BBI Yerli #248 | Fırat Uyulur

BBI Yerli
İstanbul’da büyüyüp son yıllarını Londra’da geçiren ve rock köklerinden beslenen şarkılarıyla öne çıkan Fırat Uyulur, BBI Yerli’nin 248. konuğu oluyor

1. Projenizin adı nedir?

Fırat Uyulur

2. Kendinizden ve müzik kariyerinizden kısaca bahseder misiniz?

Tabii. Ben Fırat Uyulur. Doğma büyüme İstanbulluyum. Birincil mesleğim tıp/genetik alanında veri analizi üzerine. Mesleğimi hakkıyla icra edebilmek için 8 sene evvel Londra’ya taşındım. Bir yandan da gitar çalmak, müzik dinlemek, şarkı söylemek ilkokul yaşlarımdan beri hayatımın hep önemli bir parçası oldu. Lise ve üniversite yıllarım müzik ve konserlerle geçti. Londra’ya taşındıktan sonra ise kendi şarkılarımı yapmaya ve zaman zaman paylaşmaya başladım.

3. Siz müziğinizi hangi tarz ya da tarzlar içinde tanımlıyorsunuz?

Ben bu tip tanımları biraz sınırlayıcı buluyorum ancak bir isim vermem gerekirse rock müziğin altında yaşayan herhangi bir tarza yakın diyebilirim.

4. Üretiminize hangi şehirde devam ediyorsunuz? Yaşadığınız şehrin müziğinize sizce etkisi var mı?

Son 8 yılım Londra’da geçti. Dolayısıyla bütün özgün üretimim de Londra sınırları içerisinde gerçekleşti. Yaşadığım şehir elbette müziğimi çok etkiledi; buna beslenmek de diyebiliriz özlem de. Londra müzikal anlamda çok yoğun bir şehir. Aklınıza gelen en usta caz ve blues sanatçılarının düzenli uğrak noktası olduğu gibi, kimsenin bilmediği ancak akıl almaz derecede yetenekli müzisyenlerin de boy gösterme sahnesi.

Haliyle, ben de canlı caz blues çalan barların müdavimi oldum kısa zamanda. Bu muhteşem sanatçılardan taş olsa etkilenir; ben de tabii ki çok etkilendim. Bir diğer boyutuysa doğup büyüdüğüm şehri geride bırakmanın özlemi ve efkârı. Uzağa gitmek her ne kadar bir tercih olsa da benim kalbim her zaman İstanbul’da attı. Bu romantizmin de müziğimin, sözlerimin, melodilerimin üstünde kaçınılmaz çok etkisi oldu.

5. Müziğinize değer katan kişiler kimlerdir?

Ben batı ve doğu sentezi bir aileye doğdum. Babam aslen Nevşehirlidir. Hem klasik müziğe hem de soft rock klasiklerine oldukça hakimdir. Annem ise Batı Trakya kökenli bir ailenin, Türkçe pop müziğe tutkun küçük kızıdır. Haliyle, erken yaşta farklı tarzlardan bolca müziğe maruz kalarak büyüdüm.

Abimin peşinden küçük yaşta gitara başladım. O ne yaptıysa ben de onu yapmaya çalıştım diyebilirim. 90’ların sonunda Türk rock müziği rönesansı yaşanırken çıkan yerli/yabancı tüm albümleri eve getirip bana dinleten abim olmuştur.

Bir diğer aslan payını kuzenim Özgen Dinçer’e vermem gerekir. Kendisi 2000’lerde İzmir’den Bodrum’a, bölgesinin en iyi davulcularındandı. Ondan her zaman çok etkilendim. Müziğime katkısı büyüktür.

Temelleri attıktan sonra, yıllar içinde birlikte müzik yaptığım dostlarım Emre Kayık, Gökhan Gürsel, Doğukan İnal, İsmail Tiryaki, Çağrı Pamukçu, Steve Frenk’in yanında bir de sevgili eşim Begüm’ü anmadan olmaz.

