Confetti, Main Girl ve birçok hit parçasıyla geniş bir hayran kitlesi edinen Kanadalı sanatçı Charlotte Cardin, müzikal yolculuğuna 2017’de yayımladığı Main Girl EP’siyle başladı. Bu çıkışını büyük beğeni toplayan Phoenix ve son albümü 99 Nights ile sürdüren Cardin, kazandığı Juno Ödülleri ve samimi şarkı sözleriyle gönlümüzde adeta taht kurdu.
Cardin, şimdi ise 99 Nights turnesi kapsamında Türkiye’deki hayranlarıyla yeniden buluşmaya hazırlanıyor. 21 Kasım’da İstanbul’da, 22 Kasım’da ise ilk kez Ankara’da sahne alacak olan Cardin, Türkiye’deki dinleyicileriyle kurduğu özel bağı ve birçok konuyu bizlerle paylaştı.
1. Kariyerin, ilk EP’lerinden Phoenix ve 99 Nights’a, ardından kazandığın birçok Juno Ödülü’ne uzanan etkileyici bir evrim gösterdi. İlk çıkışlarından bugüne sanatçı olarak nasıl bir büyüme yaşadığını düşünüyorsun?
İlk çalışmalarımdan beri çok büyüdüm. Sanırım en önemli şey, o albümlerin ve müziğin bana çok fazla turne yapma imkânı tanımasıydı. Sanatçı olarak en çok turne sırasında ve farklı kitlelerle tanışarak, sahnede her türlü farklı durumla karşılaşarak ve bir performansçı olarak geliştiğim süreçte büyüdüm. Eskiden kendimi daha çok bir şarkıcı olarak görüyordum, başkaları için değil de daha çok kendim için çalıyordum. Ancak artık sahnede kendimi rahat hisseden bir sanatçıya dönüştüm. Yıllar içinde kendim hakkında en büyük gelişmem bu oldu diyebilirim.
2. Son EP’n, A Week in Nashville, Tofer Brown ve Gabe Simon gibi yetenekli isimlerle iş birliğini içeriyor. Nashville’i bir EP için ilham kaynağı olarak bu kadar özel kılan neydi? Oradaki müzik topluluğu şarkı yazımını nasıl etkiledi?
Nashville topluluğu çok özel çünkü çok cömert bir müzik topluluğu ve insanlar, diğer müzisyenleri her tür sanatçıyla buluşturmak istiyor. Gerçekten ortaklaşa bir şarkı yazma yaklaşımı var ki bunu çok seviyorum. Gabe ile ilk tanıştığımda beni çok rahat ve anlaşılmış hissettirdi, bana kendim olabilmem için çok fazla alan verdi. Birlikte şarkı yazmak bizim için çok doğal bir süreçti. İlk tanışmamızda aslında oldukça kişisel olan konular hakkında ona içimi açtım. Sanırım Nashville, bir şekilde o büyülü dokunuşa sahip. Beni hikayelerimi yeni bir şekilde anlatmak istediğim bir noktaya götüren çok özel bir yer ve bu EP ile hikayelerimi farklı bir şekilde anlattığımı düşünüyorum. Bununla gurur duyuyorum.
3. Müzikte görsel ögelerin senin için önemli olduğunu sıkça dile getiriyorsun. Yeni bir çalışma yaratırken en başından belli görselleri zihninde canlandırıyor musun, yoksa bu süreç zamanla mı gelişiyor?
Görsel ögelerimin çoğu, müziği yazarken yani sürecin çok erken bir aşamasında aklıma geliyor ve ilerledikçe son detaylar ekleniyor. Genellikle ilk müzikal kıvılcımlar ortaya çıktığında, müzikle birlikte gelen bazı görüntüler zihnimde beliriyor.
4. Yakında büyük bir uluslararası turneye çıkıyorsun. Canlı performans sergilemeyi en çok hangi yönüyle dört gözle bekliyorsun? Dünyanın dört bir yanındaki hayranlarınla bağ kurmak şarkılarını nasıl etkiliyor? Özellikle aklında kalan bir hayran etkileşimi var mı?
Turneler beni en çok heyecanlandıran şey. Bir turneye başlayıp uzun süredir görmediğim bir kitleyle buluşacağımı veya bu şarkılar aracılığıyla insanlarla bağlantı kurarak hikayeler anlatıp paylaşacağımı bilmek hoşuma gidiyor. O canlı anları, seyahatleri ve daha önce canlı çalmadığım yeni şarkıları çalmayı dört gözle bekliyorum. Sete yeni şarkılar eklediğinizde, sanki yeni bir hikaye anlatıyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu yüzden tüm bu unsurlar beni çok heyecanlandırıyor.
5. Müzik, hem sanatçılar hem de dinleyiciler için derin bir kişisel anlam taşıyor. Özellikle son EP’ndeki samimi şarkılarla, insanların müziğinden hangi mesaj veya duyguları almalarını umuyorsun?
İnsanların kendilerine o an ne hissetmeleri gerekiyorsa onu derinlemesine hissetmelerine izin vermelerini umuyorum. Bence müzik, insanların duygularıyla bağlantı kurmalarına yardımcı olan çok özel bir araç. O anda mutluluk veya daha hüzünlü duygular olsun, müziğimin insanların duygularına dokunmasını ve onları hissetmelerine yardımcı olmasını umuyorum. Gerçekten istediğim bu.
6. Yakında tekrar Türkiye’de sahne alacaksın. Türk dinleyicilerle olan deneyimlerin, burada performans sergileme bağını nasıl şekillendirdi? Bu kez geri dönmek seni en çok ne için heyecanlandırıyor?
Türkiye en iyisi! Dürüst olmak gerekirse, Türkiye’de her performansımda çok eğleniyorum ve tekrar gelmek için gerçekten heyecanlıyım. Türkiye’de sahne almak her zaman turnemin öne çıkan anlarından biri oluyor ve geçmişte olduğu gibi bu sefer de öyle olacağını biliyorum. Ankara’da daha önce hiç sahne almadım bu yüzden Türkiye’de yeni bir şehir keşfetmek ve yeni bir seyirciyle buluşmak da özel olacak. Bu kesinlikle turnemin en önemli anlarından biri. Bu yüzden çok heyecanlıyım.












