2023 yılının başlarında Aycan Söyleyen ve Fırat Bodur tarafından kurulan, progresif rock, indie, dream pop ve jazz öğelerinin bulunduğu 3 şarkısını bu yıl içinde yayınlayan Fableuir, BBI Yerli köşesinin 234. konuğu oluyor. Şu an yeni EP hazırlığı içinde olan Fableuir’i daha yakından tanıyın!
1. Projenizin adı nedir?
Fableuir. Fransızca’da “maviye dönmek, mavi renge bürünmek” anlamına gelen ‘bleuir’ fiilini, isimlerimizin baş harfleriyle birleştirerek oluşturduğumuz bize özgü bir isim. Müziklerimizde yansıttığımız hüznün döngüsünü ve mavinin tonlarını yansıtıyor; isim, bizden bir parçayla da tamamlanmış oluyor böylelikle.
2. Kendinizden ve müzik kariyerinizden kısaca bahseder misiniz?
Ben Aycan. Müziğe küçük yaşlarda org çalarak başladım. Gitara olan ilgim ise babamın gitarıyla tanıştığımda başladı. Yıllar içerisinde okuduğum okullarda bulunduğum müzikal deneyimler, müziğe olan inancımı besledi. Müzik öğretmenim Serkan Özcan’ın bunda etkisi büyüktür. Bestelerimin biriktiği ve yapmak istediğim müziğe karar verdiğim dönemden çok kısa bir süre sonra yollarımız Fırat ile kesişti; ona dinlettiğim bir demo kayıt sonrasında birlikte üretmeye karar verdik ve 2023 yılının Ocak ayında Fableuir resmi olarak kuruldu. İsme o ay karar vermiştik.
Merhaba, ben Fırat. Uzun dönem dinleyici olarak kaldığım müzik yolculuğum, geç de olsa 19 yaşında gitar ile başladı. 10 yılı aşkın süredir farklı tarzlarda bas gitar ve elektrik gitar çaldım. Son çalıştığım grup sayesinde Aycan ile tanıştık. İlk olarak cover çalma fikri vardı; fakat bu fikir kısa zamanda kendi bestelerimizi üretmeye evrildi.
3. Siz müziğinizi hangi tarz ya da tarzlar içinde tanımlıyorsunuz?
Müziğimizin temelinde progresif bir omurga yer alıyor; indie, dream pop ve jazz öğelerinin de doğal bir şekilde bu yapı etrafında şekillendiğini görüyoruz. Aslında, tüm bu unsurlar daima o ana progresif yapıyı destekliyor. Müziğimizi oluşturan üç unsur — vokal, ritim gitar ve lead gitar — birbirini bütünleyen nitelikte. Dinleyiciye de bunu sunuyoruz aslında; daima anlatılan bir hikaye var.
4. Üretiminize hangi şehirde devam ediyorsunuz? Yaşadığınız şehrin müziğinize sizce etkisi var mı?
İstanbul.
Aycan: Bu şehir, dünya üzerinde sadece İstanbulluların aşina olduğu ve anlayabildiği eşsiz bir toksikliğe sahip. Hırçınlığı da, saflığı da kendine özgü. Yaşadığım şehrin müziğime tam da bu cümlelerdeki gibi bir etkisi var; belki de bestelerimdeki kaotik yapı, İstanbul’da yaşanan sonbahar ve kış günü Hisar’da iskeleye çarpan soğuk havanın bir yansımasıdır.
Fırat: Eminim vardır, ama ne yönde olduğunu kestiremiyorum. Muğlak bir şehir burası.
5. Müziğinize değer katan kişiler kimlerdir?
Aycan: Çocukluğumdan beri Mikael Åkerfeldt ile derin bir bağım olduğunu düşünürüm. Duruşunu ve müzikal kimliğini kararlı bir şekilde sergilemesini seviyorum. Ayrıca, sözleri ve müziğinin yapısını oluşturan bileşenlerin tam anlamıyla kırık kafa müzisyen işine ait olduğunu düşünüyorum; bu ifadeleri yazdığım için mutluyum. Bu soruya diğer iki yanıtım; çocukluğum ve annem.
