Avrupa’ya baktığımız zaman Türkiye müziği çok geriden takip ediyor. Aslında bu hep böyleydi ama imkanların her anlamda arttığını düşünürsek günümüzde hala geriden geliyor olmamız garip. Türkiye’de hemen hemen her tarz müzik türünü bulmak mümkün. Ancak benim yazdığım daha derin bir konu.

Günümüzde “indie” (bana göre bir müzik tarzı değil) çılgınlığı hala devam ediyor mesela. The Smiths‘in 80’lerde, Radiohead ve Oasis‘in 90’larda, Coldplay‘in 2000’lerin başında yaptığı müzik, yıllar sonra ülkemizde popüler bir müzik tarzı haline geldi. Dünya “indie”den uzaklaşırken, ülkemizde dinleyiciler bu değişime uyum sağlayamadı ki uyum sağlayamadıkları için de sevdikleri isimleri eleştirmeye başladılar. Bunun en büyük örneği şüphesiz Coldplay. Coldplay ülkemizde hala “Parachutes”, “A Rush of Blood to the Head” ve biraz zorlarsak “X&Y” albümleriyle seviliyor.

Peki, Coldplay ne zaman değişmeye başladı?

Coldplay aslında 2005’te “X&Y” albümleriyle değişim sinyallerini verdi. 2008’de de tam anlamıyla değişti. Coldplay, albümleri satıyorken, konserleri doluyorken neden değişme ihtiyacı duydu?

1. Dünya üzerinde Coldplay gibi müzik yapan binlerce isim ortaya çıktı. Coldplay’in artık diğerlerinden bir farkı kalmadı ve kendilerini tekrarlıyorlardı.

2. Artık müzik başka noktalara geliyordu. Coldplay müziğin gittiği noktayı gördü (yıllar önce) ve yumuşak bir geçişle müziğin gittiği noktaya yönelmeyi seçti. Eğer müziklerini değiştirmek yerine aynı müziği yapmaya devam etselerdi şuan festivallerde en büyük isim olamaz, stadyum turnesi yapamaz (2012’de gittiğim Mylo Xyloto turnesi hayatım boyunca gördüğüm en harika stadyum konseriydi) ve değişmeyen diğer isimler gibi belli bir kesime hitap ederek yollarına devam ederlerdi.

Günümüzde artık saf rock ve pop kalmadı. Bu tarzlar içlerine diğer müzik tarzlarını katarak bizlere geniş bir yelpaze sunmaya başladı. Günümüz diyorum ama bu durum 2007’den beri böyle. Geçen yıllar içerisinde değişen sadece Coldplay olmadı. Diğer isimler daha farklı tarzlarla müziklerini harmanladılar. Ülkemize baktığımız zaman durum böyle değil. Rock ve pop müzik hala eski haliyle yapılıyor ülkemizde. Yenilikleri müziğimize katamadık ki zaten bu sebeple “indie” tarzı müzik yapan isimler gençlerin beğenesini kazandı ve ilgiyi üzerlerine çektiler. Yeni isimlere alışamayanlar da 90’lara takılı kaldı. Eskileri sevmek güzeldir ama takılı kalmak müzik açısından bize bir şey katmaz. Artık müziğin geldiği noktayı görmek ve yenilenmek gerekir. Eğer bu yenilenme yapılmazsa dünya ile aramızdaki fark daha da açılacak ve artık hiç yeni akımlara yetişemeyecek bir noktaya geleceğiz. Çünkü müzik artık yıllarca belirli kalıplar üzerine dayalı kalmıyor. Popülerlik her geçen yıl değişiyor.

Mesela, biz son yıllarda “indie” tarzına takılı kalırken elektronik müzik daha popüler bir noktaya geldi. Rock ve alternatif müzik ile isim yapan festivaller artık David Guetta, Avicii ve Martin Garrix gibi isimlere yer vermeye başladı. Eskiden bu isimleri sadece Tomorrowland gibi festivallerde görürdük. Sadece bu tarz isimler mi? Hayır, daha deneysel elektronik tarzlar bile yer alıyor. Bu değişim elektronik müzikle de sınırlı kalmadı. Progresif ve deneysel tarzlar da en çok ilgi gören tarzlar arasına girdi. Pop müziğe baktığımız zaman Sam Smith, The 1975, Bastille gibi isimlerle pop müziğin ruhu değişti. Taylor Swift ve Kacey Musgraves gibi isimlerle country, Jamie Cullum gibi isimlerle de caz, pop müziğin içine dahil oldu. Kendrick Lamar gibi isimler rap müziğe yeni bir soluk getirdi. “Indie” olarak adlandırdığımız müzik de elektronik ve pop ile bu değişime uyum sağladı. Kısacası artık müzik tarzlarını harmanlamak moda. Hiç kimse eskisi gibi tercih ettiği müzik tarzını en saf haliyle sunmuyor, sunanlar da başarılı olamıyor.

