Malumunuz son zamanlarda plak satışları hiç olmadığı kadar arttı ve artmaya da devam ediyor. Birçok kişi bunun sebebini tam olarak bilemese de sebeplerinin duygusal olduğu, temas etmenin güzelliğiyle alakalı olduğu düşünülüyor. Sanırım ben de “dokunma” taraftarı olan bir insanım. O şey artık ne ise, birebir temas kurmak sanırım ayrı bir bağ oluşturuyor.

Bunun bir de “eskiyi eskide olduğu gibi yaşamak” kısmı var. Yirmi yıl önce çekilmiş bir fotoğrafa bilgisayar ekranının ardından bakmak size hiçbir zaman elinizde tuttuğunuz, kenarları yırtılmış fotoğrafa bakmak kadar haz vermeyecek ve sizi duygulandırmayacak. İşte bu da tam olarak böyle bir şey.

Sevdiğim bir arkadaşımın evinde güzel, eski bir pikap var. Ve tabii ki bir de Nirvana’nın 1991 yılında yayınlanmış, efsane Grunge albümü Nevermind. Kaç sene öncesinin bilmiyorum ama bir de sadece pikaplara takılabilen, o dönemden kalmış, 7 inçlik bir hoparlör çifti. Smells Like Teen Spirit parçasını o hoparlörlerden dinlediğimde dört dakika boyunca sanki gerçekten de o pis, kirli, uyuşturucu dolu döneme gittim. Hoparlörün tonu o kadar sivriydi ki, Grunge ile ölesiye uyumluydular.

Fakat plaktan müzik dinlemiş, dinleyen herkesin kafasında bir bilgi veya soru var. O da, plak kalitesinin CD kalitesinden iyi olup olmadığı. Kimisi net bir şekilde “Abi plak en kaliteli format” derken, kimisi de teknik meselelere boğulmak istemediğinden sorunun cevabını bilmiyor.

Eğer buraya kadar okuduysanız ve artık lafı uzatmayıp cevabı vermemi istiyorsanız baştan söyleyeyim. Hayır, plak CD’den daha kaliteli değil.

Genel olarak plakların ‘dijitalden’ daha kaliteli olduğunu savunanlar genelde bunu MP3 formatıyla karşılaştırıyorlar ki bu dünyanın en saçma şeyi. Çünkü dijital demek, MP3 formatında müzik dinlemek zorundasınız demek değil. Dijitalde FLAC formatı da var, AAC de, WAV da… Her ne kadar Youtube, Spotify, Soundcloud gibi dijital müzik dinleme araçları MP3 formatında sunsa da, sıkıştırılmamış kaliteli müzik dinleyebilmek için bir çok seçeneğiniz var. Gelin biz ikisi de satın alabileceğiniz fiziksel formatlar olduğu için CD ile karşılaştıralım.

–  Bir LP’nin dinamik alanı, yani çalabildiği en düşük sesle en yüksek ses arası ortalama 70 decibel (dB)’dir. Bir CD’nin ise teorik olarak dinamik alanı 96 dB’dir. Bu da pratik anlamda CD’lerin plaklardan en az 10 kat daha fazla dinamik alana sahip olduğunu gösterir.

– Plaklarda yüzeyden kaynaklı kronik bir gürültü oluşur ki bir çok insanın en çok hoşuna giden şey de bu ‘sıcaklık’tır. Doğal olarak oluşan pıtırtılar, çatlaklar ve sürekli dip gürültüsü vardır. Fakat CD hiçbir gürültü üretmeden çalışır. Bu aslında kötü bir etki olmasına rağmen plak dinleyen insanların tamamına samimi geldiği için bir eksi olarak yazmıyorum.

– Plak bas frekansları sadece belirli miktarlarda üretebildiğinden dolayı (Fazla bas frekans yüklendiğinde plakta atlamalara sebep oluyor) plak için basılacak albümün mastering’i ile (Kısaca, şarkının genel ses seviyesinin ve tonlarının belirlendiği en son aşama) CD için yapılan mastering’ten tamamen farklıdır. Özellikle son dönemde popülerleşen Techno, House gibi bol bas frekansa sahip olması gereken şarkıların plaktan dinlenmesi, çalınması bu durumda çok mantıksız gözüküyor. Tabii ki bu da tamamen tercih ve zevk meselesi.