Fırat: Doğrudan şu an yaptığımız müziğe etkisi olmayabilir ama benim için bu yolculuğun başından beri Daniel Cavanagh çok etkili olmuştur. Onun gitara yaklaşımı, yıllar içindeki değişimi; müziğin değişebilir olduğu, fakat özünün korunabildiği bir estetik durum olduğunu kavramamı sağladı. Fableuir olarak çalarken de hep bu fikri düşünerek çalıyorum.
6. Müziğini etkileyen gruplar ya da sanatçılar var mıdır?
Opeth, Anathema, King Crimson, Radiohead, Porcupine Tree, Mor ve Ötesi, System Of A Down.
Bayıldıklarımız tam liste!
7. Daha önce sahne aldınız mı? Varsa en yakın etkinliğiniz ne zaman?
Daha önce sahne yapmadık; fakat yakın zamanda hem kendi bestelerimizden hem de büyürken dinlediğimiz şarkıların cover’larından oluşan, bizi yansıttığını düşündüğümüz bir listeyle sahnelere başlayacağız.
8. Sizce ülkemizde sahne almanın zorlukları nelerdir?
Aycan: Bir yığın galiba. Sahne alınacak yerin ses kalitesi, ekipmanların durumu ve işletmenin sunduğu olanaklar gibi unsurlar… Tanınmış müzik mekanlarının bilinirlik üzerine kurduğu sahte bir ağ da mevcut. Sahnelerde bağımsız müzisyenlere ve farklı genre’lere daha fazla yer verilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Kritik nokta, müziğe ticarethane gözüyle bakmamamız. Böyle bir yaklaşım olmasa, şu an bahsettiğim örnekleri dile getirmemiş olabilirdim.
Fırat: Çok az sahne var. Var olanlarda çoğu zaman vasat ekipmanlara sahip. Her tarzın rahatça kitlesini oluşturabileceği ve ona göre tasarlananan konser yerleri yok. Mekanın müziğe etkisini çok küçümsüyorlar bence işletme sahipleri ve bu doğrudan performansa etki ediyor. Bunlar dışında sahne almak için önce imaj ve istatistiklerin devreye girmesi, neredeyse müziğin son plana atılması zorluğun da ötesinde heves kırıcı bir durum.
9. Yayınlanmış albüm, kısa çalar veya teklileriniz var mı?
Tortu, Şubat 24’te – Kirli Kavanoz, Haziran 24’te – Sinestezi, Eylül 24’te yayınlandı. Şu esnada da yayınlayacağımız ilk EP’miz üzerine çalışıyoruz. Heyecanlıyız.
10. Projenizde yer alan eserler “tasarım” olarak neyi ifade ediyor?
Aycan: Vokalin içindeki dalgalanmalara dikkat kesilmek, müziği oluşturmada benim birinci önceliğim. Tasarım açısından, başkaldıran sözleri yumuşak bir atmosferde sunmak, vuruculuğu artırıyor. Genel havaya baktığımızda, karanlık ve hüzün temalarının etrafında dolaştığımızı görüyoruz, bunu olabildiğince şefkatli bir yaratım sürecinden geçiriyoruz diyebilirim. Hüzünlü ama yumuşak; karanlık ama dokunsal.
Fırat: İki gitarın aynı temayı başka ritmik, armonik hareketlerle vermesi en çok dikkat ettiğimiz şey sanırım tasarım anlamında. Bunun yanında reverb efektini son şarkımız Sinestezi’de etkili bir şekilde kullandık. Sanırım zamanla bu efekt de müzikal tasarımımızın önemli bir parçası olacak.
11. Kayıtlarınızı nerelerde alıyorsunuz ve ses prodüksiyonunda kimlerle çalışıyorsunuz?
İlk teklimizin kaydını AKM Stüdyoları’nda, son iki şarkımızın kaydını Stüdyo No:5’te aldık. Mix ve mastering için farklı isimlerle çalıştık: Ozan Çanak, Feryin Kaya, Emir Özgören.
