Avustralyalı Pond’un onuncu stüdyo albümü “Stung!” da Tame Impala’yla benzer bir yenilikçi yaklaşımla, dinleyicileri etkisi altına alıyor.
Avustralya, enteresan İngilizce şiveleri dışında saykodelik pop rock müziklerin bol sayıda çıktığı bir ülke olması ile de bilinen bir yer. Pond, pek sevgili yakın kuzenleri ve organik ilişkide oldukları Tame Impala gibi, sıra dışı sesleri, etkili riff’lerle kullanmayı seven güzel bir alternatif grup.
Stung!, grubun tam onuncu stüdyo albümü. 55 dakikalık albüm, grup üyesi multi-enstrümantalist Jay Watson’un stüdyosunda kaydedilmiş. Bu arada Watson aynı zamanda Tame Impala’ya da katkısı çok yüksek olan bir müzisyen.
Albümün tamamı için kısaca, sıra dışı saykodelik pop albümü diyebiliriz. Kolay dinlenen bir sıra dışı albüm. Naif vokallerin ve genel dinleyiciyi tırmalamayan gitarların tabi bunda etkisi yüksek. Kolay dinlenme konusu tüketimi genelde hızlandıran bir durum olsa da bu albümden çalma listenize kaydedebileceğiniz besteler mevcut.
Neon River, biraz da gitar riff’inin beni yakalaması ile albümde ilk dikkatimi çeken şarkı oldu. (I’m Stung) melodik ve enerjik güzel bir pop şarkı.
Black Lung, başta vokaller olmak üzere saykodelik pop’ta rastlanan, vokal – gitarın kendi içinde uyumsuz gibi görünen ama ters bir şıklık halinde olduğu, 70’lerin saykodelik tınılarını da içeren, nefis bir beste.
8 numaralı şarkı, aslında bana göre 1 numara. Edge Of The World Pt.3, müzikal olarak daha üst bir yerden servis edilmiş. Şarkı 8 dakika içinde aslında sıklıkla melodik olarak değişerek 4-5 farklı kısımda oluşan harika bir eser. Bu tip uzun bestelerde, “Farklı sound üreteceğim ve profesyonel bakış açımı taşıyacağım” anksiyetesi ile zaman zaman kopuk ve geçişleri sert işler üretiliyor. Bu beste öyle değil, vites geçişlerini hissetmiyorsunuz özetle. 🙂
Rock, pop-rock, saykodelik pop-rock sevenlere önemle tavsiye ederim.
Keyifli dinlemeler.












