Lily Allen’ın Dönüşü: West End Girl

Albüm İncelemeleri
24 Ekim 2025 tarihinde Lily Allen, albüm çıkarmadığı yedi senenin ardından beşinci stüdyo albümü olan West End Girl ile dinleyicileriyle buluştu.

Ne yazık ki her sektörde olduğu gibi müzik sektöründe de kadın hikâyelerini, erkek hikâyelerini dinlediğimiz kadar dinleyemiyoruz. Kadınlar kendi hikâyelerini anlattıklarında eleştiriler ahlaki ve sosyal normlarla beraber geliyor. Hatta gelmekle kalmayıp kimi zaman kadınların seslerini alçaltmalarına neden oluyor. Erkek şarkıcılar kadınlar hakkında cinsiyetçi, küçük düşürücü şarkıları dahi kaleme alırken hiç çekinmezlerken, kadın şarkıcıların albümlerinde bahsettikleri erkek arkadaşları, aşk hayatları, duyguları, özgüvensizlikleri ataerkil düzenin getirdiği kavramların altında eleştiri oklarının hedefi hâline geliyor.

Tüm bunlardan dolayı bir kadın olarak kendi hikâyesini anlatan kadınlar benim açımdan hep çok ilham verici oldular. Hatta ilham verici olmakla da kalmıyorlar. Farklı coğrafyalarda, farklı sosyal statülerde, bambaşka hayatlarda benzer sorunların omuzlarımızda yük olduğunu bilmek ne kadar üzücü de olsa bir o kadar da rahatlatıcı oluyor. Tüm bunlardan kaynaklı bu dünya düzeninde bir kadının kendi gerçek hislerini dünyaya duyurmaktan korkmaması oldukça takdir edilesi.

Lily Allen da ilk albümü olan Alright, Still’i piyasaya sürdüğünden beri cesur hikâye anlatıcılarından birisi. Kendi içsel bunalımlarını, isyanını bize şarkı sözleriyle anlatıyor. Kimi zamansa kutsandığından ötürü bahsedilmeyen konuları, kimi zaman hayatını kabusa çeviren zaaflarını anlatıyor. Anne olmanın onu ne kadar zorladığından bahsetmek ya da alkol probleminden bahsetmek bu dünya düzeninde o kadar da kolay değil. Yalnız başında odasında günlüğüne de yazmıyor bunları. Tüm dünyanın karşısında soyunuyor.

Yeni albümü West End Girl’de de cesur bir şekilde Amerikalı oyuncu ve Stranger Things’in yıldızı David Harbour ile evliliklerini, boşanma sürecini ve tüm bunların kendisinde bıraktığı duygusal hasarı anlatıyor. Albüm sakin bir şarkıyla başlamasına rağmen ikinci şarkıdan sonra müziğin tavrı değişmeye başlıyor. Sözler albümün son parçalarına kadar sertliğini ve cesaretini korusa da her bir şarkıda Lily Allen’ın yaşadığı süreçte psikolojik olarak nasıl ilerlediğini, yaşadıklarına cevap verme biçiminin nasıl şekillendiğini görüyoruz.

Hatta albümü dinlerken uzun süredir görüşmediğim bir arkadaşımla buluşmuşum da o da bana yaşadıklarını baştan sona anlatıyor, tüm sürecini beraber konuşuyormuşuz gibi hissettim. İlk şarkı oldukça sakin bir şekilde başlıyor. Bu şarkıda eşinin tavırlarının Lily Allen’ın bir oyunda başrol almasıyla beraber nasıl değiştiğini anlatıyor. Şarkıda duyduğumuz caz gitarı şarkıyı sakin bir hâle getirirken, şarkının sonunda duyduğumuz telefon konuşması albümün devamı için bir ipucu oluyor.

Albümün ikinci şarkısı Ruminating, ilk şarkıya göre çok daha hareketli bir şarkı. Hatta bu şarkıda elektro müziğin esintilerinin olduğunu söyleyebiliriz. Biraz da hyperpop’tan beslendiği açık. Albüm için Blue May’le çalışmış zaten. İngiliz prodüktör alternatif pop müziğin son zamanlarda önde gelen isimlerinden biri. Albüm boyunca Blue May’e özgü olan tarzı duyuyorsunuz.

