Bu Festival Bizim kapsamında İstanbul’a gelmeye hazırlanan Melody’s Echo Chamber’ın yaratıcısı Melody Prochet ile geçmiş albümlerinden üretim alışkanlıklarına, Selda Bağcan hayranlığından ilk İstanbul konserine uzanan bir sohbet gerçekleştirdik!
Fotoğraflar: Diane Sagnier

1. Kendi adını taşıyan ilk albümünden Bon Voyage, Emotional Eternal ve Unclouded’a uzanan süreçte müziğinin nasıl değiştiğini duyabiliyoruz. Sence Melody’s Echo Chamber’ın müziğini bir arada tutan şey ne?
Bence rüya mantığı… Şarkıların iç içe geçmesi ve müziğin gerçekliği değiştirerek iç içe geçmiş yeni dünyalar yaratması… Yankılar, portamento geçişleri ve ses tasarımı gibi araçları bu hissi yaratmak için hâlâ severek kullanıyorum.
2. Unfold, yıllar önce kaydettiğin ancak o dönem dinleyiciyle buluşturmadığın parçalardan oluşuyordu. Bugün dönüp bu kayıtları dinlemek nasıl bir his?
Aslında Unfold’un ikinci albümüm olması gerekiyordu. Ortaya çıkardığımız retrofütüristik seslerle gerçekten gurur duyuyordum. Özellikle davul ve gitarları birlikte, canlı olarak kaydetmemiz çok hoşuma gitmişti. Benim de gitar çalıyor olmam ayrıca heyecan vericiydi! O projeden vazgeçmek benim için gerçekten yürek burkan bir deneyimdi.
İlk albümümün onuncu yılı civarında plak şirketim bu demoları yayınlamak için izin istedi. Açıkçası bu hikâyeyi bir şekilde tamamlayabilmek iyi hissettirdi. İnsanların da bu kayıtları koleksiyonlarına katabilmekten mutlu olması güzel.
3. Şarkılarında Fransızca, İngilizce ve zaman zaman İsveççe kullanıyorsun. Bir şarkıyı hangi dilde yazacağına karar verirken kelimelerin anlamından mı yoksa kulağa nasıl geldiklerinden mi yola çıkıyorsun?
Şarkı sözleri benim için gizemli bir süreç. Hiçbir zaman işe kelimeleri yazarak başlamıyorum. Her şey seslerle başlıyor, sonra o sesleri kelimelere dönüştürüyorum. Çoğu zaman yazdıklarımın ne anlama geldiğini hayatımın ilerleyen dönemlerinde anlıyorum. Bazen gelecekte olacakları haber verir gibi bile oluyorlar.
Bu arada “Childhood Dream” şarkısında Hollandaca da kullandım. Hollandaca benim ana dilim.
4. Günümüzde insanlar müziği büyük ölçüde çalma listeleri, kısa videolar ve algoritmaların önerileri üzerinden keşfediyor. Kendi müziğinin dinleyiciye nasıl ulaştığı üzerinde ne kadar kontrol sahibi olduğunu düşünüyorsun?
Son 15 yıldır müziğimle ilgili ilginç bir durum yaşanıyor. Herhangi bir tanıtım yapılmadan, hatta ben sosyal medyada aktif bile değilken yeni nesiller tarafından keşfedilmeye devam ediyor.
Açıkçası bunların hiçbiri üzerinde bir kontrolüm yok. Ama belki de bu büyüyü mümkün kılan şey, müziğin zamana meydan okuyan niteliğidir.
5. Melody’s Echo Chamber’ın müziği sıklıkla dream pop veya psychedelic pop olarak tanımlanıyor. Sence bu etiketler müziğini doğru yansıtıyor mu?
Bence müziğimi psikedelik ya da “rüya gibi” diye tanımlamak güzel. Ancak yaptığım müzik, poptan ziyade farklı türlerin bir araya geldiği bir füzyona daha yakın. Pek çok farklı tarz arasında dolaşıyorum ve müziğim çoğu zaman pop denince akla gelenden daha deneysel bir yerde duruyor.
Ergenlik yıllarımda inanılmaz meraklıydım. Dünyanın dört bir yanından ve farklı dönemlere ait sayısız sanat eseriyle iç içe büyüdüm.
