Ankara Uçan Süpürge Film Festivali’nde gösterimi yapılan ve post punk esintileri taşıyan How to Save a Dead Friend odağımızda.
Kısa bir süre önce Ankara Uçan Süpürge Film Festivali’nde gösterimde olan ve bir o kadar da etkileyici bir belgeselden bahsetmek istiyorum: How to Save a Dead Friend. Film, Marusya Syroechkovskaya’nın yönettiği ve başrolünde oynadığı bir film. Film, Marusya ve Kimi adlı iki genç aşığın Rusya’da büyüme ve hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor. Filmin kişisel bir ağıt olma özelliğiyle yanında getirdiği toplumsal analiz ise dikkate değer.
How to Save a Dead Friend, Sovyet Rusya’nın yıkılmasıyla politik düzensizliğin bireylerin üzerine nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor. Önemli bir noktada, filmde siyasilerin yeni yıl mesajlarını, önemli olayları ve siyasi krizleri Marusya ve Kimi’nin evlerinden görebiliyor olmamızdı. Kimi’nin çocukken açlık çektiği için sekiz tane küp şeker yediğinde açlığını bastırabileceğine inanması, Marusya’nın o gergin ortamdan çoğu hayaline devam edememesi; bir jenerasyonun uyuşturucu bağımlılığıyla yok olması gibi toplumsal ve bireysel gerçeklikler de yüzümüze çarpıyordu. Bu yönden, Marusya ve Kimi’nin yaşadıkları zorluklar, sevinçler, hayal kırıklıkları ve umutlar çok gerçekçi ve samimi bir şekilde ekrana yansıdı. Filmdeki görüntüler, müzikler ve sesler de çok etkileyiciydi. Ev çekimi olması ve samimi yansıması kişileri daha iyi anlayabilmemize sebep olan etmenlerden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle de otokratik rejimle birlikte Rusya’da Depresyon Rejimi olarak anılan bu dönemdeki gençlerde intihar oranının yüksekliği ve bunun bireysel etkisi de filmde açıkça yansıtılıyor.
Filmde kullanılan post punk müzikler
Filmin en alıcı noktası kritik anlarda gelen Joy Division referansları. Film “Love will tear us apart” eşliğinde başlıyor. Evlendiklerinde yine Joy Division çalıyor, ağıtlarında yine Joy Division var. Bu anlamda film müzikle iç içe geçmiş bir vaziyette ilerliyor. Post punk, bildiğiniz üzere, 1970’lerin sonunda ortaya çıkan ve punk rock’ın devamı niteliğinde olan bir müzik türü. Post punk’ta, punk’ın isyankar havasıyla birlikte daha deneysel sesleri müziğe entegre edildiği gözlemleniyor. Filmde de post punk müziğin enerjisi ve atmosferi çok iyi hissediliyor. Post punk’ın da aynı zamanda Post-Sovyet Rusya’nın siyasi bunalımıyla çok iyi eşleşen bir tür olması (bkz. Molchat Doma) filme önemli bir etki kazandırıyor.
How to Save a Dead Friend ve Ankara
Film Ankara’da benim de orada izlediğim Uçan Süpürge Film Festivalinde gösterimdeydi. Festival, Türkiye’nin ilk kadın filmleri festivali olma özelliğine sahip ve bu yıl 26. yaşını kutladı. Festivalde dünyanın dört bir yanından kadın yönetmenlerin filmleri izleyiciyle buluştu.
Film bana Ankara ve post punk kültürüyle ilgili de çok şey hatırlattı. Ankara, Türkiye’nin başkenti olmasının yanında, post punk müziğin de önemli bir merkezi. Ankara 1980’lerden beri post punk grupları ve hayranları bulunan bir şehir. Post punk müziği, Ankara’nın siyasi ve sosyal iklimine uygun bir ses olarak gelişmesi gayet doğal. Filmdeki siyasi bunalımların Ankara’da da etkileri gözlemlenebilir. Hatta bazı sahnelerde farklı bir etmen olarak brütalist mimariyle filmdeki görüntülerin Ankara’ya benzerliği fark ediliyor.
Film ilginizi çektiyse gösterimlerini kontrol etmekte fayda var. Film, IMDb’de 7.7 puan almış ve Visions du Réel Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde özel mansiyon ödülü kazanmış. Film hakkında daha fazla bilgi almak için IMDb sayfasını ziyaret edebilirsiniz.