Reklam

Bir diğer nokta çeşitlilik. Artık hiç bir grup ve orkestra tek bir müzik aletine bağımlı kalmıyor ve her enstrümanı çalabiliyor. Mesela gittiğiniz konserlerde grubun klavyecisini bir şarkıda bateri, bir şarkıda gitar çalarken görebiliyorsunuz. Ayrıca her grup üyesi geri vokal yapıyor. Çiftli seslerden çoklu seslere geçiş yapıldı. Imagine Dragons ile vurmalılar müziğin temelini oluşturmaya başladı. Yeni yetenek isimler artık vurmalı çalgıları ön plana çıkarıyor. Kısacası sadece gitar, bas, bateri ve vokal ile grup kurma dönemi tarihe karışıyor.

Neden “indie” bana göre bir müzik tarzı değil?

Indie kelimesi adından da anlaşılacağı gibi bağımsız demek. Sinema bu kavramı özüyle korurken müzik maalesef indie kelimesini başka noktalara taşıyarak bir tarz haline getirdi. Aslında indie kelimesi müzik sektöründe ilk kullanıldığı zaman böyle değildi. Plak şirketlerinden bağımsız olarak müzik yapan ve menajeri olmayan isimlere indie deniliyordu. Hala indie kelimesini bu şekilde algılayan insanlar var ki onlardan biri de benim. Çünkü hala plak şirketlerine bağımlı olmadan müziğini sunan insanlar var ve sayıları hiç azımsanacak gibi değil.

Geçtiğimiz yaz Rock Werchter için Belçika’ya, Lollapalooza Berlin için Almanya’ya gittiğim zaman sokaklarda müzik yapan insanlar gördüm. Bu insanlar para kazanmak için çalmıyorlardı. Daha doğrusu müzik yaptıkları için insanların para vermelerini istemiyorlardı. Önlerine koydukları çantalarında albümlerini dizmişler ve insanların kendilerine sosyal mecralar üzerinden nerelerden ulaşabileceklerini belirten kağıtlar koymuşlardı. Para vermek isteyenler sadece albüm satın almak şartıyla destek olabiliyordu. Albüm satın almak istemiyorsanız müzisyen şarkısına ara vererek size sesleniyor ve paranızı iade ediyor. Bunun haricinde çeşitli sosyal mecralar müziklerini daha fazla kitleye duyurmak isteyenler için imkan sağlıyor. Hatta daha da ilerisi, hiç plak şirketlerine ihtiyacınız olmadan albüm bile çıkarabiliyorsunuz.

Toparlarsak bu yazı serime işin en saf hali mutfak ile başladım. Serinin devamında sofraya yani işin business kısmına geçeceğiz ve seri devam edecek.

Gökhan Yenileyen

Haftalık Bültene Abone Ol

Yeni yazılar ve öne çıkanlar her hafta e-postana gelsin.

Aydınlatma Metni

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("KVKK") uyarınca, bu formda paylaştığınız e-posta adresiniz; veri sorumlusu sıfatıyla BBI Yapım Prodüksiyon Organizasyon Reklam Ltd. Şti. tarafından, yalnızca haftalık bülten gönderimi amacıyla, açık rızanıza dayanılarak işlenir. Verileriniz amaçla sınırlı olarak abonelik süresince saklanır ve yasal zorunluluklar dışında üçüncü kişilerle paylaşılmaz. KVKK m.11 kapsamındaki haklarınızı ve abonelikten çıkma talebinizi info@birbabaindie.com adresine yazarak iletebilirsiniz.