– Bir CD’de sağ ve sol kanal arasındaki ses seviyesi arasında 90 dB’lik bir fark olabilir fakat LP’de bu 30 dB ile kısıtlıdır. Dolayısıyla mühendisler çok daha kısıtlı bir alanda stereo imajı yaratmaya çalışırlar. Buna bağlı olarak fazla radikal hareketlerden kaçınmanız gerekir.

– İşin bir de fiziksel boyutu var. Sürtünme, plastiğin deforme olmasını kolaylaştıran ısınmaya neden olur. Bu da şu demek; plaktan her müzik dinlediğinizde üst frekanslardan sürekli bir kayıp yaşarsınız. Ayrıca iğnenin oluşturduğu ufak delikler ve çizikler de çıtırtı, patırtıların çoğalmasına sebebiyet verir. Fakat CD, güneşin altında saatlerce bırakmadığınız sürece yıllarca hiçbir aşınmaya uğramaz. Eğer fiziksel bir hasar görürse de tamamen bozulur zaten.

Reklam

– Sebebini söyleyip olayı iyice teknikleştirmek istemiyorum ancak, şöyle bir özet geçecek olursam CD’lerde şarkıların daha gür duyulabilmesi için kullanılan yöntemler yüzünden şarkıların dinamikliği öldürülmektedir. Yani şarkının en düşük ses seviyesi ile en yüksek ses seviyesi arasında neredeyse fark kalmamaktadır. Şu görsel ile bu durumun zaman içerisindeki değişimini umarım herkes anlayacaktır.

Ancak plak için aynı yöntemler uygulandığında bozulmalara yol açtığı için mecburen LP’lerin dinamik alanı daha geniştir. Bu da plakların sanırım en iyi özelliği. Ancak son dönemlerde Loudness Wars diye tabir edilen savaş günden güne dinmekte ve bu sorun da dijital müzik için yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Özellikle streaming’in bu kadar popülerleşmesinden sonra şarkınız çok amatör olsa da en profesyonel şarkıyla aynı gürlükte duyulacağından dolayı dinamik aralığı geniş bırakmak mühendisler için daha avantajlı hale geldi.

Peki çok fazla para harcamadan, dijital mecralarda kaliteli müzik dinlemek istiyorsanız ne yapabilirsiniz?

Albümleri direkt olarak iTunes veya Bandcamp gibi mecralardan sıkıştırılmamış formatlarda satın alabilirsiniz. Ya da sıkıştırılmamış formatlarda streaming yapan bir program kullanabilirsiniz. Tidal bu konuda piyasada şu anda tek. Neredeyse tüm şarkıları FLAC formatında dinleyebiliyorsunuz. Belirli albümleri ise Wav formatında bulabiliyorsunuz. Ama Tidal’ın Spotify’dan gözle görülür şekilde çok fazla eksiği de var tabii.

Ancak bunları söylerken bir yandan da plaktan müzik dinlemenin ne kadar keyifli olduğunu biliyor ve müzikle fiziksel bir temas kurmanın yaşattığı hissiyatı da anlıyorum. Tabii, sizin plakları tercih etme sebebiniz ‘kalite’ olmayabilir. Ancak bu yazıyı özellikle de plakların tüm dijital formatlardan daha kaliteli olduğunu düşünenler için hazırlamak istedim. İşin duygusal boyutu da bir sonraki yazının konusu olur belki de. Meraklısına Mehmet Tez‘in bu konuda yazılmış şöyle de bir yazısı var.

Düzenlemelerinden dolayı Ufuk Önen‘e teşekkürlerimi sunarım.

Kaynakça:

Does music sound better on vinyl records than on CD’s?

Yes, Neil Young, Vinyl IS Better. And Here’s Why…

Digital vs. analog: Vinyl is making a comeback, but is it actually better?

Does vinyl really sound better? An engineer explains

İnsanlar neden plak satın alıyor?

Haftalık Bültene Abone Ol

Yeni yazılar ve öne çıkanlar her hafta e-postana gelsin.

