Geçtiğimiz yaz yayınladıkları Normal Yaşa ve Ortalama Bir Süre Zarfında Öl albümüyle Türkiye bağımsız sahnesinde kendine özgü bir yer açan vicotüco; müziği animasyon, gündelik hayatın absürtlüğü ve içsel analizle iç içe geçiren bir dünya kuruyor. Biz de bu dünyayı daha yakından tanımak için onlara sorduk.
1. Öncelikle vicotüco’nun nasıl oluştuğunu anlatabilir misiniz? Bir müzik grubundan fazlası olduğunuzu biliyorum ve başlangıç hikâyenizi de bir o kadar merak ediyorum.
Biz ortaokulda tanıştık ve o yaşlardan beri müzik grubumuz vardı. vicotüco, 2019 yılında Sinan’la evde buluşup bilgisayara doğaçlama sesler ve aramızda yaptığımız muhabbetleri kaydetmemizle başladı ama bu seslerle ne yapacağımızı bilmiyorduk. Sonra Sinan sesler için çizimler yapmaya başladı ve bunları Instagram’a yükledik. Yanlışlıkla çizgi film yapmaya başlamıştık. Bir yandan çizgi film içerikler yaparken bir yandan müzik de üretmeye devam ettik ve bu müzik oluşumu da aslında yeni gibi gözükse de yeni bir şey değil, sadece devamlı isim değiştiren beraber üretimlerimizin son formu.
2. vicotüco farklı fikirlerin, parçaların ve denemelerin bir arada durduğu bir alan gibi duruyor. Bir noktada bunu bir albüm fikri etrafında toparlamaya sizi iten şey ne oldu?
Bu sorunun iki cevabı var aslında. Birincisi, konser vermeye başlamayı çok istiyorduk ve daha önceden ürettiğimiz parçalar bizim sahnede yansıtmak istediğimiz enerjiyle çok bağdaşmıyordu. Bu sebeple bir seferde çok fazla şarkı üretmek gerekmekteydi. İkinci olarak ise her zaman ne kadar dağınık, özensiz ve rastgele gözükse de üretimleri belli bir konseptüel yaklaşım altında toparlamayı ve anlamlandırmayı daha değerli buluyoruz. Saçma sapan gözüken bir videoyu bile kendi aramızda saatlerce ve defalarca analiz edip zihnimizin derinliklerinden gelen mesajları anlamlandırmaya çalışıyoruz.
3. Albümün üretim süreci nasıl geçti ve ne kadar zamana yayıldı? Kendinize özgü estetik anlayışınızı müzik üretirken bilinçli olarak korumaya çalıştınız mı?
Albümün bütün süreci 1 sene sürdü. Her şarkıyı, her fikri o 1 senede ürettik ve kaydettik ve evet, bizi tanımlayan şeyleri hep göz önünde bulundurmaya dikkat ettik. Bir şarkıda kullandığımız kelimeden tut, bir synth sound’una kadar hep “çok vico oldu” diye diye her şeyi finalize etmeye çalıştık. Süreç olarak ilginçti; Sinan’ın eski bir laptopunda, küçük bir odada iki kişi her şeyi yapmaya çalışıyorduk, bu zevkli kısmıydı ama koca bir albümü yayınlamak, insanlara sunmak bu sürecin bizim için zorlayıcı kısmıydı. Hem ekonomik olarak hem de içinde bulunduğumuz ülke iklimi bizi çok kez demotive etti ama yine de bu albümü yapabildiğimiz için gururlu hissettiğimizi söyleyebilirim.
4. Bazı şarkı sözleriniz gündelik hayata, mekânlara ve çok spesifik durumlara dokunuyor. “Migros bize iyi gelecek mi?”, “Erenköy Kazasker, burada yaşamak göt ister” ya da “dinlenme tesislerinin aslında yorucu olması” gibi cümleler nasıl ortaya çıkıyor? Bu ifadeler sizin için neyin karşılığı?
Bu ifadelerin nasıl ortaya çıktığını tam olarak anlatmak çok zor. Gün içinde binlerce şey düşünüyoruz, onlarca sanatsal fikir aklımıza geliyor. vicotüco’da belli bir anlatı ve stil olduğuna inanıyoruz ve eğer aklımıza buna uyan bir fikir gelirse bunu değerlendiriyoruz. Şarkı sözlerinde iki temel faktörü göz önüne aldığımızı söyleyebilirim: lafların kendi söyleyeceğimiz gibi olması ve içinde belirli bir doz şaşırtıcılık oranı olması. Fakat bunu zaten hesaplayarak yapamazsın. Mükemmel ve özgün insanlar olduğumuz için her şey doğal gelişiyor diyebilirim.
5. Albümden yıllar önce çıkardığınız parçalardan ve Nova Norda ile düetinizden bu yana sizin için neler değişti ve bu müziğinizi sizce nasıl etkiledi?
Albümden önce çıkardığımız parçaları yaptığımız dönem biraz maddi manevi sıkıntılı ve garip hatırladığımız bir dönem. Animasyondan para kazanmaya çalışıyorduk ve olmuyordu, müzik ise geri planda devam eden bir şeydi ve kendimizi tamamen verdiğimizi söyleyemeyiz. Elbette zevkli anlarla dolu ama tam istediğimizi sunduğumuz bir dönem olarak hatırlamıyoruz. Nova Norda yakın arkadaşımız ve onunla bir şeyler yapmak da zevkli bir süreçti. Albüm fikri geldiğinde zaten sound vs. her şeyden önce tamamen kendimizi yansıtacağımız bir şey üretmek konusunda hemfikir olduk ve işe 0’dan bu mentaliteyle başladık.
6. Üretirken sizi motive eden şey daha çok eğlenmek mi, bir şey anlatmak mı, yoksa ikisinin ortasında bir yer mi?
İkisi de. Bazen ikimiz de işin iki tarafında olabiliyoruz ama hep bu dengeyi bulduğumuzda en heyecan verici şeyler ortaya çıkıyor. Çünkü içi bomboş bir eğlence de, sadece anlatıyla dolu sıkıcı bir fikir de bizi tam anlamıyla heyecanlandırmıyor.
7. Albümün sonuçlarından memnun musunuz? İlerleyen zamanda yeni bir albüm, EP, tekli veya konser planlarınız var mı?
Albümün sonuçlarına 10 üzerinden puan verecek olursak 3 diyebilirim. Fakat süreç gerçekten çok öğreticiydi. Çeşitli mental problemler, ayrılıklar, başlangıçlar, kusmalar ve cinsel hastalıkların sonucunda artık yeni birer insan olduğumuzu belirtebilirim. Hatta ben artık kadın oldum (Sinan).
Bunların dışında tamamen her şeyi kendimiz yaptığımız için enstrüman kaydetme, prodüksiyon ve tabii ki müzik üretimine dair birçok deneyim kazandık. Umarım bir daha her şeyi tek başımıza yapmayız.
8. Son olarak, sizi ilk defa dinleyeceklere ve vicotüco’nun dünyasıyla tanışacaklara ne demek istersiniz?
Bizi ilk defa dinleyecekler, merhaba. vicotüco’nun dünyası sadece iki çocukluk arkadaşının bir Nirvana videosu izlediği için “Kronik Önemli Olmayı İstemek Disorder” isimli bir hastalığa yakalanması ve bu uğurda 17 yıldır kesintisiz çalışmaya devam etmesinden ibarettir. Birçok kişi sevdi, birçoğu züppe buldu. Hepsi anlaşılır, hepsi ok. Umarım siz seversiniz ve bize katılırsınız. Sevgiler.












