapı değildi. Düşük gelirli katılımcılar için sunulan uygun fiyatlı bilet seçenekleri sayesinde etkinliğe görece erişilebilir bir şekilde katılmak mümkündü. Benim gibi öğrenciler için özellikle düşünülmüş bir yaklaşım olduğunu hissettim. Bu yönüyle CONTRA, hem sanatçılar hem de izleyiciler için alan açan bir platform olduğunu da hissettiriyordu.
Benim için gecenin en önemli kısmı Bladee ve Ecco2k’in sahnesiydi. Uzun zamandır görmek istediğim bir performanstı ve programı öğrendiğim anda ani bir kararla gitmeye karar verdim.
Aynı zamanda tek başıma gittiğim ikinci konser deneyimimdi ve böyle büyük bir etkinliğe yalnız gitme fikri beni biraz geriyordu. Etkinliğe ev sahipliği yapan Kraftwerk Berlin ise eski bir enerji santralinden dönüştürülmüş, yüksek tavanlı ve ham endüstriyel dokusuyla alternatif müzik sahnesi için oldukça yerinde bir deneyim sunan bir mekândı. Kesinlikle deneyimlenmesi gereken bir atmosfer yaratıyordu. İçeri adım attığım an yalnız olduğumu unuttum; atmosfer ve müzikler beni tamamen içine çekti.

Set, E albümünden “Fragile” ile daha yavaş ve atmosferik bir modda başladı. Ardından sırasıyla albümün sevilen parçaları “AAA Powerline”, “Peroxide”, “Calcium” ve “Blue Eyes” ile giderek sertleşen ve temposu yükselen bir akışa dönüştü. Performans ilerledikçe hem yoğunluk hem de fiziksel enerji belirgin biçimde arttı.
Bladee, sahneye ortak şarkıları “tl;dr” ile mavi ışıkların oluşturduğu yoğun bir atmosfer içinde girdi. Şarkıda Drain Gang’in bir diğer üyesi Thaiboy Digital da yer alıyor. Whitearmor prodüksiyonlu bu parça, sözleriyle grup etrafında oluşan algı, söylenti ve imaj üretimi temalarına odaklanırken aynı zamanda Drain Gang’in kendini doğrudan açıklamaktan ziyade belirsizlik ve yorum alanı bırakmayı tercih eden estetiğine de işaret ediyor. Bladee’in bu parça ile sahneye çıkışı seyircideki heyecanı belirgin biçimde artırdı.
İkili sahneye favori parçalarımdan biri olan “H2D” ile devam etti. Varg²™ prodüksiyonlu bu şarkı, özellikle Ecco2k’in verse’üyle güçlü bir alan yaratıyor. Vokaller ve sözler, bende oldukça farklı bir his uyandırıyor; bulunduğum yerden kopma, kendimi soyutlama hissini tetikleyen bir parça kesinlikle. Şarkıyı canlı dinlemek de inanılmaz bir deneyimdi. Ecco2k’in performansı prodüksiyonla mükemmel bir uyum içindeydi. Etrafımdaki insanlarla birlikte zıplamak, şarkı sözlerini bağırmak ve o anın içine karışmak benim için oldukça rahatlatıcı bir his yarattı.
Ardından set, daha pozitif enerjili bir parça olan “Expression on Your Face” ile devam etti. Bu şarkı seyircinin en çok eğlendiği anlardan birini yarattı. Benim için en dikkat çekici kısım ise Ecco2k’in, şarkının klibiyle uyumlu hareketleriydi; benzer el jestleri ve işaretlerle klibin enerjisini sahneye de taşıyordu. Şarkının prodüktörü Mechatok, Berlin’de yaşayan Türk ve Tunuslu bir göçmen ailenin çocuğu. Festival programında da yer alan Mechatok, aynı zamanda Bladee ve Ecco2k ile birlikte sahneye çıkarak bu ortak estetik dünyayı canlı performansta da görünür kıldı.
Bladee ve Ecco2k seti, finalde yeniden bir araya geldikleri ana kadar, ortak parçaları “Girls Just Want to Have Fun” ile sona erdi, ardından sahne tamamen Bladee’e kaldı.