Bu şarkıyla albümün tamamında işlenen “açık ilişki” ve “aldatılma” kavramlarıyla karşılaşıyoruz. Aynı zamanda yaşadıklarının aklının ve hayatının her alanını işgal ettiğini anlatıyor. İngilizce’de hem geviş getirmek hem de düşünmek anlamına gelen “ruminating” kelimesini defalarca kullanmasından bu gerçek ortaya çıkıyor. Karşı taraf için basit olan durum ona acı vermekle kalmamış, bütün vücudunu kaplamış. Şarkıcı için ilişkisinin açık bir şekilde yaşanması yeterince acı vericiyken, eşinin partneriyle romantik bir ilişki yaşaması bu acıyı başka bir seviyeye getiriyor.

Bu şarkıda Madeline ile ilk defa karşı karşıya geliyoruz. Albümün “other woman”ı oluyor kendisi fakat acı verici bir biçimde “other woman” hâline gelen kişi çoktan Lily Allen olmuş. Madeline hem albümdeki bir şarkıya adını veriyor hem de bazı şarkılarda Lily Allen’la konuşmalarına tanıklık ediyoruz. Her ne kadar ilişkide Lily Allen’a karşı sorumluluğu olan kişi eşi de olsa, bu durum Madeline’den nefret etmesine engel olmuyor. Bununla beraber eşine duyduğu sevginin, saplantının devam ettiğini “Baby, won’t you tell me that I’m still your number one? ‘Cause you’re my number one.” sözleriyle anlıyoruz.

Olaya uzaktan bakıldığında eşinin birliktelik yaşadığı kadından bu denli nefret ederken eşine karşı öfkeyle karışık duyduğu sevgi anlamsız gelse de bu durum tam anlamıyla insan olma deneyimiyle alakalı. Kıskançlık, öfke, dürtüsel davranma… Bunların hepsi içimizde var olan ve genel olarak içimizde sakladığımız, bazı durumlarda ortaya çıkan ve yüzleşmekte güç bulamadığımız gerçekler. Madeline şarkısında bu durumu daha da net görüyoruz. Madeline’e karşı öfkesi o kadar yoğun ki Madeline’e seslenirken ara ara gelen silah seslerinin de neyi temsil ettiği oldukça açık.

Bu albümü iyi yapan şeylerden birisi “autofiction” dediğimiz anlatımın bu tarz detaylarla süslenmesi ve güçlendirilmesi. Telefon konuşmaları, mesajlar, silah sesleri… Albüm boyunca aynı anlama gelen sorular da farklı kelimelerle bezenerek soruluyor.

“Do you two ever talk about me? Has he told you that he doesn’t love me?
I bet he tells you, tells you he loves you, I’ve gotten old, gotten ugly.”

“I moved across an ocean.
From my family and friends. The foundation is shattered.
You’ve made such a fucking mess.”

Relapse şarkısında bu dizelerle aslında bu ilişki için yaptıklarını anlatırken, yıllardır mücadele ettiği alkolizmle de tekrar yüzleştiğinin ipuçlarını veriyor. Bu şarkı benim açımdan albümdeki en vurucu sözlere sahip şarkı.

Birini hayatımıza almak her zaman kolay olmasa da aşkın yarattığı heyecanla yelkenleri suya indirebiliyoruz. Kimi zaman kendinize asla yapmayacağınızı düşündüğünüz hareketleri yaparken bulabiliyor, sert çizgilerle çektiğiniz sınırlarınıza başkalarını alabiliyorsunuz. O sınırın ne kadar kalın kalemlerle çekildiğinin, başında kaç korumanın beklediğinin önemi olmuyor. Heyecanla başladığınız ilişkilerin sonu hüsranla bitince tek başınıza size bırakılan yükle yaşamaya çalışıyorsunuz. Kimi zamansa bir daha mücadele etmeyeceğinizi sandığınız bazı davranış bozuklukları geri gelebiliyor. Bu durumu elbette tek başınıza çözmek zorunda kalıyorsunuz.

“If I relapse
I know I stand to lose it all
Can you bring me back
When I’m climbing up the walls?”

Relapse şarkısı bu durumu çok açık bir şekilde anlatıyor.

