İngiltere’nin Southend-on-Sea sahil kasabasından çıkan Nothing But Thieves, kariyer basamaklarında hızla yükselerek günümüz müzik dünyasının en etkili alternatif rock gruplarından biri haline geldi.
Conor Mason (vokal), Joe Langridge-Brown (gitar), Dominic Craik (gitar ve klavye), Philip Blake (bas gitar) ve James Price‘tan (davul) oluşan beşli, elektronik müzik ögelerini rock müziğe ustaca harmanladıkları tarzlarıyla ilk albümlerinden itibaren müzikseverlerin ilgisini çekmeyi başardı. Grubun çalışmalarında alternatif rock ve indie, dinleyicinin kulağında nostaljik bir tını yaratırken; dahil olan elektronik müzik ise cesur ve deneysel havasıyla yenilikçi bir soluk kazandırıyor.
“Trip Switch”ten Uluslararası Tanınırlığa
2012’deki kuruluşlarından bu yana grup, dört stüdyo albümü yayınladı. İlk albümleri Nothing But Thieves, onları Trip Switch ve Itch gibi hitlerle sektörde taze bir ses olarak tanıttı. Bu albümle birlikte, ABD’de Billboard Alternatif Şarkılar listesinde zirveye yerleşen Trip Switch, grubun uluslararası düzeyde tanınmasına olanak sağladı ve onları birkaç yıldır bu başarıya ulaşan ilk İngiliz rock grubu yaptı.
2016’ya geldiğimizde grubun kariyeri, Drones Dünya Turu‘nda Muse‘a katılmalarıyla zirveye ulaştı. Dünyanın en büyük rock gruplarından biri olan Muse’a ön grup olmak, onlara paha biçilmez bir kitleye kendilerini tanıtma şansını sağladı.
Bir diğer önemli dönüm noktası ise ikinci albümleri Broken Machine‘in çıkış single’ı olan Amsterdam‘ın yayınlanması oldu. Benim de bu grubu tanımama vesile olan şarkı, güçlü melodisi ve teması ile hem hayranlar hem de eleştirmenler tarafından olumlu tepkiler topladı ve grubun en ikonik parçalarından biri haline geldi. Ardından oldukça dikkat çeken ve iddialı bir albüm olan Broken Machine geldi.
2020’de, çağdaş toplumun kaosundan beslenen karanlık, içe dönük bir çalışma olan Moral Panic‘i yayınladılar ve ardından daha da deneysel olan EP’leri Moral Panic II geldi. Bu albüm, belirsizliğin ve iç gözlemin ruhunu etkili bir şekilde yakalayarak pandemi döneminde dinleyicilerin duygularına tercüman oldu. Ayrıca dönemin zorluklarına rağmen sanal konserler düzenleyerek müziklerini geniş kitlelere ulaştırmaya devam ettiler. Pandeminin müzik sektörü üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyle ettikleri mücadele, grubun hem sanatsal hem de ticari anlamda ne kadar dirençli ve yaratıcı olabileceğini kanıtladı.
Dead Club City’ye Hoş Geldiniz
En son çalışmaları Dead Club City, sektördeki çok yönlü ve yaratıcı gruplardan biri olarak statülerini sağlamlaştırmalarına olanak sağladı. Listelerde zirveye çıkan single’lar, biletleri tükenen turlar ve eleştirmenlerden gelen beğenilerle Nothing But Thieves, modern rock müziğinin öne çıkan bir sesi haline geldi.
Son albümleri Dead Club City’den özellikle bahsetmek istiyorum ki bu albüm, grubun şu ana kadarki işleri arasında favorim. Albüm, grubun bugüne kadar yaptığı her şeyin bir doruk noktası olup parçalarına yerleşmiş, kendilerine özel sound’u tamamıyla benimsedikleri bir çalışma. İzolasyon, kayıp ve kaotik bir dünyada anlam arayışı gibi temaları üzerine kurulmuş bir hikayeye sahip. Prodüksiyon ise her parçanın bir öncekiyle bağlantılı, uyumlu bir anlatıdan oluşan sinematik bir yapıyla seyrediyor. Bir konsept üzerine kurulu olması ise bu albümü diğer çalışmalarından bariz bir şekilde ayırıyor.
Connor Mason’ın vokal yeteneklerini cesurca sergilediği albüm kesinlikle baştan sona dinlenmesi gereken bir çalışma. Albümün tartışmasız bir şekilde öne çıkan parçaları ise albümün açılış şarkısı Welcome to the DCC, Members Only ve albümden 1 sene sonra dinleyiciyle buluşan Dead Club City (Extended Deluxe) içinde yer alan Oh No :: He Said What.
Grubun önümüzdeki Ocak ayında devam edecek olan Avrupa turnesinin listesinde İstanbul’u görememiş olmak, her ne kadar hayal kırıklığı yaratsa da bir gün canlı performanslarını izleyebileceğimize dair umudumu yitirmedim.
Nothing But Thieves’in müzikal yolculuğu, yalnızca kendi kariyerlerini şekillendirmekle kalmayıp aynı zamanda 21. yüzyılda bir rock grubu olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlayan birçok önemli dönüm noktası yaşadı. BBC Müzik Ödülleri ve NME Ödülleri gibi prestijli kuruluşlardan gelen takdirler, çeşitli müzik yayınlarında çok sayıda “En İyi” listesinde yer almaları gibi olaylar müziğe yönelik yenilikçi yaklaşımlarını doğruladı. Grubun müzikal yolculuğu, modern rock müziğinin öne çıkan seslerinden biri olarak statülerini sağlamlaştırırken, gelecekte de heyecan verici projelerle adlarından söz ettirmeye devam edeceklerine eminim.