12. Kendinize ait bir üretim alanınız var mı?
Provalarımızı Şişhane’de bir prova stüdyosunda alıyoruz. Onun dışında her anımız ya kafamızdakilerle ya da mırıldandığımız bir melodiyle üretimde zaten.
13. Sırasıyla, dinleyici – mekanlar – organizatörler – müzisyenler, müzik basını ve diğer kişi/kişilerden beklentileriniz nelerdir?
Aycan: İstek ve cesaret. Destek vermeye, iletişim kurmaya ve bağlantıda kalmaya istekli olmaları ve bunu savunacak cesarete sahip olm
aları. Bu söylediklerimi kendime de hatırlatıyorum. Yaptığımız iş, tek başına gerçekleştirebileceğimiz bir yapı sunmuyor bize. Bununla birlikte, bugün burada atılan sahte bir adım, yarın farklı bir yapıyı etkileyip bozabiliyor. Bu nedenle, sanatı bir amaç olarak görmek ve buna hizmet etmenin önemini vurgulamam gerek
. Sanatsal değerlere saygıyla müzik icra etmek, ilk amacımız olmalı. Soyut olarak müzik, herkesin kendi rengini ve doğasını bulabildiği bir alan; somut olarak da bu bahsedilen alanlara ihtiyacımız var. Bu durumun sadece lafta kalmasını istemiyorum. Daha fazla bağlantı, daha fazla doğru iletişim, daha fazla sahne,daha fazla müzik.
Fırat: Hepsi için ortak bir beklentim olur: Müziğe görsel bir sanat gibi davranmamaları. Evet, görsellik özellikle sahnede çok etkili; fakat asıl görevi desteklemek. İnsanlar artık duymaktan çok görerek dinliyorlar müziği. Böyle olduğu zaman, örneğin, vasat bir müziğin çok süslenmiş prodüksiyon ve sahne ile sunulması ve bunun bir akım olması gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Sonra da Türkiye’de neden rock yapılmıyor, hep aynı kişiler festiverllerde çalıyor, kaç bilet satabilirsiniz? gibi klişe sorularla debeleniyoruz. Kısaca çok makul bir beklentim var: Önce dinleyebiliriz.
14. Müzik dışında aktif olarak devam ettirdiğiniz mesleğiniz var mı? Devam eden rutin hayatınız ve müzik hayatınız arasındaki dengeyi kısaca anlatabilir misiniz?
Aycan: Bununla ilgili bir denge kurmama gerek kalmadı; çünkü müziği hayatım haline getirdim. Düzenimi, müzik dışındaki rutinlerimin müziğimi beslemesi fikri üzerine oluşturduğumu söyleyebilirim. Aktif olarak yaptığım her şey, müzikle olan bağlantımı güçlendiriyor.
Fırat: Aynı zamanda müzik eğitmenliği yapıyorum. Bu süreçte piyano ve öğrencilerle olan ilişkim müziğe bakışımı oldukça değiştirdi. Müzik zaten rutinim her zaman bir şekilde elimde yada zihnimde bu yüzden dengeden çok bir bütünlük benim için.
15. Projenize ait sosyal medya hesapları nelerdir?
Instagram: Fableuir, Spotify: Fableuir, YouTube: @fableuiry, Twitter: @fableuir, TikTok: @fableuir
16. Dinleyiciler, mekanlar veya organizatörler size nerelerden ulaşabilir ve kiminle iletişime geçebilir?
aycanmuzik@outlook.com mail adresimizden veya Instagram hesabımız instagram.com/fableuir‘den ulaşabilirler. @aycansoyleyen‘den bana da ulaşabilirsiniz.
17. Eklemek istediğini bir şeyler var mı?
İleride olacak konserlerimize gelin ve fikirlerinizi bizimle paylaşın. 🙂













