Türkiye’deki punk sahnesinin uzun süredir sessizliğini koruyan efsanevi gruplarından Kilink, yıllar sonra sahnelere geri döndü. Bunun ardından, hem Kilink hem de Palmiyeler projeleriyle alternatif sahnenin tanınan isimlerinden biri olan Mertcan Mertbilek, kendi adıyla yayımladığı “Tanrısız Beleş At” albümüyle dinleyicilerin karşısına çıktı.
Biz de hem Kilink’in geri dönüşünü hem de Mertbilek’in yeni albümünü bahane ederek; geri dönüş sürecinden yeni solo albümüne, yaratıcılığın farklı biçimlerine ve Türkiye’de punk kültürünün bugünkü hâline kadar uzanan detaylı bir sohbet gerçekleştirdik.
1. Kilink yıllardır sessizliğini koruyordu. Bir anda sessizliğinizi bozan bu geri dönüş fikri nasıl doğdu?
Bu geri dönüş, birkaç yıl süren bir maceraya dönüştü. Uzun zamandır herkes Kilink konseri vermemizi istiyordu. Yıllar sonra bir araya gelmek kolay olmadı ama bir noktada konser vermezsek bu konunun da hiç kapanmayacağını anlamış olduk. Geçen sene yapmayı planlamıştık ama Anıl’ın bileğinde yaşadığı bir sakatlıktan dolayı ertelemek durumunda kaldık. Bu süreçte bir sene boyunca davul çalamadı ve dinlendi. Bu turneyi de tek eliyle çaldı, inanılmazdı.
Yeni bir kayıt yayınlamadığımız için tam olarak sessizliği bozduk sayılmaz ama bir geri dönüş turnesi herkes için eğlenceli oldu. Vakit bulabilseydik birkaç stüdyo kaydı da almayı planlıyorduk ancak o kısmı henüz gerçekleştiremedik. Belki ilerleyen yıllarda onu da yaparız.
2. Peki sence konserler nasıl geçti? 2000’lerdeki Kilink enerjisiyle bugün arasındaki farkı nasıl anlatabilirsin?
Konserler çok iyiydi. Toplamda dört konser verdik, Ankara ve İstanbul’da iki gece üst üste kapalı gişe çaldık. İnanılmaz bir ilgi vardı, bu bana biraz 2003-2004 yıllarında İzmir’de konserler vermeye başladığımız ilk zamanlarda oluşan heyecanı hatırlattı. Tabii o zaman insanlar daha çok “Burada neler oluyor?” diye meraktan geliyorlardı. Şimdi ise uzun yıllardır dinleyen ve bu anı bekleyen dinleyicilerimize çalma şansımız oldu. Bu bizim için çok değerliydi ve o anları onlarla paylaşabildiğimiz için çok mutlu olduk.
Herkes çok enerjikti. Yıllardır ne sahnede ne de seyirci olarak katıldığım bir konserde böyle bir şey gördüğümü hatırlamıyorum. Gerçekten her konser benzersiz bir deneyime dönüştü. Bence bu geri dönüşün hakkı verildi.

3. Ülkemizdeki güncel punk müzik hakkında ne düşünüyorsun? Bu kültüre katkıda bulunmuş birisi olarak punk’ın hâlâ yaşadığını hissedebiliyor musun?
Bence bir müzik janrının ölümü diye bir şey genelde olmuyor. Üstelik punk sadece müzikal bir akım da değil. Birçok dalda işler vermenize olanak sağlayan bir sanat formu ya da ifade biçimi diyebiliriz. Yani zaten ölümsüz bir tarz. Zamansız olduğu için de hâlâ her yerde, şu an belki eskisinden bile fazla ortada.
Bence Türkiye’de de durum bundan pek farklı değil. Çevremizdeki birçok kişinin üretiminde bir noktada punk bir tavır sezilebiliyor. Bazıları bunu müziğine yansıtırken bazı kişilerde de bunu imajlarında görebiliyoruz. Kimisinde de başka bir şekilde ortaya çıkıyor. Yani herkes bundan hâlâ fazlaca etkileniyor.
4. 7 Ekim’de “Tanrısız Beleş At” isimli solo albümünü paylaştın. Halihazırda Palmiyeler ile yıllardır alternatif sahneye üretim yaparken hangi motivasyonla tek başına da üretmeye karar verdin?
