BBI Yerli #252 | Deli Dünya

BBI Yerli
Anadolu ve Akdeniz’in melodik ve ritmik mirasını modern bir anlatımla bir araya getiren psychedelic rock ekibi Deli Dünya, yeni albümlerinden dördüncü tekli “Qamar”ı dinleyicilerle buluşturmalarının ardından BBI Yerli’nin 252. konuğu oluyor.

1. Projenizin adı nedir?

Deli Dünya

2. Kendinizden ve müzik kariyerinizden kısaca bahseder misiniz?

Deli Dünya’nın çıkış noktası, uzun yıllardır birlikte film müzikleri ve neoklasik çalışmalar üreten Butimar ve Onur Tarçın’ın ortak müzikal geçmişine dayanıyor. Dinlemekten büyük keyif aldığımız ve geçmişte iz bırakan psychedelic şarkılara duyduğumuz hayranlığa kendi bakış açımızdan yaklaşma gibi bir fikir ortaya çıktı. Deli Dünya da bu fikrin etrafında, içimizde kalan o müzikal özlemin sonucu olarak doğdu.

Kadir Süzgün ve Phibi’nin de ekibe katılmasıyla birlikte projemiz daha kolektif bir yapıya kavuştu ve ortak bir müzikal dünyaya evrildi.

2024 Eylül ayında ilk teklimizi yayımladık ve o günden bu yana şarkılarımızı adım adım paylaşıyoruz. Bu süreçte ilk albümümüzün kayıtlarını da tamamladık ve şimdi onu dinleyiciyle buluşturmak için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz.

3. Siz müziğinizi hangi tarz ya da tarzlar içinde tanımlıyorsunuz?

Müziğimizi en temelde psychedelic rock çizgisinde görüyoruz ancak beslendiğimiz yerler bununla sınırlı değil. Anadolu ve Akdeniz coğrafyasının müzikal mirası bizim için önemli bir referans noktası.

60’lar ve 70’lerin psychedelic ruhu ile dönemin gazino müziği estetiği de çalışmalarımıza yansıyor.

Bizim için tür tanımları yol gösterici olsa da, Deli Dünya’yı asıl tanımlayan şey o eski analog, nostaljik ruhu bugünün hissiyle buluşturma isteği.

4. Üretiminize hangi şehirde devam ediyorsunuz? Yaşadığınız şehrin müziğinize sizce etkisi var mı?

Paris, Berlin ve İstanbul arasında yaşayan bir ekipten oluşuyoruz. Bu yüzden üretim sürecimiz de doğal olarak farklı şehirlerin temposu ve hayatı içinde gelişiyor.

Bu şehirlerin her biri farklı atmosferler ve hikâyeler barındırıyor. Özellikle psychedelic müziğin yıllar içinde Avrupa’da bıraktığı izler, Anadolu’dan çıkan seslerle kurduğu temas ve bu müziğin farklı coğrafyalarda yeniden karşılık bulması bizim için oldukça ilham verici bir arka plan oluşturuyor.

5. Müziğinize değer katan kişiler kimlerdir?

Birlikte üretmek bizim için önce kendimize, sonra müziğimize değer katan bir alan. Herhangi bir endüstriyel baskıya kapılmadan, zevkle ve özgürce üretebilmek, aynı duygular etrafında bir araya gelmek yaptığımız müziğin ruhunu besliyor. Birbirimizin hikâyesini kucaklayan bir yerde duruyoruz. Bu sevgi ve saygı ilişkisi doğal olarak üretimimize de yansıyor.

Bu yolculukta ekip içindeki arkadaşlarımız, birlikte çalıştığımız insanlar, eşlerimiz, ailelerimiz ve yakınlarımız en büyük destekçilerimiz. Bir de elbette bizi takip eden ve hayatlarına dahil eden dinleyicilerimiz var. Müziğin gerçek anlamda değer kazanması biraz da onların bu yolculuğa ortak olmasıyla mümkün oluyor.

6. Müziğinizi etkileyen gruplar ya da sanatçılar var mıdır?

Dinlediğimiz ve beslendiğimiz müzikler oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Farklı coğrafyalardan gelen psychedelic yorumlar, eski kayıtlar, plaklar ve zaman içinde başka yerlere taşınmış müzikal fikirler bizim için oldukça ilham verici.