Yorumlar (6)

  1. Emre Yasak

    Size malesef katilamiyorum. Muzik tarzlarla bir kitleye sıkıstirilan bir sanat degildir hele hele gercek muzisyenler sanatcilar populerligi korumak veya bir takim endiseler duyarak muzik yapiyorlarsa onlar muzik degil ticari ve populer seyler yapan bir kesimdir. Gercek muzik endise altinda yapilamaz onemli olan icinizden geleni yapmak iyi yapmak ve insanlarin duygularina hitap etmektir, coldplay vs gibi muzik tarzini degistiren gruplari bunu yapmasinin iki sebebi vardir. Bir ticari olarak daha cok kazanmak ve populerligini yayginligini arttirmak ve daha cok para kazanmak ki bence bu muzigin felsefesine terstir. İkincisi sebebinise muzik devamli ayni kalan birsey degildir muzik yapan birisi yillar ilerdikce nasil yasadiklari ve hayat, doga ayni kalmiyorsa muzigide durmaz ve degisir gelisir. Gercek sanatcilarin eskiden yaptigii muzikten farkli muzik yapmasinin sebebi budur. Madem indie muzik hakkinda yaziyorsunuz. Sizin yerinizde olsam Coldplay yerine Arctic monkeysden bahsetmenizi umardim. coldplay hicbir zaman tam olarak bir rock veya indie muzik yapan bir grup degildir. Kendine has bir muzik yapmis rock i ve melodik ingiliz muzigi tarzini pop ve elektronikle harmanlamis ve popa yakin soft rock diyebilecegimiz kendine has bir tarz ile ortaya cikmis ve su anda da daha cok
    Pop ve elektronik tarza kaymislardir. Arctic
    Monkeys in ozellikle son albumunu dilkat ederseniz indie alternatif rock ve ingiliz punk tarzi altyapililarini biraz degistirerek bir amerikan baskin turu olan blues ile harmanlayarak ilk kez amerika
    Kitasini da feth etmislerdir. Muzik hic durmayan ve en basta ilettigim gibi belirli bir ture sigdirilamayacak bir sanat kendini ifade etme bicimidir. Bunkonuda en guzel soylem ve ornekleri Jimi Hendrix ten alintilarla derlenen "benim hikayem sifirdan baslamak " adli kitapta bulabilirsiniz. Orda jimi ye ne tur muzik yaptigi soruldugunda cevap olarak kilise koro , jazz rock ve blues demistir. Ayni kitapta bir sene yaptigi muzigi ertesi sene tekrar etmeyi coknyanlis buldugunu soylemistir. Gerek hendrix gerek coldplay ve gerekse tum ününü hak eden muzisyenler bahsettiginiz gibi muzigin gidisatini gorerek tarzini degistirmezler. Onlar yarattiklari ve denedikleri yeni seylerle muzige yon verirler ve kitleleri etkileyerek muzik yapmaya devam ederler. Umarim bu yorumumu yayinlarsiniz. Tesekkurler

    1. Eski üye

      Emre bey öncelikle bu zihniyete karşı olduğumu belirtmek istiyorum. Çünkü müzik artık hiç de sizin yazdığınız gibi romantik bir yapıya sahip değildir, ki aynı futbol gibi. Neden mi değil? Çünkü sahne almak için binlerce dolar-euro-sterlin para alıyorsanız müzik ticari kaygılarla yapılmaz diyemezsiniz. Coldplay konusuna gelecek olursam.

      Yazımı iyi bir şekilde okuduğunuzdan emin misiniz?

      "Eğer müziklerini değiştirmek yerine aynı müziği yapmaya devam etselerdi şuan festivallerde en büyük isim olamaz, stadyum turnesi yapamaz ve değişmeyen diğer isimler gibi belli bir kesime hitap ederek yollarına devam ederlerdi."

      Bu örnekte zaten çok açık bir şekilde ticari kaygılarla tarzlarını değiştirdiklerini belirttim. Indie hakkında ne düşündüğümü yazdım, yazımın son kısmını dikkatli okumanızı rica edeceğim. Coldplay'in çıkış noktasını yazmışsınız ve size katılıyorum. Evet, Coldplay soft rock yapan bir gruptu. Peki, Indie nedir sizce? Pop rock, sorf rock, alternatif rock, folk rock gibi tarzlara verilen bir isim değil mi? Yazdığım gibi indie diye bir müzik tarzı yoktur benim için.

