Ölümü anlatırken dans ettirmek: Hav Hav!

Röportaj
Kadıköy’ün arka sokaklarından doğup ev kayıtlarıyla punk enerjisini sokaklara taşıyan Hav Hav!, sahneye çıktığında bir anda her şey dansa, zıplamaya ve kolektif bir havlamaya dönüşüyor.
Onları daha yakından tanımak için, grup üyelerinden Mert Tugen ile “garage punk” estetiğinden, bağımsız sahnenin sıkışmışlığına uzanan samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

1. Öncelikle Hav Hav!’ı bize anlatabilir misin? Kimlerden oluşuyor, ilk fikir nasıl ortaya çıktı ve nasıl bir araya geldiniz?

Hav Hav! ben, Emir Aktunç, Ozan Uzunsoy ve Caner Akcan’dan oluşuyor. Ben ilk olarak Emir’le ortak arkadaşlarımızın olduğu bir yaz tatilinde tanıştım. Bir iki yıl sonra bir gün Ozan’ın evindeki bir partiye gittik birlikte. O gün Ozan’ın salonunda o yıl en sevdiği albümleri yazdığı bir beyaz tahta ve Mac DeMarco’nun en sevdiğim albümü olan “2”nin plağını gördüm. O yıl arkadaş olduk.


Caner’i de Hav Hav!’ı kurup konser vermeye başladıktan sonra konserlerde görüyorduk. 2022’de Bunu Sen İstedin’le Büyükada’da gerilla bir konser vermiştik. Caner’i orada da görünce tanıştık ve biraz muhabbet ettik. Müziğe olan tutkusunu görmek çok zor değildi ve aranan kan bulunmuş oldu.

2. Peki ya Hav Hav! isminde nasıl karar kıldınız?

Çıkış noktam köpek kelimesiydi çünkü özellikle punk müzikte çok kullanılan bir motif. Hem şarkılarda hem grup isimlerinde sıkça karşılaşabileceğimiz bir kelime. Tek başına çok çiğ ve sert geliyordu kulağa. Yaptığımız müzik de çoğu zaman kendini çok ciddiye almamaya çalışan ve özellikle ilk şarkılarımızda daha çocuksu bir yerde durmaya çalıştığımız bir estetikte olduğu için aklıma köpekten hav hav geldi ve bence zamanla güncel meselelerle birlikte farklı da bir anlam kazandı. Durduğumuz yeri çok net bir şekilde ifade ediyor bence.

3. Müzikal tarzınıza sanırım “garage punk” diyebiliriz. Bu sound’u bulmanızda sizi en çok etkileyen gruplar veya türler hangileriydi?

Tek başına “punk” beni çok yansıtan ya da bizim gibi hissettiren bir estetik değildi. Primitif olanı, lo-fi estetiğini çok seviyorum, surf hissiyatlı gitarları ve şarkılar içindeki enerjik patlamaları da…

Beni en çok etkileyen gruplardan birisi Wavves sanırım. Hatta henüz ortada grup yokken Ozan’a Wavves’in ilk zamanlarının konser videolarını gönderip duruyordum içip içip. “Bak böyle konserler vericez işte “ diye… Başka bir sürü farklı türlerden gruplar da var tabii ki. The Drums, Jay Reatard, Ty Segall, Tijuana Panthers, şu aralar Hunx and His Punx.

Yerli sahneden de tabii ki Kilink, The Raws, Palmiyeler, Bunu Sen İstedin, Cemiyette Pişiyorum ve Kahverengi Karton Ayı. Çıkış noktamız da aslında dinlemeyi sevdiğimiz müziği Türkçe yapmak. Çok iyi bir punk müzik dinleyicisi olmasam da Türkçe punk müzikteki söz yazımı beni hep kendine çeken bir şey oldu. Sözler dolaysız, sarkastik, ironik, intihara meyilli ama aynı zamanda komik de. O yüzden bu saydığım grupları her zaman ayrı bir yere koyarım.

4. Müziğinizde tekrarlanan bir tema, bir ruh hali ya da dünyaya söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Vermek istediğimiz net bir mesaj yok ama ölüm, anksiyete ve bizim yaşlarımızdaki insanların yaşadığı bireysel sorunlar gibi konulara biraz ironik ve komik bir yerden bakmayı seviyoruz. Birine ölümü anlatıyorken dans ettiriyor olma fikri güzel yani, mümkün olan en komik ve kulak tırmalamayan haliyle bir takım varoluşsal meseleler diyebiliriz. Çok ciddi anlatınca da biraz cringe geliyor o yüzden mümkün olduğunca dile getirmemeye çalışıyorum bu kısmı.


