Spotify üzerinden kültür siyaseti: Temsil, denetim ve “nitelikli müzik”

Haber
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı’nın Spotify’a yönelik açıklamaları, dijital platformlardan fazlasını sorgulatıyor.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla doğrudan Spotify’ı hedef aldı. Türkiye’de büyük bir kullanıcı kitlesine sahip olan dijital müzik platformunun ülkede hâlâ bir temsilcilik açmadığını belirten Mumcu, Spotify’ın yerli müzik kültürüne karşı herhangi bir sorumluluk almadığını savundu.

Sanatçıların dijital mecralarda muhatap bulamamasını ciddi bir sorun olarak tanımlayan bakan yardımcısı, vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmemesine ve içerik algoritmalarında nitelikten çok sansasyona öncelik verilmesine dikkat çekti.

Argo, şiddet ve yasaklı madde kullanımını özendirici içeriklerin listelerde öne çıkarılmasını “kabul edilemez” olarak nitelendirerek şu ifadeyi kullandı:

Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bizler, Türkiye’de nitelikli müzik üreten sanatçılarımızın her zaman yanındayız. Ancak dijital platformların da bu hassasiyeti paylaşması şarttır. İş birliği ve sürdürülebilirlik açısından bu sorumlulukların yerine getirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Açıklamanın satır aralarında; “nitelikli müzik” gibi fazlasıyla yoruma açık bir kavram üzerinden şekillenen, dijital kültürle devlet arasında kurulmak istenen yeni bir ilişki olduğunu düşünüyorum.

Şimdi, Dr. Batuhan Mumcu’nun söylediklerini bir gözden geçirelim. Belirtilen fikirlerin bazı kısımları, zaten uzun süredir müzisyenler ve sektör paydaşları arasında konuşulan konular. Fakat, bu sorunların devlet eliyle gündeme gelmesi meseleyi başka bir boyuta taşıyor. Örneğin, bakan yardımcısının tanımladığı “nitelikli müzik” kavramına kim karar veriyor? “Sansasyonun öne çıkarılması” ya da “yasaklı madde kullanımını özendirici içerikler” gibi ifadeler müziğin sanatsal kısmı ile ilgili bir sorundan ziyade, içerik temelli bir denetim arzusunu çağrıştırıyor. Bu da ister istemez RTÜK benzeri bir yapı hayalini akla getiriyor.

Elbette Spotify’ın eksikleri var. Bağımsız müzisyenlerin yıllardır dile getirdiği temel problemler hâlâ çözülmüş değil. Playlist kürasyonları kapalı kutu gibi işliyor, telif meselesi hâlâ gri bir alan ve Türkiye’de resmi bir iletişim kanalı olmaması işleri daha da zorlaştırıyor. Bunlar gerçek sorunlar.

Ama burada sormamız gereken soru şu bence:
Sanatçıların dijital mecralarda muhatap bulamaması mı daha büyük bir problem, yoksa müziğin bir kültürel denetim rejiminin içine çekilmesi mi?

Spotify’la ilgili tartışmalar, bu soruyu sormadan eksik kalacak gibi görünüyor. Bu yüzden mesele Spotify’ın eksikleriyle sınırlı değil. Asıl kritik olan, “müzik nasıl görünür hale geliyor?” sorusunun bundan sonra kimin tarafından, hangi ölçütlerle yanıtlanacağı.

Tags:

İlginizi Çekebilir

Kreşendo’nun UNESCO destekli Müzikte Eşitlik Projesi’nin Kariyer Kampı katılımcılarını arıyor!
Halsey ve Amy Lee’den John Wick evrenine müzikal dokunuş

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!