      Arctic Monkeys'e nereden geldiğinizi hiç çözemedim. Konu tarzını değiştirmek ve dünya üzerinde müziğin geldiği noktayı anlatmak. Avrupa'da müzik seminerlerini takip etmiyor ve hatta bilmiyor olabilirsiniz, bunu anlayışla karşılarım, ama dünya üzerinde neler paylaşılıyor, hangi isimler ön plana çıkıyor, festivaller hangi isimlere sahne veriyor bunu takip etmenizi rica edeceğim. Lütfen yanlış anlamayın, bunu sert bir şekilde yazmıyorum. Zaten bu yazdığım yazı sizin zihniyetinizi eleştiriyor.

      Son olarak yazacağım başlığı bile anlamamışsınız. Ben bu yazıyı sanatsal kavramlarla yazmıyorum, sektörel olarak yazıyorum, ki benim işim sektörel kısım, sanatsal kısım sanatçıları bağlar.

      Saygılar

    2. bengisu↪ Eski üye

      Merhaba, ben yazınızı keyfle okudum ve keşke yorumlar kısmını görmeseymişim dedim. Burayı tartışma forumuna çevirmek gibi bir niyetim yok fakat göreceli konularda yazı yazarken biraz eleştiriye açık olmanız gerektiğini düşünüyorum.

      Evet siz sektörden bahsediyorsunuz ve bir temizlik ürünü satmakla albüm satmak bir yerden baktığınızda para verip hizmet satın almaysa aynı şeyden bahsediyorsunuz. Fakat müziği bu şekilde kapitalize etmek sanata ve sanatı yapan kimselere saygısızlık gibi geliyor bana.

      Ayrıca Emre Beyin 'Arctic Monkeys' den neden bahsetmediniz demesini anlayabiliyorum. -Belki siz işin çok içinde olduğunuz için size çok geçmişte kalan bir olay olarak geliyor olabilir. - Burda benim gördüğüm, müzik tarzını değiştiren ve değiştirdiği halde dinleyici kitlesi onunla beraber evrilen bir yapıdan da bahsetmek gerekiyor. Bahsettiğiniz gibi Coldplay'in müzik açısından evrimi gözden kaçmayacak kadar çok ortada fakat dinleyicinin bunun kabul etmemesi bir ihtimal. Ben şahsen son albümü beğendim fakat benim için Coldplay albumu değil Chris Martin ft. blabla olarak dinleyebiliyorum. Belki Superbowl'dan sonra aldıkları eleştirilerin sebebi de bu olabilir.

      Yazı dizisinin devamını merakla bekliyorum, umarım sizi okuyup kritik yapacak kadar değer veren insanlara biraz daha tahammüllü yaklaşabilirsiniz.

    3. Eski üye↪ bengisu

      Bengisu hanım, yorumunuz için teşekkür ederim. Cevap şeklim tartışılabilir, ama Emre bey’in yaptığı yorumu maalesef eleştiri olarak görmüyorum. Görmememin sebebini cevabımda açıkça yazdım, ki ayrıca ikinci bölüm başlangıcında da ayrıca cevaplıyorum. İlk yoruma bakarsanız bazı bölümlerde eleştiri yapılmış, ama eleştirilen şeyi ben zaten aynı şekilde yazmıştım. Eleştiri yapmak karşı bir tez sunmaktır. Bir de konuya hakim olmak gerekir. Bu konuyu hazırlamamın sebebi Türkiye’de insanların müzik sektörünü kavrayamamış ve hatta kavrayamıyor olmaları.

      Emre bey ve sizin yazdıklarınızı anlıyorum, ama katılmıyorum. Ayrıca bu konu göreceli bir konu değil. Sanatçıya saygısızlık kısmına da katılmıyorum. Sanat böyle bir şey değil çünkü. Bence bütün bölümler okunduktan sonra yorum yapılsa daha doğru. Lütfen bu yanlış anlaşılmasın. Bunu yazmamın sebebini bütün bölümleri okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınız, ki ikinci bölüm ile konu daha iyi anlaşılır bir hale gelecek.