6. Daha önce İstanbul’a geldin mi? Türkiye’den takip ettiğin veya dinlemekten keyif aldığın müzisyenler var mı?
İstanbul’a bir kez geldim ama şehri tam anlamıyla deneyimleyebilecek kadar uzun kalamadım. Yeniden gelip konser vermeyi sabırsızlıkla bekliyorum.
Yıllardır Selda Bağcan‘ın büyük bir hayranıyım. Ama Türkiye’nin güncel müzik sahnesinden pek fazla grup tanımıyorum. Bildiğim tek grup, kökleri de bu müzik geleneğine dayanan Altın Gün.
7. Bu Festival Bizim kapsamında İstanbul’da ilk kez sahne alacaksın. Buradaki dinleyicilerle nasıl bir bağ kurmayı umuyorsun?
Festivalin tamamen kadınlar tarafından düzenleniyor olması beni çok heyecanlandırıyor! Açıkçası nasıl bir dinleyici kitlesiyle karşılaşacağımı hiç bilmiyorum. Hatta konsere gelen olacak mı, onu bile bilmiyorum! Umarım olur.
Müziğimi oradaki insanlarla paylaşma fırsatı bulduğum için gerçekten çok minnettarım.
Original Interview — English
Ahead of Melody’s Echo Chamber’s upcoming Istanbul performance as part of Bu Festival Bizim, we sat down with the project’s creative force, Melody Prochet, to talk about her previous albums, creative process, admiration for Selda Bağcan, and her first-ever concert in Istanbul!
Photos: Diane Sagnier
1. From your self-titled debut to Bon Voyage, Emotional Eternal and Unclouded, we can hear how your music has changed over time. What do you think holds the Melody’s Echo Chamber sound together through all these changes?
I think the dream logic. Songs dissolving into each other and also music that distorts reality and opens worlds within worlds. Effects like echoes, portamentos and sound design are fun tools I still use to create that sentiment
2. Unfold was made up of recordings you had made years earlier but hadn’t released at the time. What is it like to listen back to those recordings today?
Unfold was supposed to be my sophomore album and I was really proud of the retro-futuristic sounds we came up with, I especially liked that we recorded drums/guitar live together. I was playing guitar also which was exciting! it was an absolute heartbreak to abandon it. Around my debut album anniversary ten years later, my label asked if they could release the demos. It actually felt good to give it some closure and people are happy to collect it.
3. You’ve used French, English, and occasionally Swedish in your songs. When deciding which language to use for a song, do you start with the meaning of the words or with how they sound?
Lyrics are a mysterious process to me, I never write words before. It always starts with sounds I transform into words. I often understand what It all meant later on in my life. It’s sometimes prophetic too. I also wrote in Dutch on “Childhood Dream” it’s my maternal language.
4. Today, people discover music largely through playlists, short videos, and algorithmic recommendations. How much control do you feel you have over how people discover your music?
There is this mysterious thing that has happened to my music the past 15 years. It has been discovered by younger generations without being promoted or me being active on social media. I have no control over any of it, obviously, but maybe it’s the timeless quality of the music that allows that magic to happen.
5. Melody’s Echo Chamber is often described as dream pop or psychedelic pop. Do you think these labels accurately describe your music?
I think psychedelic or dreamy is a nice way to put it, my art is more fusion than pop as I travel through a lot of different styles and often more experimental than what pop music evokes. I had such a wild curiosity as a teenager and consumed tons of art from all over the world and periods of time.
6. Have you ever been to Istanbul before? Are there any artists from Turkey that you follow or enjoy listening to?
I have been to İstanbul once but not long enough to have the full experience, I’m looking forward to coming back and playing. I have been an absolute fan of Selda Bağcan through the years but I don’t know any modern local bands, I only know Altın Gün that have those roots.
7. You’ll be performing in Istanbul for the first time as part of Bu Festival Bizim. What kind of connection do you hope to make with the audience here?
I am thrilled about the fact that the festival has been organized by women only! I have no idea what to expect in terms of audience, if anyone will even come! I hope so, I am so grateful to have this opportunity to share my music there.
Haftalık Bültene Abone Ol
Yeni yazılar ve öne çıkanlar her hafta e-postana gelsin.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!
Yorum yazmak için topluluğa katıl. Ücretsiz, bir dakika sürer.