Hayal kırıklıkları, kendini yetersiz hissetme, özgüven problemleri, yaşlanma korkusu, eziklik hissi… Başta bu duygular albüme ve Lily Allen’a hâkim de olsa albümün sonuna doğru tekrar eden sorular kesiliyor. Kendini suçlayan, öfkeli ve olayları anlamlandıramayan kadından geriye bir şey kalmıyor. Albümde tüm bu öfkesine karşın eşine duyduğu sevgi ortadayken, albümün sonunda yaşadığı duyguların evrimleşmesi, yaşadığı farkındalık bu sevgiyi ortadan kaldırıyor. Daha da önemlisi sevgisi ortadan kalkınca eşini olduğu gibi görmeye başlıyor.

Kendi yarattığı dünyada inanılmaz gözüken, onun için biricik olan eşinin böyle biri olmadığını anlıyor. Ne yazık ki ilişkilerin de gerçeği bu değil mi? Çoğu zaman kendi yarattığımız insanlara kendi gözlüklerimizle bakıyor, bizi üzdüklerinde ise hayal kırıklığı yaşıyoruz. İşin sonunda gerçeği görmek yaşadığımız her şeyi yıkarken biz de o yıkılan gerçeklerin altında eziliyoruz. Bu albümde Lily Allen eşini bile tanıyamadığını açıkça söylüyor. 4chan Stan şarkısında ilk şarkıda eşinin karakteri hakkında verdiği ipuçlarını vermeye devam ediyor.

“You can’t tell the truth. You love all the power.”

Beg For Me şarkısı dijital ritimlerle başlıyor ve artık olanları kabul eden bir kadının sözleriyle devam ediyor. Her ne kadar olanları kabul etse de gördüğü muameleyi kabul etmesi onun için oldukça zor olmalı ki “Where is your empathy, for, for, all my pain? Why won’t you beg, beg for me?” sözleriyle eski eşine seslenir. Bu aslında oldukça sevindiricidir. Ayrılığın ardından yaşanan hüzün geçmiş, geriye öfkesi kalmıştır. Bu öfke de geçince geriye hiçbir şeyin kalmadığını tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim.

Lily Allen’da da bu durum böyle işlemiş ki sakin iki şarkıyla albümü bitirir. Son iki şarkıda ritim hafif de olsa sözler oldukça sert. Sonunda karşısındakinin ne olduğunu tamamen görür ve onu yerden yere vurur. Bunu yapması için kaba sözler söylemesine gerek yoktur. Olanları yalın hâliyle anlattığında ve karşısındaki insanın kişilik özelliklerini ortaya döktüğünde sözler kendiliğinden hakaret tınısını taşır.

“It’s not me
It’s you
It’s what you’ve always done, it’s what you do
Forever till you die, it’s true
It’s not me
It’s you
And there was nothing I could do
You’re stuck inside your fruity loop”

Lily Allen’ın yaklaşık iki haftada yazdığı bu albüme tam anlamıyla bir intikam albümü diyebiliriz. Lily Allen intikam elbisesi olarak en iyi yaptığı şeyi seçmiş ve yazmış da yazmış. Kimileriniz “Kendinin tüm zayıf yönlerini gösterdiği bu albüm mü intikam albümü?” diyebilir. Evet, tam anlamıyla bu albüm modern zamanların bir intikam hikâyesi. Kalp kırıklığının olduğu bir hikâyede tüm bunları görmezden gelmek ne denli gerçek olacak ki?

Tüm dünyaya yaşadıklarını anlattı, tüm öfkesini ve acısını üretime dönüştürdü. Herkesin mükemmeli oynadığı bu dünyada zayıflıklarını göstererek müzik dünyasına inanılmaz bir geri dönüş yaptı. Artık albümlerin dinlenmediği, şarkıcıların single’larla popüler olduğu modern müzik dünyasında koca bir albümü dinleyicilere dinleterek başka bir başarıya da imza attı. Spotify’da şarkıların dinlenme sayıları birbirine oldukça yakın. Önümüzdeki aylarda başlayacak turnesinin biletleri çoktan tükendi.

Albümü baştan sona dinlemenizi tavsiye ederim; emin olun Lily Allen’ın anlattıklarını o zaman daha iyi anlayacaksınız.

İlginizi Çekebilir

Gece kulubünden opera olur mu?
Björk’ün yeni albümü yolda!

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!