Oppenheimer ile Christopher Nolan sinemasının doruk noktasına ulaşacağız gibi görünüyor. Gelin Oppenheimer filmiyle ilgili detaylara birlikte göz atalım.
Uzun zamandır konuşulan Oppenheimer ve Barbie filmleri bu cuma vizyona giriyor ve görünen o ki pandemi sonrası ilk defa sinema salonları dolup taşacak. Bu yazıda biraz daha karanlık havasıyla dikkatleri üstüne çeken Oppenheimer’dan bahsedeceğiz. Bu film, atom bombasının yaratıcısı olarak bilinen Robert Oppenheimer‘ın hayatını ve yaptığı seçimlerin sonuçlarını anlatıyor. Film, tarihi gerçeklere dayanıyor ama Christopher Nolan‘ın kendine has tarzıyla da izleyiciyi sürükleyici bir deneyime davet ediyor. Filmde Oppenheimer Oscar ödüllü oyuncu Cillian Murphy tarafından canlandırıyor. Murphy, Oppenheimer’ın zeki, karizmatik ama aynı zamanda çelişkili ve kırılgan kişiliğini başarıyla yansıtacağa benziyor. Film neredeyse 20 senedir Nolan ile birlikte çalışan Murphy’nin onunla birlikte ilk başrolü. Oppenheimer’ı daha çok Cillian Murphy ile duysak da film adeta yıldızlar geçidi gibi; Emily Blunt, Robert Downey Jr, Florence Pugh, Matt Damon, Gary Oldman ve Rami Malek…

Oppenheimer ve hayatı
Film, hem bilim hem de insanlık tarihinin en önemli olaylarından birine ışık tutuyor. Film, Oppenheimer’ın atom bombasının geliştirilmesine nasıl katkıda bulunduğunu, bu süreçte yaşadığı ahlaki problemleri, sonrasında ise pişmanlık ve suçluluk duygularıyla nasıl başa çıktığını gösteriyor. Film, izleyiciye Oppenheimer’ın atom bombasına karşı olan tutumunu sorgulatmasının yanı sıra, onun kişisel hayatına da odaklanıyor. Filmde Oppenheimer’ın eşi Kitty, kardeşi Frank, dostu Enrico Fermi ve rakibi Edward Teller gibi karakterler ve bu insanlarla olan ilişkileri de gözler önüne seriliyor. Anlayacağınız bu yapım hem bilimsel hem de duygusal bir yolculuk sunuyor.
Christopher Nolan sinemasında müzik
Eleştirilere göre bu film, Nolan’ın en kişisel çalışması. Bu yanıyla, önceden yaptığı filmlere bakılırsa Oppenheimer, Nolan’ın diğer tüm filmlerinde aktarmaya çalıştığı mesajların bir çatı altında toplanmasıdır. Zamanın belirsizliği, insan duygularının mantıkla çatışması ve de sinemanın insanları bu konuda uyarması üzerine bir film olacağı görülüyor. Bu denilince akla filmin müziklerinin nasıl olacağı sorusu da geliyor. Nolan bilindiği üzere Hans Zimmer’la yaptığı mükemmel çalışmalar ile biliniyor, ancak bu filmde daha önce Tenet’te birlikte çalıştığı Ludwig Göransson’ı dinleyeceğiz. Tenet’te de olduğu gibi Göransson gerilimi ve durumları iyi yansıtabilen bir besteci, zaman ve döngü temasına uyarak simetrik besteler oluşturmasıyla büyük takdir toplayan Göransson için bu filmden beklenti oldukça yüksek.
Film bu kadar önemli bir tarihi figürün ilk sinemaya uyarlaması; kaynağını ise American Prometheus: The Triumph and Tragedy of J. Robert Oppenheimer adlı kitaptan alıyor. Prömiyer sonrası gelen eleştirilere göre, kitaba ve kişiye sadık kalınan başarılı bir uyarlama bizi bekliyor. Film Oppenheimer’ın iç dünyasını ciddi ve felsefi açıdan ele alıyor, bu noktada pandemi sonrası filmlerinde bir örüntü olarak seçimler ve seçimlerimiz üzerine varoluşsal krizlerin daha çok karşımıza konu olarak çıktığı söylenebilir. Oppenheimer ve Barbie’nin bir noktada bu kadar çekici gelmesi kendilerinin de bir merak faktörü olmasından kaynaklanıyor. Hangi sırayla izlenecek, ne zaman izlenecek, neler bizi bekliyor? Hangi film daha çok rağbet görecek? Merakla bekliyoruz.
Oppenheimer’ın meşhur sözü ile bitirelim:
“Now I am become death, destroyer of worlds.”
Robert Oppenheimer