      Saygılar,

  2. Emre Yasak

    Gökhan Bey, sert yazmak istemiyorum yazmışsınız ancak malesef yazdıklarınız medeni ortamda tartışmak, konuya yeni bir boyut getirmek veya başka bir boyuta taşımak yerine yazdıklarımı çürtütmek ve yazdıgınız bazı şeylere katılmadığımı belirtmeme rağmen beni ikna etmeye çalışmak olmuş. Üstelik yazdıklarımdan yola çıkarak yazınızı iyi okumadığımı veya benim müzik,müzik sektörü vb konularda yeterli bilgi sahibi olmadığımı iddia etmişsiniz. Öncelikle benim back ground'umu bimeden böyle bir kanıya kapılmanızı anlayamadım. 5 paragraflık bir yazıdan müzik bilgimin az olduguna karar vermenizi de anlayamadım. Siz bir yazı yazıyorsunuz ve insanlara topluma bir konu hakkındaki düşüncelerinizi iletiyorsunuz. Böyle bir paylaşımda bulunan bir insanın başka bir insanın yazdıgı yazıdan yola çıkarak onu tanımadan sadece yazdıklarıdan ötürü bilgisizlik ve anlayşızlıkla itham etmesini gerçekten anlayamadım. Siz kendiniz yazı yazan birisi oldugunuz halde böyle yaparsanız insanların size nasıl saygı duymasını ve yazılarınızı takip etmesini beklersiniz. Veya size neden böyle yerlerde yazı yazma hakkı tanınsın.

    Öncelike şunu söyleyeyim istediğiniz kadar muzik festivaline gidin radyoda çalışın veya muzik hakkında yazı yazın veya müzik ile ilgili seminerleri takip edin.Tüm bunlar müzikten anladığınızı veya müzik hakkında bir otorite oldugunuzu veya en önemlisi müzisyenin ne yapmak istediğini anladıgınızı göstermez. Müzik insanın kendini ifade ettiği bir sanat dalıdır, müzk endüstrisi ise bu sanat dalından ayrı bir konu değildir. Siz müzik endustrisi hakkında yazarak müzikten veya müzik sanatından bagımsız bir yazı yazmış olmazsınız.Ben sizi tanımıyorum ilk kez adınız duyuyorum. Back ground'unuzu bilmiyorum. Yazınızı okudum çünkü bu siteyi seviyorum ve takip ediyorum, bu sitede yazı yazan birinin de bu siteyi sevdiğim ve takip etitğim için ilginç bir yazı yazabileceğinden yola çıkarak yazınızı okumuştum.
    Yazınız ilgimi çekmese veya beğenmesem veya katıldığım noktalar olmasa zaten ya buraya yazmazdım ya da yazınızı begenmedim deyip geçerdim. Öncelikle buraya cevap yorum yazma hakkı tanıdıysanız yazınıza ve bloğa/siteye ilgi gösterip, ilgilendiğini gösterip yazı yazan insanlara bu blog/site için çalışan biri olarak yani ev sahibi olarak daha kibar ve anlayışlı yaklaşmanızı öneririm ki bizlerde sizi takip etmeye devam edebilelim, konulara katılımcı olabilelim, bu ve benzeri az sayıdaki güzel sitede varlıgına devam edebilsin.

    Konumuza gelirsek, indie müzik benim için bir tür değildir vs yazmıştınız ancak bana verdiğiniz cevapta "indie zaten rock-alternatif-vs vs den oluşan bir tür değilmidir zaten" demişsiniz. Bu konu zaten hem kaynağı olan ingilterede hem de dunyada cevabını bulmuş bir soru değildir, anlaşılan sizde bundan emin değilsiniz.Ben de degilim. Siz öyle görmuyorsanız buna saygı duyarım.
    İndie'nin jazz gibi rock gibi blues gibi bir müzik türü olduguna inanan kitleler vardır dogrudur. Siz zaten tanımını ve nasıl çıktıgını bu kelimenin ve arkasında ne oldugunu cok guzel acıklamıssınız. Çıkış şekli itibari ile dogrudur hepimiz takip ettik bu şekilde oldu, ancak çıkış şekli ve takip eden olaylar neticesinde bu bagımsız muzik hareketini yapan grupların başını çektiği ve yaptıgı muzik turu, kendilerinden sonra gelen birçok gruba ilham kaynagı oldu ve gerek çıkış biçimi gerek grup isimleri, gerek muzik türleri ( ensturman kullanımı, altyapılar, vokal çeşitliliği) benzer şekilde ilerledi ve aslında ilk yazıda sizinle aynı fikirde oldugumuz gibi soft rock-alternatif rock gibi tarzların benzeri bir "sound" oluştu. Yani ister istemez bir "sound"oluştu. Halen İndie bir turmudur bunun cevabından emin degilim, kimseninde emin oldugunu sanmıyorum. Ama şöyle bir gerçek var "indie bands" diye bir olusum var. ve bu gruplar yaklaşık 10-15 yıldır hem muzik piyasasını hem de dinleyicisini en az pop ve elektronik muzik kadar domine etti. Hal böyle iken bu olusumu ( tür demiyorum) yok saymak, veya "bu böyle gelip geçici birseydi canım bakın zaten Coldplay'de popa elektroniğe döndü gidişat bu şekilde "gibi bir baglantı kurmak bence dogru degil, size katılmıyorum diye başlayan ilk yorumumda katılmadıgım nokta buydu. Belki i
    hızlı yazdıgımdan kendimi iyi ifade edememiş ve konudan konuya atlamış olabilirim, umarım neye katılmadıgım sizin de anlayacagınız şekilde anlaşılır olmuştur.