5. Sahnede olmak sizin için nasıl bir deneyim? Dinleyiciyle kurduğunuz bağ sizi nasıl etkiliyor?

Birlikte şarkı söylemek ve dans etmek istiyoruz. Punk ya da benzer türleri dinleyen genç insanların konserlerimize geldiğini görmek bizi gerçekten mutlu ediyor. Üstelik sadece gençler değil, bambaşka yaş gruplarından insanlar da katılabiliyor. Örneğin, Moda’da verdiğimiz açık hava konserlerinden birinde sahilden geçen, 40’lı yaşlarda olduğunu tahmin ettiğimiz birisi bizi çok eski bir gençlik dizisi olan Pete and Pete’in intro müziğini yapan Polaris grubuna benzetmişti. Sonrasında YouTube kanalımıza da şöyle bir yorum bırakmıştı:

“Polaris (pete and pete) çok severim, yaş 44. gectigimiz mart 2 veya 3 moda sahil (Kadıkoy Anadolu önü- KALlıyım) geçerken, eski moda kolejinin oralardan ”Polaris” e benzeyen 1 sesler geldi kulaklarıma (bu arada Pete and Pete in böyle 1 bölümü vardır, Hard Day’s Pete diye)… yukarı çıktım ve sordugumda bu grubun isminin ”Hav Hav” oldugunu öğrendim. O gün orada canlı calıyordunuz, maalesef kalamadım. İnanılmaz ”Polaris” e benziyor soundunuz. Tesadüf mü, yoksa etkilendiniz mi? Elinize sağlık, kaliteli muzik yapıyorsunuz. Canlı dinlemek de isteriz. selamlar.”


O yaş kitlesinde de bazı duyguları uyandırabilmek gerçekten güzel bir his.



6. Prodüksiyon süreciniz nasıl geçiyor? Bu tarzın doğallığını korumak için yaptığınız özel tercihler oldu mu?

Önce ben evde demoları hazırlıyorum. O kısım bazen çok hızlı bazen de biraz uzun sürüyor ama demolarda mümkün olduğunca her şeyi düşünüp yerlerini belli etmeye çalışıyorum.
Sonra Kayıtları evde yapıyoruz. Taner Yücel’in ev stüdyosunda daha doğrusu. İlk albümü kasete kaydedip oradaki sesi kullanmıştık. Şimdi yeni kaydettiğimiz şarkılarda yine Taner’in yaptığı ankesörlü telefondan mikrofon var mesela. Ekstra özel bir uğraşımız yok açıkçası. Estetik olarak seçmiş olduğumuz tercihler ve tercih ettiğimiz yolun kendisini mümkün olduğunca doğal tutmaya çalışıyoruz.

7. Türkiye’de bağımsız sahne hakkında ne düşünüyorsunuz?

Büyük bir potansiyel var ama yeterince çalacak alan yok. İnsanlar da her zaman o konserlere büyük bir ilgi göstermiyorlar. Çıkıp çaldığınızda pek kazanamıyorsunuz. Kazandığınız da albüme, provalara vs gidiyor. Bazı mekanlar yerli grupları yabancı grupların önünde çaldırıyorlar ve bunu bir lütuf gibi sunuyor, herhangi bir ödeme bile yapmıyorlar mesela.

Yine de Karga gibi çok az kalmış bir iki yer sayesinde en azından bir sürü yeni ve bağımsız grup kendilerine bir alan bulabiliyor.

8. Geleceğe yönelik planlarınız neler? Bizleri neler bekliyor?

10 Ekim’de Duvarlar isimli yeni teklimizi paylaştık. Yakın zamanda birkaç şarkı daha paylaşacağız ve sonrasında bir albüm gelecek. Şimdilik tek odağımız bu şarkılar ve vereceğimiz yeni konserler. 24 Ekim’de ise Roxy’de Kristal Kit ve Düz Mantık ile sahnede olacağız, hepinizi bekleriz.

9. Son olarak sizi yeni tanıyan okurlarımıza, Hav Hav! müziğini keşfetmemiş olanlara ne söylemek istersiniz?

Bizi dinleyin, ısırmayız… Belki hoşunuza gidecek bir şeyler yapmışızdır.

Tags: , ,

İlginizi Çekebilir

Paul Kalkbrenner’dan yeni albüm: “The Essence”
Encam Potkal’ın ilk albümü “Rüzgar” yayında!

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!