Uzun bir bekleyişin ardından nihayet Linkin Park’ın yeni albümü From Zero’ ya kavuştuk. Geçtiğimiz aylarda grup yollarına vokalde Emily Armstrong ve davulda Colin Brittain ile devam edeceğini açıklamıştı. Chester Bennington’ın trajik ölümünün ardından grubun geleceği adına çok da tanınmayan bir vokalist olan Emily Armstrong’u saflarına katarak büyük bir kumar oynadıklarını söyleyebiliriz. Emily Armstrong’un dinleyicilerle tanıtılmasının ardından ise büyük bir kitlenin ikiye bölündüğüne şahit olmuştuk. Bir kesim Armstrong’a bir şans tanımayı ve Linkin Park’ın isimlerden çok daha büyük bir grup olduğunu savunurken -ki ben de bu grupta yer alıyorum- diğer kesim ise yeni bir vokalle devam edilmesinden hiç memnun değildi.
Albümden önce yayımlanan üç single – The Emptiness Machine, Heavy Is the Crown ve Over Each Other – dinleyicilere albümün nasıl bir yönde ilerleyeceği hakkında ipuçları vermişti. The Emptiness Machine, yayınlanır yayınlanmaz İngiltere’de listelere 4 numaradan giriş yaptı. Bu, metal ve rock müziğin popülerlik kaybı yaşadığı ve listelerin büyük ölçüde sosyal medya üzerinden viral olan ve pop şarkıların hakimiyetinde olduğu bir dönemde önemli bir başarı.
Eski ve Yeninin Uyumu: “From Zero”
15 Kasım itibarıyla albümün tamamı yayınlandı ve 11 şarkılık bu koleksiyon, baştan sona Linkin Park ruhunu iliklerimize kadar hissettiren bir iş olarak karşımıza çıkıyor. From Zero albümü, eski ve yeni Linkin Park unsurlarını başarılı bir şekilde harmanlıyor ve dinleyiciyi bir an bile sıkmadan, şarkı atlama ihtiyacı hissettirmeyen bir dinleme deneyimi sunuyor.
Emily Armstrong’un Gruba Etkisi
Emily Armstrong’un gruba katılması, Linkin Park’a taze ve modern bir hava kattığını söyleyebiliriz. Özellikle Over Each Other gibi melodik parçalarda Armstrong’un vokali, grubun karakteristik özelliği haline gelmiş sert gitar rifleriyle dengeli bir uyum sağlamış. Bununla birlikte, From Zero albümü 2007’de hayranlarını ikiye bölen Minutes to Midnight albümüne kıyasla çok daha sert bir tınıya sahipken biraz daha Meteora albümüne yakın. Özellikle Heavy Is the Crown şarkısı, rahatlıkla Meteora albümüne ait olabilecek bir parça. Albümde en pop odaklı parçaların hemen ardından en sert ve agresif parçaların gelmesi, dinleyiciye sürekli bir kontrast sunmuş. Örneğin, Armstrong’un guttural vokalini dinlediğimiz IGYEIH şarkısı, yoğun gitar riff’leri ve çığlık dolu vokalleriyle dikkat çekerken ardından gelen Good Things Go daha duygusal, daha melodik bir yapıya sahip. Parçaların bazılarında duyduğumuz stüdyo sohbetlerinden alınan kayıtlarla da grubun samimiyeti ve iş birlikçi ruhunu rahatlıkla hissediyoruz.
Modern Sound
Linkin Park, sahip olduğu mirasa sadık kalırken aynı zamanda modern bir sound yakalamayı da başarmış. Çoğu grup bu dengeyi sağlamaya çalışsa da bu amaca From Zero albümü kadar başarıyla ulaşmak oldukça zor. Melodiler çekici, prodüksiyon dinamik ve şarkı sözleri keyifli. Albüm, bir Linkin Park hayranının isteyebileceği her şeyi sunarken aynı zamanda yeni bir dinleyiciyi kazanabilecek her özelliklere sahip.
Albümün yayınlanmasının hemen ardından Linkin Park, 59 konserlik dev bir dünya turu duyurdu. Ne yazık ki tur programında İstanbul’u göremedik ama son dönemlerde ülkemize gelen isimlerden sonra umudumu hemen kaybetmek istemiyorum.
Özetle Linkin Park’ın From Zero albümünü, eski hayranları mutlu ederken yeni dinleyicilere de hitap eden güçlü bir geri dönüş olarak tanımlayabiliriz. Grup, kariyerinin başından beri her zaman sınırları zorlayan ve risk almaktan korkmayan bir yaklaşımla müzik yaptı. Bu riskler, bu albümde bir kez daha karşılığını bulmuş gibi görünüyor.












