Yer çekimine başkaldırı: Okay Kaya

Sanatçı İncelemeleri
Yaklaşık iki sene önce Youtube’da “Damn, Gravity” şarkısıyla karşıma çıkan Okay Kaya, yaptığı müziğin yanı sıra ismiyle de heyecanlandırmıştı beni. Evet, ilk bakışta bu sesin, müziğin ve sözlerin bir Türk’ten çıktığını zannetsem de biraz araştırdıktan sonra Norveç asıllı bir Amerikan olduğu gerçeğiyle karşılaştım. Ama olsundu, sevdiği kişiye ulaşamamanın sinirini yer çekiminden çıkarması onu sevmem için yeterli bir sebepti.

Sözlerindeki melankolik tavrın sesiyle sağladığı uyum peşimi bırakmadı ve bir süre evimin duvarlarında yankılanmaya devam etti. Bense bu süreçte Okay Kaya’nın kim olduğunu araştırmaya devam ettim. Afro-Amerikan denizci bir babayla Norveçli ressam bir annenin kızı olan Okay, ilk gitarını 13 yaşında eline almış ve bundan bir kaç yıl sonra model olarak gittiği New York’ta ilk şarkılarını yazmaya başlamış. Soundcloud’a yüklediği mix’le müzik kariyerine atılan, ardından yayınladığı teklilerle dikkatleri üzerine çeken, bizlere adeta “geliyor yaklaşmakta olan” dedirten Okay, tüm bunların ardından uzun bir süre sessizliğe büründü.

İlk bakışta bu sessizliğin albüm hazırlığından kaynaklandığı sanılsa da, asıl nedenin prodüktörlerle yaşadığı sorunlar olduğunu albümü çıkarmadan önce yaptığı bir röportajdan öğreniyoruz. Prodüktörlerle uğraşmaktan vazgeçerek “Both” albümünü Brooklyn’deki evinde kurduğu stüdyoda kaydettiğini ve iki yıl gecikmeli olarak, kendi markası olan Heavy Body Records‘tan çıkarmak zorunda kaldığını da ekliyor.

“Both” albümünü kendi evinde kurduğu home stüdyoda kaydettiğini öğrendiğimde, albümün bana hissettirdiği samimiyetin ve içtenliğin sadece melankolik yapısından ve minimal gitar aranjmanlarından kaynaklanmadığını da fark etmiş oldum. Bu sayede kendine özgür bir alan yarattığı da albümde yer alan çoğu şarkının üç dakikanın altında olmasından anlaşılıyor. Zaten “indie” olarak kategorize ettiğimiz müziklerin piyasa kurdu olmuş prodüktörlerden uzak, bağımsız şirketlerce çıkmasının daha iyi sonuçlar doğurduğunu yeterince deneyimlemedik mi?

Kendi alanını yaratan ve düşüncelerini özgürce bizlere yansıtan insanlara rastlamak ve onların hikayelerine ortak olmak beni çok mutlu ediyor. Bilmiyorum sizde de yarattığı his aynı mıdır? Öyle olsa da olmasa da, “Damn, Gravity” şarkısını dinlemenizi hararetle tavsiye ederim.

Keyifli dinlemeler!

Tags: , ,

İlginizi Çekebilir

Glastonbury’nin ayak sesleri duyulmaya başladı
Menajer Röportajları Vol. 8: FAHRANAZ BOZKURT

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!