Çocukluğumuzun önemli bir kısmında müzik mağazasında kaset doldurarak geçen anılarımız var. Müzikle kurduğumuz ilişkinin geniş ve türler arasında sınır koymayan tarafı biraz da oradan geliyor. Yeri geldiğinde çok eski bir kayıt, yeri geldiğinde bugün hâlâ geniş kitleler tarafından keşfedilmemiş müzisyenler de buna dahil.

7. Daha önce sahne aldınız mı? Varsa en yakın etkinliğiniz ne zaman?

Deli Dünya şu sıralar daha çok albüm yolculuğuna odaklanmış durumda. Önce şarkıların dinleyiciyle buluşmasını, kendi izini ve hatırasını bırakmasını istiyoruz. Sonrasında ise bu dünyayı sahneye taşımayı planlıyoruz. Bu yazın ardından Avrupa ve Türkiye’de konserler için hazırlıklarımız başlayacak, tarihler netleştiğinde paylaşacağız.

8. Sizce ülkemizde sahne almanın zorlukları nelerdir? 

Ülkemizde bu kadar kıymetli bağımsız müzisyen ve üretme arzusu varken sahne alanlarının ve festivallerin oldukça sınırlı kalması en büyük zorluklardan biri. Bunun yanı sıra, arka planda süregelen bir görünürlük yarışı ve rekabet kültürü de var. Biz müziği bir rekabet alanı olarak değil, birlikte büyüyen ve paylaşılan bir dünya olarak görüyoruz.

9. Yayınlanmış albüm, kısa çalar veya teklileriniz var mı?

Kendi ismimizi taşıyan ilk albümümüzden “Ahir Zaman”, “Yağmur Olsan”, “Aheste” ve “Kervan” gibi parçalar şu anda tekli formatında yayında. Şarkıların taşıdığı hikâyeler sebebiyle albümü bir anda paylaşmak yerine, kapısını yavaş yavaş aralamayı tercih ediyoruz.

Ay ışığında yolunu arayan bir vahanın hikâyesini anlatan yeni şarkımız “Qamar” da 27 Mart’ta yayına girdi. Albümün tamamı ise yaz başında dinleyicisiyle buluşuyor olacak.

10. Projenizde yer alan eserler “tasarım” olarak neyi ifade ediyor?

Bizim için bir şarkının kendi içinde hikâye taşıması ve bütünlük kurması önemli. Bu yüzden yalnızca müziğe değil, onun etrafında oluşan atmosfere, ses tasarımına ve görsel dünyasına da aynı özeni göstermeye çalışıyoruz.

Bu bütünlüğü kurarken kullandığımız seslerin karakteri de bizim için önemli bir yer tutuyor. Analog synthesizerlar, elektrik gitarlar ve davul tonları üzerine özellikle titizlikle çalışıyoruz. 70’lerin ruhunu hatırlatan kayıt teknikleri ve dokular da bu dünyayı kurarken başvurduğumuz önemli referanslardan biri.

11. Kayıtlarınızı nerelerde alıyorsunuz ve ses prodüksiyonunda kimlerle çalışıyorsunuz?

Kayıtlarımızın büyük kısmını Paris’te Onur’un stüdyosunda alıyoruz ve tüm kayıtları orada bir araya getiriyoruz. Gitar kayıtları ise Butimar’ın stüdyosunda yapılıyor. Mix ve mastering sürecini de Kadir’le birlikte online olarak yürütüyoruz.

Aslında üretim sürecimiz biraz şehirlerarası bir stüdyo ağı gibi ilerliyor. Pandemiyle birlikte hayatımıza giren online buluşmalar da bu anlamda bize yeni bir pencere açtı. Çoğu zaman aynı odada olamasak da ekranın diğer tarafında buluşarak müziğimizi birlikte şekillendirmeye devam ediyoruz.

12. Kendinize ait bir üretim alanınız var mı?

Evet, hepimizin kendine ait üretim alanları var. Paris’te Onur’un vintage enstrümanlar, efekt işlemcileri ve analog kayıt ekipmanlarından oluşan, geçmişin kayıt ruhunu taşıyan bir stüdyosu var. Slow living ve artist residency yaklaşımıyla kullanılan, aynı zamanda label faaliyetlerinin yürütüldüğü bir üretim alanı.