    Arctic Monkeys'e nereden geldiğim aslında çok basit. indie türünün ( olusumu soundu ve her ne şekilde adlandırırsanız adlandırın) ilk akla gelen ve kabul edilen ve dunyada 1 numarası olan grubudur. Halen çıktıgı her festivalde headlinerdır. Hele son albumu sonrası olmaya da devam edecektir. Konu bu değişim ve indie müzik iken bu grubu coldplay tarzı örneklemenizi beklerdim o bakımdan Arctic monkeys e gelmiştim.Çünkü çok daha çarpıcı bir önrek ve Coldplay kadar keskin bir dönüş yapmadan da bu yeniliği sağlayabilmiş üstelik daha da buyuk etki yaratabilmiş bir grup. Coldplay dusmanı veya Arctic monkeys hastası degilim ancak Coldplayi son yaptıgı albumlerden sonra cok sevmeme ragemn dinleyemiyorum ama Bengisu Hanım'ın belirttigi gibi çok değişik bir ses rengi ve stili oldugundan Chris Martin için bu gurubu dinlemeye devam edenler olabilir, veya yeni kaydıkları tür vasıtası ile benim gibi kaybetitkleri dinleyici turu yerine yeni kitleler kazanmış olabilirler. Bu dogru yaptıkları anlamına gelmez, ama Arctic Monkeys he tarzından cok fazla ödun vermeden kitlesini koruyarak ve üstüne yeni kitleler koyarak bunu başarmıştır, o yuzden yazınızın konusuna çok daha uygun çok daha çarpıcı bir önrektir. Yazınızda kimi örnek verdiğinizi eleştirecek degilim benim ki sadece bir beklenti ve tavsiye idi.

    Son olarak kesinlikle katılmadıgım ve sizin yazdıgınız konu:" sahne almak için milyonlarca dolar para alma konusu ticari kaygı" konusu.Müzik ile ugrasıyormusunuz, amatör veya profesyonel olarak bilemiyorum ancak yazdıklarınızdan sadece dinleyici olarak ilgilendiginizi anlıyorum, o yuzden asagıda yazacaklarımı bilmediğinizi varsayıyorum eger ugrasıyorsanız bilirsiniz ve öyleyse sizin için tekrar olacak ancak;
    müzik üretmek ve bunu insanlara sunmak, müzik ensturmanı,ekipmanı,kablosu teli, mikrafonu, müziği çalacak yer kirası, bu müziği kayıt etmek,mixletmek,mastering yapmak, dagıtmak, dijital ortamlarda insanlara erişmesini saglamak en basit hesapla 8 şarkının yer alıdgı bir EP için en basit hali ile yaklasık 40-50 bin TL dir. Bu teknolojilere bu ekipmanın en iyi kaliteli ve pahalısına ne kadar sahipseniz (parçlarınızda iyi olması halinde) o kadar iyi bir sunum, iyi bir sound ile yarattıgınızı sunma şansınız vardır. Kaldı ki bundan sonra iyi menejer iyi pazarlamacı, iyi art direktoru , iyi fotografcı vs vs çalışmak zorunda oldugunuz bir suru insan olması gerekmektedir, işin bir parçasıdır. Hal böyle iken pek tabiki gruplar sahne almak için ve bu harcamaları karsılamak için ve yaptıgı sanatsal eseri icra ederek yaşamını surdurmek için pek tabii ki binler milyonlar almak durumundadır.
    Eger siz buna katılıyorsanız sizinle anlaşmısşız ve birbirmizi dogru anlamısız demektir.
    Ama siz eger bir grup bunu yapmalıdır para kazanmak için değişmelidir vs diyorsanız ayrılıyoruz.
    Ben de zaten tam oalrak bu ayrımdan bahsediyorum.Bence muzik yapanlar ikiye ayrılıyorlar , bunu yaparak ticari kaygılarla populer kalmaya çalışanlar ve gerçekten müzik yaparak ve buradan kazandıgı parayı dert etmeyen veya muzik yapma amacı gecinmek ve muziğe geri yatrım yapmak harici olmayanlar. Ben gerçek müziğin bu olması gerektiğine inanıyorum, aslında bunu belirtmek istemiştim.
    Eger siz de, cok da böyle oldugu anlaşılamayan ve sanki indie karsıtı gibi gozuken yazınızda bunu belirtmek istediyseniz ve ben anlayamadıysam zamanınızı boşuna almış oldugum için üzgünüm.Buraya kendimizi ifade etmemizi saglayacak bir ortam yarattıgınız siteye ve en azından dogru olmasada lütfedip okuyup üzerine cevap yazdıgınız için de size tesekkur ederim, ben başka bir paylaşımda bulunmayacagım ve sizden herhangi bir konuda cevap beklentim yok, yazmak istersenizde saygı ile karılayacagım. Umarım bir gun yazışmak yerine sizinle karşı karşıya konuşarak ta bu konular ile ilgili fikir alışverişi yapma şansımız olur.