6. Müziğinizi etkileyen gruplar ya da sanatçılar var mıdır?

Bu çok uzun bir liste olur ve eminim atladıklarım olacaktır. Anne-baba kanalıyla tanıştığım sanatçıları saymadan şöyle listeleyebilirim: Duman, Kurban, Yavuz Çetin, Athena, mor ve ötesi, Kargo benim için en büyük ilham kaynağı oldular. Fikret Kızılok, Cem Karaca, Barış Manço, Tanju Okan, Erkin Koray yine benim için çok kıymetlidir. Yabancı müziklerden ise Pearl Jam, Nirvana, RHCP, Muse, Radiohead, Metallica ilk tanıştığım ve çok etkilendiğim müzikler oldular. Lise yaşları sonrasında hayatıma giren Jimi Hendrix, SRV, Eric Clapton, Pink Floyd, Led Zeppelin, John Mayer, Jack Johnson, Ben Harper, John Scofield, Robben Ford ve daha niceleri beni her dinlediğimde etkilemeye devam eder.

7. Daha önce sahne aldınız mı? Varsa en yakın etkinliğiniz ne zaman?

Profesyonel anlamda sahne almayalı epey zaman oldu. İlk etapta, Ekim’de Londra’da bir konser planımız var.

8. Sizce ülkemizde sahne almanın zorlukları nelerdir? 

Buna benim cevap vermem çok doğru olmaz ancak bir fikrim var. Bence salonları anlamlı bir kitleyle doldurmak gitgide zorlaşıyor. İnsanların müzikle olan ilişkisi çok değişti. Müziğe ulaşım kolaylaşmış gibi görünse de icranın kalitesi değil, pazarlanması ön planda. Bu yüzden de sanatçıların/grupların kemik bir kitle oluşturması çok zorlaştı. Haliyle, sahne almanın temeli olan dinleyici talebi ne kadar var bilemiyorum. Daha çok dikkati dağınık, neye maruz kaldığını seçme şansı büyük oranda elinden alınmış bir kalabalık var. Sadık dinleyici kitlesi oluşturmayı başarmış tüm sanatçıların/grupların bir şekilde sahne alacağına inanıyorum.

9. Yayınlanmış albüm, kısa çalar veya teklileriniz var mı?

Ali İsmail Korkmaz anısına, bundan 5 sene evvel Vurmayın adlı bir tekli yayımlamıştım. Arada 3 adet daha protest şarkı yayımladım ancak evde kaydettiğim için kayıt kalitesi arzu ettiğim seviyede olamamıştı. Önümüzdeki aylarda bunları güzelce yeniden kaydedip tekrar platformlara koyacağız. Bunlara ek olarak, kayıtlarını tamamladığımız 2 şarkımızı da önümüzdeki aylarda tekli olarak yayımlayacağız.

10. Projenizde yer alan eserler “tasarım” olarak neyi ifade ediyor?

Benim için müzikte derinlik en önemli unsur. Bu, kendi şarkılarımda enstrümanların ve sözlerin ne anlattığı şeklinde ifade buluyor. Yaptığımız şarkılarda her bir enstrüman, kendi icracısının hislerini yansıtıyor. Sözler ise bu ifadenin en anlaşılabilir formu. Bu yüzden, enstrümanların iyi çalındığı ve sözlerin bütünüyle hisleri aktardığı şarkılar benim gözümde kabul görüyor. Şarkılarımın her biri birbirinden farklı trafiğe ya da tarza sahip olabilir ancak bu temel unsur hep sabit kalacak.

11. Kayıtlarınızı nerelerde alıyorsunuz ve ses prodüksiyonunda kimlerle çalışıyorsunuz?

İlk yayınlarımı ve demo kayıtlarımı evde yaptım. Komşuların ve sevgili karımın kafasını epey şişirmiş olabilirim. Şimdiyse kayıtlarımızı Londra’da Premises Studios’da alıyoruz. Bas gitarda İsmail Tiryaki, davulda Steve Frenk; perde arkasında ise abim Emre Uyulur ve yakın dostumuz Çağrı Pamukçu’nun çok büyük desteği var. Şarkıları daha ilk yazdığım andan son hâlinin nasıl olacağına dair güçlü bir fikrim olduğundan, kayıt sırasında da aranjman sürecinde de biraz dominant olabiliyorum. Mastering kısmını ise şarkının enerjisini en az değiştirecek ve tabii ki iyileştirecek şekilde, Çağrı Pamukçu desteğiyle tamamlıyoruz.