Aynı zamanda bir multi-instrumentalist olan Butimar’ın çok sayıda etnik ve elektronik telli enstrümandan oluşan koleksiyonunun yer aldığı bir stüdyosu var. Lapsteel’den ronroco’ya, perdesiz gitardan banjo’ya ve yaylı tambura kadar uzanan, neredeyse aranan her tınıya cevap verebilen enstrüman çeşitliliğine sahip bir alan.

Kadir’in de ağırlıklı olarak mix, mastering ve aranje çalışmalarına odaklandığı bir home stüdyosu bulunuyor. Phibi’nin ise Berlin’de konumlanan ve içerisinde DJ controller, telli enstrümanlar, geniş bir plak koleksiyonu ve sampler’ların yer aldığı bir home stüdyosu bulunuyor.

13. Sırasıyla, dinleyici – mekanlar – organizatörler – müzisyenler, müzik basını ve diğer kişi/kişilerden beklentileriniz nelerdir?

Dinleyiciler özelinde söylemek gerekirse, aldığımız yorumlar ve müziğin sahiplenildiğini hissetmek bizi gerçekten mutlu ediyor. Her şeyin çok hızlı akıp gittiği, sevdiğimiz şeylerin bazen kısa sürede gözden kaybolabildiği bir zamanda yaşıyoruz. Bu yüzden dinleyicilerimizden en büyük ricamız, kullandıkları mecralarda bizi takip ederek yeni şarkılarımıza ulaşmaya devam etmeleri. Müziğin paylaşılması, konuşulması, konserlerde bir araya gelinmesi ya da şarkıların sahiplenilmesi bağımsız müzisyenler için çok kıymetli bir destek oluyor.

Müzik basını konusunda ise daha geniş ve keşfe açık bir alanın oluşmasının herkese iyi geleceğini düşünüyoruz. Türkiye’de çok değerli yayınlar var. Bunun yanında, yeni isimlere ve farklı üretimlere daha fazla yer açan alternatif mecraların çoğalması bağımsız müzik sahnesi için oldukça besleyici olabilir.

14. Müzik dışında aktif olarak devam ettirdiğiniz mesleğiniz var mı? Devam eden rutin hayatınız ve müzik hayatınız arasındaki dengeyi kısaca anlatabilir misiniz?

Ekip olarak hepimiz müziğin farklı alanlarında üretmeye devam ediyoruz. Onur neoklasik çizgide solo çalışmalarını sürdürürken Paris merkezli bir plak şirketi de yürütüyor. Butimar bir yandan müzik öğretmenliği yapıyor, bir yandan da neoklasik müzik üzerinde çalışmayı sürdürüyor. Kadir film müziği besteciliği ve ses mühendisliği alanında üretmeye devam ediyor. Phibi ise sosyoloji alanındaki çalışmalarının yanında DJ’lik yapıyor.

Farklı disiplinlerde ve alanlarda çalışan bir ekip olmamız aslında Deli Dünya’nın dünyasını da besleyen bir şey. Günlük hayatlarımız ve müzikal üretimimiz birbirinden ayrı değil, aksine birbirini sürekli besleyen bir akış içinde ilerliyor.

15. Projenize ait sosyal medya hesapları nelerdir?

Dinleyicilerimiz bize Instagram’da @delidunyamusic hesabından ulaşabilirler. Ayrıca YouTube kanalımızda da @delidunyamusic üzerinden videolarımızı takip edebilirler.

16. Dinleyiciler, mekânlar veya organizatörler size nerelerden ulaşabilir ve kiminle iletişime geçebilir?

Bizimle Instagram hesabımız üzerinden iletişime geçebilirler. Profesyonel iletişim için ise hello@journer.co adresinden bize ulaşılabilirler.

17. Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Röportajı okuyarak vakit ayıran herkese selam ve sevgiler. Bize bu kıymetli alanı açtığınız ve yer verdiğiniz için de ayrıca teşekkür ederiz.

Tags:

İlginizi Çekebilir

Can Güngör’den yeni tekli: “burda bitti mi”
Death Cab for Cutie’den yeni albümü müjdeleyen ilk şarkı geldi: Riptides

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!