Poppy’nin yeni albümü “Negative Spaces”, metal ve popu birleştirerek zıt kutuplarda bir müzik yolculuğu sunuyor.
Poppy’nin diskografisi, bir kez içeri adım attıktan sonra renklerden başınızı döndüren bir harikalar diyarı kadar şaşırtıcı ve farklı. Kariyerinin başlarında, kendi YouTube kanalında, kostümleri ve tarzı ile kendisine şeker pembe bir dünya yaratan bu karakter; konuşma metniyle, robotik hareketleri ve ses efektleriyle, görüntüsünün aksine ürkütücü enstelasyonlar yaratıyordu. Bir internet figüründen rock yıldızına dönüştüğü bu hikayede, müzikal kariyeri de en az karakteri kadar farklı olacaktı.
2016’dan bu yana neredeyse her sene bir albüm ortaya koyan genç sanatçının her albümünün tarzı farklı olmakla birlikte, albümlerin içinde dahi farklı dünyalar birbiriyle çarpışabiliyor.
2018 tarihli Am I A Girl? albümü hyper pop ve elektro pop ağırlıklı olmasına rağmen, şaşırtıcı yerlerde karşımıza çıkan sert rock tınıları gelecekteki değişimi işaret ediyordu. 2020 yılında; ambient ağırlıklı Music To Scream To‘yu , ardından metalden trip hopa zıt kutuplarda koştuğu I Disagree albümünü yayınladı.
Flux ve Zig albümlerinde ise pop punktan elektropopa, synthpoptan endüstriyel tınılara, pek çok farklı tür duymak mümkün.
Kendini türler ötesi olarak tanımlayan Poppy’nin geniş kitleler tarafından duyulduğu en önemli an; Bloodmoney şarkısıyla Grammy ödüllerinde en iyi metal performansı adaylığı kazandığı 2021 yılı oldu diyebiliriz. Bu adaylıkla son 20 yılda solo olarak metal adaylığı alan ilk kadın sanatçı oldu.
Amerikan Güreşi tv şovu olan WWE NXT’te sergilediği performanslar ve program için hazırladığı soundtrack ise popüler kültüre kendini tanıttığı diğer anlardan.
2024 yılında ise Poppy; metal dünyasının yeni süper gücü Bad Omens ile çalışarak, yılın en büyük metal hiti olan V.A.N adlı şarkıya imza attı. Aynı yıl Knocked Loose ile beraber performe ettikleri Suffocate isimli parça yine Grammy’de en iyi metal performansı dalında aday oldu.
Sanatçı; adına başarılı geçen bu yıl bitmeden, 15 Kasım tarihinde yeni albümü Negative Spaces‘i dinleyiciye sundu.
Sumerian Records etiketiyle çıkan albümde, prodüktör koltuğunda Bring Me The Horizon eski üyesi olarak tanıdığımız Jordan Fish oturuyor.
Poppy, NME’ye verdiği röportajda bu albümün yaptığı “en sert ama aynı zamanda en tatlı” albüm olduğunu söylüyor. Bu iki zıt kutbu birleştirmenin adeta ruhunu tamamlayan bir duygu olduğunu ekliyor röportajın devamında.
Metal müziği pop sınırlarına taşıyacak kadar modernize ederken, bahsettiği polarizasyonu başarıyla bir araya getiriyor Poppy bu albümde. Tabii ki bu başarının bir diğer mimarı da dünyanın en büyük arena konserlerini veren grubun üyesi olan Jordan Fish. En sert metalcore şarkısında dahi akılda kalıcı pop soslu melodilerle milyonlarca dinleyiciye ulaşmayı başaran Fish’in; aynı formülü Poppy için de uygulayarak parlamakta olan yıldızı metal dünyasının en sağlam kadın sanatçılarından biri yapmayı amaçladığını tahmin etmek zor değil.
Albümün ilk 3 şarkısı have you had enough?, the cost of giving up, they’re all around us ile çok sağlam bir metalcore albümü dinlediğimizi düşünüyorken, dördüncü şarkı “yesterday” ile tatlı bir mola verip, harika bir synthpop hiti olan crystallized ile dans etmeye başlıyoruz.
vital ve push go ile pop rock tadında enerji tekrar yükseldikten sonra, klibi yayınlanmış olan the center’s falling out şarkısının deathcore sınırlarına dayanan sertliğinde Poppy, scream vokallerini ustaca sergiliyor.
Ardından hey there olabilecek en zıt kutupta yumuşacık vokalleri ve soft melodileriyle tekrar bizi şaşırtıyor. Poppy; en iyi yaptığı şeyi yapıp bizi bu zıt duygu kutuplarında dolaştırmaya ustalıkla devam ederken, son dört parçada da albümün karakterini oluşturabilecek her tarzdan birer örnek veriyor. Son şarkı halo ile albüme veda ederken, albümün bizimle olan yolculuğu ise daha yeni başlıyor.