12. Kendinize ait bir üretim alanınız var mı?

Evde bir odamızda küçük bir müzik kayıt alanım var ama ben gitarları amfiden almayı sevenlerdenim. Kayıtların enerjisinin yüksek olması için amfinin sesinin de biraz açık olması gerekiyor. Bu sebeple, demoları evde kaydettikten sonra esas kayıtlar için profesyonel bir stüdyo tercih ediyoruz. Çoğu zaman evimizin farklı köşelerinde, bazen de yolda yürürken beni derinden etkileyen toplumsal ya da başka duygusal konular bir anda dile geliyor. O an neredeysem üretim alanım orası oluyor ve telefona aldığım ses kayıtlarıyla süreç başlamış oluyor.

13. Sırasıyla, dinleyici – mekanlar – organizatörler – müzisyenler, müzik basını ve diğer kişi/kişilerden beklentileriniz nelerdir?

Dinleyicilerden ilk beklentim sadece kendimle ilgili değil, genel bir beklenti: Beğendiğiniz sanatçıları sıkı sıkıya destekleyin ki devamını üretmek için motivasyon ve imkan bulabilsinler. Ben, yaptığım şarkılarda kendi hayatımda yer etmiş bir anıyı ele alıyorum. Sanki metroda yan yana oturmuşuz da anlatıyormuşum gibi samimi bir üslubum olduğuna inanıyorum. Belki dinleyiciler de benim hikayemin üzerine kendi hikayelerini ekler ve paylaşımımız karşılıklı olur.

Mekanlardan ya da organizatörlerden henüz bir beklentim olacak kadar içli dışlı değilim. Onlar elbette ekonomik faktörleri dikkate alarak ilerlemeliler. Aksi takdirde varlıklarını sürdüremezler. Beklentim, mümkün olduğunca alternatif seslere de yer verip destek olmaları. Böylece bu tekdüze, basit “müzik” furyasından bir nebze kurtulabiliriz.

Müzisyenlerden beklentim, popülist yaklaşımlardan uzak durmaları. Bence, neyi neden yaptığını unutmuş yeterince insan var. Müzik sadece dinlenme sayıları ve ün değil, olmamalı. İçtenlik ve özenle yaratılanın karşılığını elbet bulacağı yönünde bir romantizme sahibim.

Müzik basını konusunda çok olgun bir fikre sahip değilim. Renklerin azaldığı bir ortamda eminim işlerini istek ve tutkuyla yapabilmek için çok uğraşıyorlardır. Beklentim merak ve iştahlarını kaybetmeden müzisyenlerin sesi olmaları olurdu.

14. Müzik dışında aktif olarak devam ettirdiğiniz mesleğiniz var mı? Devam eden rutin hayatınız ve müzik hayatınız arasındaki dengeyi kısaca anlatabilir misiniz?

Ben üniversitede genetik okudum ve son 10 yıldır biyoenformatik üzerine çalışıyorum. Amacım, genetik/tıp alanında üretilen büyük veriyi inceleyip hastalıkları derinlemesine anlamak ve tedavi geliştirme sürecine katkı sağlamak. Harcanılan saat anlamında hayatımın büyük kısmını adadığım mesleğimi yalnızca para kazanmak için değil, aynı zamanda insanlığa faydalı olmak için yapıyorum. Bu da iş saatlerinden sonra hala enerjik ve hayata duyarlı olabilmemi sağlıyor. Hafta içi akşamlarımı ve hafta sonlarımı bol bol gitar ve müzikle geçiriyorum.

15. Projenize ait sosyal medya hesapları nelerdir?

Sosyal medyayla çok içli dışlı değilim; ancak yakın zamanda Instagram’da boy göstermeye başladım. Beni @firat.uyulur olarak bulabilirsiniz.

16. Dinleyiciler, mekanlar veya organizatörler size nerelerden ulaşabilir ve kiminle iletişime geçebilir?

Hem şahsıma Instagram üzerinden hem de bana profesyonel anlamda büyük destek sağlayan yol arkadaşlarım Barış ve Gamze’ye baris@sesisleri.com ve gamze@sesisleri.com adresleri üzerinden ulaşabilirsiniz.

17.  Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

İlgi ve desteğiniz için size de teşekkür etmek isterim.

Tags: , , ,

İlginizi Çekebilir

Massive Attack Spotify’dan çekiliyor!
Boğaziçi’nde gelenek devam ediyor: “Battle of the Bands” başlıyor

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!