Aydınlatma Metni

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("KVKK") uyarınca, bu formda paylaştığınız e-posta adresiniz; veri sorumlusu sıfatıyla BBI Yapım Prodüksiyon Organizasyon Reklam Ltd. Şti. tarafından, yalnızca haftalık bülten gönderimi amacıyla, açık rızanıza dayanılarak işlenir. Verileriniz amaçla sınırlı olarak abonelik süresince saklanır ve yasal zorunluluklar dışında üçüncü kişilerle paylaşılmaz. KVKK m.11 kapsamındaki haklarınızı ve abonelikten çıkma talebinizi info@birbabaindie.com adresine yazarak iletebilirsiniz.

Yorumlar (6)

  1. Tubidy

    Bilimsel olarak değerli veriler sunulmuş. Bu makale sonrasında plak ve cd kavramlarına yönelik ufkumun açıldığını söyleyebilirim. Öncelikle değerli içerik yazarına ve düzenlemeye yardımcı olan Ufuk Önen beyefendiye teşekkür ederim.

    1. Orçun AyataYazar

      Tek bir kişiden bile böyle güzel bir yorum almak insanın hevesini iki kat arttırıyor. Değerli zamanınızı ayırdığınız için biz teşekkür ederiz.

  2. Ahmet Hamdi Özkaya

    Sesi asıl açıklayan desibel değil frekansdır, ses kalitesini belirleyen frekans bilgisidir. Ne kadar çok frekans bilgisi taşıma ve doğru iletimi, o kadar kaliteli ses. Doğrudur plağın bas(alt) frekanslarda sıkıntısı vardır ama kulağın duyabildiği alt frekansları rahatça taşıyıp üretebilmektedir plak. Fakat Digitalde, veri depolama sırasında Medyadaki(CD) yer sıkıntısı yüzünden en çok kırpılan aslında kayıt ortamında büyük yer işgal eden bu alt frekanslardır. Hepsinden önemlisi seste asıl kaliteyi belirleyen her türlü ortam ve bileşende üretilmesi ve iletilmesi zor olan orta frekans aralığındaki seslerdir. Digitalde, örnekleme (bit), analog to digital (ADC)- Digital to Analog(DAC) döngüsü sırasında işte asıl bozulma ve kayıp bu frekans aralığında olur. Zaten sonunda, netten stremaing önermiş kayıpsızlık için. Neden çünkü bir albüm 700 MB ile sınırlanmak zorundadır bir CD'de. Oysa bu netteki streaming kayıtlara bakınca bazen tek bir parça 250-300 MB olmaktadır. Ki bu hali bile örnekleme ve döngünün sorunları yüzünden plağa yaklaşamamaktadır bile Bir LP'deki analog ses bilgisinin kayıpsız karşılığı yaklaşık 9 Gb civarındadır
    .

  3. Ahmet ertegün

    Tidal ile müzik dinlerken bazı şarkılarda sanki plak dinlermiş gibi gelen pıtırtı ve çıtırtıların sebebi nedir?

    Marantz pm6005, sennheiser hd600, pioneer n50, iphone ile airplay 2 aktarım.

  4. Ali

    Son derece derli toplu, güzel bir yazı olmuş. Onca çöp yazının içinde insanın okuyup bir şeyler öğrenebileceği nadir yazılardan. Teşekkürler.

  5. Ken

    Yazıyı oldukça beğendim özellikle plak en iyisidir ve en kayıpsızıdır diyerek binlerce lirasını plağa yatıran arkadaşım ile girdiğimiz iddiayı bu yazı ile kazansam da kendisi hala tersini iddia edecektir. Asıl bilinmesi gereken bir kayıt ilk önce nereye alınır? Bir plağın üzerine mi dijital bir sıkıştırma formatına mı? Günümüzde müzik stüdyoları kayıtlarını dijital olarak yapıyorlar diye biliyorum. Çoğaltılması mp3, Flag, wav ve plak oluyordur. Ama en kayıpsız ve doğru kopyanın yine olabildiğince birebir başka bir dijital kopyası veya az sıkıştırılmış bir format yani flag olabileceğini düşünüyorum. Plak hem fiziksel hem de iğne ucu şu bu gibi faktörlerle kayıplara neden olduğu aşikardır. Yazı için teşekkürler.

Yorum yazmak için topluluğa katıl. Ücretsiz, bir dakika sürer.