    1. Eski üye

      Cevabınız için teşekkür ederim Emre bey. Bengisu hanım'a cevap yazarken cevap şeklimin tartışılabileceğini belirttim, ki size cevap yazdıktan sonra bunu fark ettim. "Zihniyet" ve "Romantik" kelimeleri günümüzde aşağılama olarak da kullanıldığını düşündüğüm için cevabımı sert buldum. Sert değil derken bunu belirtmek istemiştim. Çünkü o kelimeleri aşağılamak için değil, gerçek anlamlarıyla kullandım. Ama maalesef yazarken duygularımızı aktaramadığımız için sert algılanıyor. Bu sebeple özür diliyorum sizden.

      Bengisu hanım'a cevap yazarken belirtmiştim, yine belirteceğim. Bu tarz yazıları tam olarak anlayabilmek zaman ister. Çünkü daha ilk bölümden konuyu anlamak mümkün değildir. Mesela indie müzik kavramının nasıl ortaya çıktığını yazımın ikinci bölümünde yazdım. Aslında bu detayı atladığımı sizin yorumunuzla fark ettim. Yorumunuza cevap verirken bunu uzun bir şekilde yapmak istemedim. Indie konusunu ikinci bölümden sonra tartışabiliriz.

      Müzik bir sanattır, ki bunun aksini asla söylemiyorum. Ama aynı zamanda bir iştir. Bu konuyu da seri bitene kadar bekleyip sonra tartışsak olur mu? İkinci bölümde zaten bu konulara girmeye başlıyorum. Ama size yine de şöyle bir örnek vereceğim. Tiyatro da bir sanattır ve tiyatrocular para kazanabilmek için dizilerde oynar. Bu durum her sanat dalı için geçerlidir.

      Maalesef size katılmıyorum. Çünkü Indie'yi bir müzik tarzı olarak ele alacak olursak akla ilk gelecek isim asla Arctic Monkeys olmaz. Çünkü The Smiths efsanesi vardır. Günümüz adına konuşunca neden Coldplay örneğini verdiğimi de ikinci bölümde yazdım. Coldplay örneğini vermemin sebebi sizin de yazdığınız gibi Coldplay'in çok keskin bir dönüş yapması ve çok eleştirilmesi. Eğer aynı durumu Arctic Monkeys yapsaydı ve yaşasaydı onları örnek verirdim.

      Yine diğer bölümlerde karşılaşacağınız bir konu. Ben size en basit örneğini verdim. Bu konu yazımın temelini oluşturduğu için buradan yazmak istemiyorum. Sadece şunu yazabilirim, bu konu üzerinde kitaplar yazılmış bir konudur. Ayrıca müzik eğitimi alanlara business eğitimi de verilir. Detaylar artık yazı serimin devamında.

      Saygılar,

Yorum yazmak için topluluğa katıl. Ücretsiz, bir dakika sürer.