Bu motivasyon ilk olarak üç sene önce hayatımda yeni bir evreye geçmemle oluşmaya başladı. İstanbul’dan taşınıp herkesten uzakta, başka bir şehirde bambaşka bir hayata başladım. Turne zamanları dışında grup arkadaşlarımla bir araya gelme fırsatım da çok olmuyordu. Bu süreçte bu fikir iyice gelişti tabii. Bütün bunlar olurken kendimi farklı bir şekilde ifade edebileceğim bir proje ya da projeler yapma ihtiyacı da duydum.
Tanrısız Beleş At da bu dönemin ilk meyvesi oldu. Bir de tüm bu çıktıları ve eski işleri bir araya toplayacak bir plak şirketi fikri olan “Ortaçağ” ortaya çıktı. Bu albümün diğerleriyle arasındaki en temel fark üretimi tek başıma yapmam ve kendi adımla yayınlamam oldu. Şarkı yazmak benim açımdan zaten bireysel bir şeydi. Kilink, Palmiyeler, şimdi de kendi adım… Yani isimler değişse de üretim devam ediyor. Tabii tek olay isim de değil, onu da söylemek lazım. Genel bir ses farkı da var. Albümü dinleyenler bunun farklı bir proje olduğunu bence kesinlikle hissedecektir. Albümde bazı Palmiyeler ve Kilink sonrası anları var ama yine de bu kesinlikle başka bir duygusu olan, başka bir proje oldu. Votka, Kayıp Balta ve Yaratık bunun en belirgin olarak hissedildiği şarkılar.
5. Yeni albümünde Palmiyeler’den uzaklaştığını hissettin mi? “Tanrısız Beleş At” senin için neyi ifade ediyor ve anlatıyor?
Tam aksine, bu süreçte yeni bir Palmiyeler albümü üzerinde çalışmak için istek duydum. Şu sıralar onun üzerinde çalışmaya başladım. Tanrısız Beleş At da son bir buçuk yıllık çalışmaların toplamı diyebilirim. Yani birisi diğerini olumsuz anlamda etkilemiyor, belki de besliyor.
Tanrısız Beleş At, bir dönemi anlatması açısından benim için önemli. Geçtiğimiz kış ayları boyunca süren kayıtlar ve sonrasında yaşanan post prodüksiyon süreci çok eğlendiğim bir dönem oldu. Heyecanlı ve yeni bir proje yapmanın etkisi canlandırıcıydı. Hayatımdaki pozitif bir değişimi de ifade ediyor diyebilirim.
6. Tek başına üretmek sana bir özgürlük sağladı mı? Diğer projelerinden farklı olarak kendini daha iyi ifade ettiğini düşünüyor musun?
Kesinlikle bir özgürlük sağlıyor. Belki en çok da çalışma zamanlaması açısından. Daha kişisel hikâyeler bulunabileceği için kendini ifade etmek anlamında da katkısı olmuştur eminim. Her şeyden önce bu albümü yayınlamasaymışım bir şeyler kesinlikle eksik kalırmış.
Bir diğer artısı da denemek istediğim bazı kayıt tekniklerini deneme fırsatım oldu. Böyle denemeleri grupla yapmaktansa kendi başına yapmak çok daha kolay. Şimdi bu kayıtlar boyunca yeni öğrendiğim şeyleri bir sonraki çalışmalara aktarmak için heyecanlıyım.
7. Bir yanda Kilink, bir yanda Palmiyeler ve bir yanda da solo projen var. Bu çeşitlilik seni zorluyor mu yoksa daha yaratıcı olmanı mı sağlıyor?
Farklı projeler itici bir güç olarak etki gösteriyor. Projeden projeye geçerken verilen küçük aralar ve mecburi uzak kalmalar da yaratıcılığa pozitif etki sağlıyor. Bunu iyi bir şey olarak görüyorum.
8. Röportajımızın sonuna gelirken, yerli punk camiasına, alternatif sahneye ve hayranlarına vermek istediğin bir mesaj var mı?
Bu aralar Tanrısız Beleş At albümünün plak baskılarını bekliyorum. Bu, Ortaçağ’dan yayınlanacak ilk fiziksel albüm. Sanıyorum en geç 2026 başında da dağıtım için elimize ulaşmış olur. Toplamda sadece 70 adet plak Türkiye’de satışa çıkacak ve şu an ön sipariş verilebilir.
Ayrıca, yeni albümden bir şarkıya da kısa bir video için çalışıyoruz ve tabii sırada gelecek olan yeni Palmiyeler albümü var. Bu da beni çok heyecanlandırıyor. O çalışmaya da derinlemesine dalmak için sabırsızlanıyorum. Umarım hem Kilink hem Palmiyeler dinleyicileri Tanrısız Beleş At albümünden zevk alırlar. Konserlerde görüşmek üzere.