Bladee’in solo kısmı 23 Mart’ta yayımladığı “Eyelash” ile başladı. Bu parça benim için ayrıca özel; hem doğum günümde çıkmış olması hem de sözleriyle güçlü bir aşk hissi taşıması nedeniyle ayrı bir anlamı var. Bladee’in yaklaşımı, şarkı sözlerini klasik sevgi ifadelerinden uzaklaştırarak daha samimi ve doğrudan bir iç ses gibi kuruyor; bu da parçayı daha kişisel ve içten hissettiriyor.Ardından festivalden yaklaşık 10 gün önce yayımladığı Cold Visions albümünden “Versailles Flow” ile devam etti. Bu parça, yeni albüm içindeki favorilerimden biri oldu. Özellikle introsu ve enstrümantal yapısı, daha ilk anlardan itibaren güçlü ve sürükleyici bir atmosfer kuruyor; parça ilerledikçe bu yoğunluk açılarak performansa da ayrı bir derinlik katıyor. Performanstaki tek dikkat çeken eksik, ses seviyesinin diğer şarkılara kıyasla daha düşük olmasıydı; bu da zaman zaman kalabalığın sesinin müziğin önüne geçmesine neden oluyordu. Aynı albümden “Blondie” ile devam eden set, bu durumu bir süre daha sürdürdü.

Ardından festivalden yaklaşık 10 gün önce yayımladığı Cold Visions albümünden “Versailles Flow” ile devam etti. Bu parça, yeni albüm içindeki favorilerimden biri oldu. Özellikle introsu ve enstrümantal yapısı, daha ilk anlardan itibaren güçlü ve sürükleyici bir atmosfer kuruyor; parça ilerledikçe bu yoğunluk açılarak performansa da ayrı bir derinlik katıyor. Performanstaki tek dikkat çeken eksik, ses seviyesinin diğer şarkılara kıyasla daha düşük olmasıydı; bu da zaman zaman kalabalığın sesinin müziğin önüne geçmesine neden oluyordu. Aynı albümden “Blondie” ile devam eden set, bu durumu bir süre daha sürdürdü.
Skrillex’in setine gelindiğinde zıplamaktan yorulmuş ama hâlâ yüksek bir enerjinin içindeydim. Bladee ve Ecco2k performansının bıraktığı etki hâlâ üzerimdeydi. Yorgunluk ve susuzluk nedeniyle setin yalnızca ilk yarım saatine kadar kalabildim; ancak bu sürede bile enerjimin tamamen tükendiğini hissetmedim. Tam yanımda bir moshpit oluştu ve insanların enerjisini gördükçe bir süre kendi yorgunluğumu fark etmedim. Kaldığım sürede en çok eğlendiğim anlardan biri Skrillex’in eski parçalarından “Kyoto”ydu. Erken dönemine ait bu parça, onun agresif ve yüksek kontrastlı prodüksiyon dilini güçlü bir şekilde yansıtan bir örnek olarak öne çıkıyor.
Günün sonunda bu deneyim için kendimi oldukça şanslı ve mutlu hissediyordum. Tek başıma böyle bir geceyi deneyimleyebilmek ve favori sanatçılarımı ilk kez canlı izleme fırsatı bulmak benim için çok değerliydi. Bu deneyimin yarattığı mutluluk uzun süre üzerimde kaldı ve hâlâ da hissediyorum. CONTRA, müzik sahnesinin farklı katmanlarını aynı mekânda bir araya getirip çarpıştıran; hem kaotik hem de kontrollü bir deneyim olarak aklımda kaldı. Yalnızca bir festival değil, uzun süren bir ses and beden deneyimi gibiydi. Bu platformun oluşumu, elektronik müzikseverlere ve sanatçılara sunduğu deneyim için Skrillex’e ne kadar teşekkür etsem az. CONTRA’nın sonraki etkinliklerinde yeniden karşılaşmak umuduyla.











