Lin Pesto’nun “KABUL” albüm lansman konserindeydik!

Oradaydık
2 Ekim Perşembe akşamı, Lin Pesto’nun Salon İKSV’deki çiçeklerle çevrili sahnesindeydik.

Lin Pesto’nun sahneye çıkması başlı başına nadir bir olay. Çünkü pek kıymetli synth-pop sanatçımız, yıllardır ördüğü gizemi büyük bir titizlikle koruyor. Bir Lin Pesto konseri uzun süredir “olsa da gitsek” dediğim etkinliklerdendi ve 2 Ekim gecesi, KABUL albümünün lansmanında bu isteğimi gerçekleştirdim. Her şeyden önce, okumaya üşenenler için konserin tek cümlelik özetini paylaşayım:

Bu konserde Lin Pesto, mükemmel olma baskısını ve kendine koyduğu sınırları aşarak sahnede parlamayı başardı.

    Fotoğraf: Sercan Bıyıklı

Adeta bir anti-kahraman havası veren maskeli dostumuz, tüm biletlerin tükendiği Salon İKSV konserinde beni fazlasıyla şaşırttı. Sanırım en çok bu kadar genç bir kitleye sahip olmasına şaşırdım. Yirmi altı yaşında bir insan olarak, gördüğüm çoğu insanın benden genç olmasının altını çizmeliyim. Belki de Lin Pesto’nun o umutsuzlukla karışık anksiyete hâline hitap etmesi bunda etkiliydi. Ya da beyaz yakalı X jenerasyonu bir perşembe akşamını dışarıda geçirme lüksüne sahip değildir, bilemiyorum.

Neyse, dediğim gibi bu kadar genç ve bu kadar içten bir kitle beklemiyordum açıkçası. Lin Pesto da sevenlerini pasif birer gözlemci olmaya mahkum bırakmadı. Orada tebriği hak ediyor. Aralarda laf atan seyircilere yanıt verdi, defalarca teşekkür etti, hatta kendini yeren şakalar yaptı. Önceki konserlerinde maskenin ardından at kuyruğu şeklinde çıkan saçlarını hep peruk sanıyordum. O gece ona da açıklık getirdi. Meğersem önceki konser döneminde saçları yanmış, o yüzden öyleymiş. Lin bunu söylediğinde salonda gülüşmeler oldu. Sanırım çoğu insan benimle aynı yanılgıyı paylaşmış.

Soğuk biri değilmiş. Sadece mesafesini iyi koruyormuş. Ben de bunu öğrenmiş oldum.

Genellikle az sahne alan müzisyenlerin zayıf kaldığı yer olan vokallere gelecek olursak, sesinde albümdeki kayıtların ötesinde bir parlaklık vardı. KABUL albümünde kulaklarımın aradığı fakat duyamadığım, eski şarkılarında ise kulaklarımdan aşağı yağ misali boşalan bas frekanslarının yoğunluğu da bu canlı performansta tam oturmuştu. Streaming mecralarında dinleyebileceğimi pek zannetmesem de, Lin Pesto’nun KABUL albümünün canlı kaydını tekrar duymak isterdim. Hatta, spontane olmasından kaynaklanan kusurlarına rağmen stüdyo versiyonlarına tercih edebilirdim. Sanatçımız yer yer gitarını eline alıp tek kişi olarak şarkılar da söyledi. O anlarda salonun enerjisinin düştüğünü hissettim doğrusu ama çeşitlilik olması açısından yapılabilecek bir hamle olarak değerlendirdim.

     Fotoğraf: Sercan Bıyıklı

Sahne dekorundan bahsetmezsem de olmaz. Renk körü olduğum için rengini pek de anlamadığım ama atmosfere katkıda bulunduğunu açık bir şekilde hissettiğim ışıklar ve beyaz olduğunu tahmin ettiğim çiçeklerle kaplı sahne; Lin Pesto’nun müziği gibi hem neon dünyanın kıyısında duran yapay bir evren oluşturmuş, hem de oldukça duygusal ve neredeyse art nouveau olarak tanımlayabileceğimiz bir vaziyet almıştı. Fakat hazır çevreyi değerlendirmeye başlamışken Salon’un klasik havasızlık probleminin yine başrollerden biri olduğunu söylemem gerekir. İki üç şarkıda bir “OKSİJEEN!” diye bağırarak dışarı çıkan kalabalıkla birlikte soluğu ben de dışarıda aldım.

Ama bütün o sıkışıklığa ve Pesto maskesinin ardındaki bilinmezliğe rağmen, Lin Pesto o gece kendini seyircisine açtı. Belki KABUL bunun için yazılmadı ama o gece Lin Pesto’nun hem kendini hem de kalabalığın sevgisini kabullenişi, albümün adına yaraşır bir gece yaşattı.

Yazıyı bitirirken, sevgili Lin’in bir şarkısına katılmadığımı kendisine iletmeliyim.

“Keşke yine çocuk olsam, hayaller kurabilirdim.” diyordunuz Sayın Lin Pesto.
Salon’daki gecede, herkes seninle birlikte o hayalin içindeydi. Bence hayal kurman için şu andan daha iyi bir zaman yok.

Tags: , , , ,

İlginizi Çekebilir

The Beatles biyografi filmi serisinin oyuncu kadrosu netleşti!
BBI Yerli #250 | PAF

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!