“Festivalde hangi filme gitmeliyim” diye düşünenlerden misiniz?

Sinema/TV

İstanbul Film Festivali bu yıl 38. kez sinema tutkunlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (İKSV) düzenlediği festivalin biletleri yarın (23 Mart Cumartesi) saat 10.30’da genel satışa çıkıyor. Bu yıl festivalde 19 bölümde, 45 ülkeden 187 yönetmenin 175 uzun metrajlı ve 11 kısa filmi gösterilecek.

Toplam 186 film arasından seçim yapmanızı kolaylaştırmak üzere spotlarımızı dikkatlice çevirdik. “Galalar” ve “Dünya Festivallerinden” bölümlerindeki bazı ödüllü ve/veya olumlu eleştiriler alan filmlerin festivalin ardından vizyona gireceğini tahmin edebiliyoruz. Altın Lale için yarışacak 12’si “Uluslararası Yarışma”da 24’ü de “Ulusal Yarışma”da gösterilecek filmleri de seçkimize dahil etmedik.

Bu yaklaşımla, cüzdanlarımızı da düşünerek, bir daha beyaz perdede kolay kolay izleme şansı bulamayacağımızı düşündüğümüz 29 yapımı sizler için aşağıda öne çıkardık: 

  • Sinema tarihinin en büyük ve en çok ilham kaynağı olmuş yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Kubrick’e ithaf edilen “Bir Başyapıt Fabrikası: Stanley Kubrick” toplu gösterimi (13 film) 
  • 2018’de yitirdiğimiz usta sinemacılar anısına programa alınan Konformist (Bernardo Bertolucci) ve İş (Ermanno Olmi)
  • 50. yıl dönümünde yenilenmiş dijital bir kopyayla gelen tüm zamanların en iyi korku filmlerinden Rosemary’nin Bebeği (Roman Polanski)
  • Konusu nedeniyle çıkardığı sansasyon ve aldığı övgülerle yönetmenini dünya çapında üne kavuşturan, başrollerini Dirk Bogarde ve Charlotte Rampling’in paylaştığı 1974 yapımı Gece Bekçisi (Liliana Cavani)
  • 1896’daki ilk Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapan tamamı beyaz mermerden inşa edilmiş Atina’daki Panathinaiko Stadyumu’nda, günümüzden tam yarım asır önce 100 bin seyirci önünde AEK ile Slavia Prag takımları arasında oynanan tarihi basketbol finalini anlatan spor filmi 1968 (Tassos Boultemis)
  • Çekimleri dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilen, buzdağından şelaleye suyun her halini saniyede 96 kare tekniğiyle filme alan, Finlandiyalı çello metal grubu Apocalyptica’nın da müzikleriyle zenginleştirdiği belgesel Aquarela (Viktor Kossakovsky)
  • Cinsellikle ilgili önyargılara ve ölüme dair kanılara esaslı bir bakış atan Herkesi Şaşırtan Adam (Natasha Merkulova & Aleksey Chupov)
  • Özlenen eski usul Amerikan Bağımsız Sineması’nın tadını vadettiği ve Fransız orta sınıfı gerçekliğinden izler taşıdığı yazılıp çizilen On Dört (Dan Sallitt)
  • Festivalin bu yılki “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”nün sahibi ve Türk Sinemasına “Altın Palmiye” kazandıran Yol’un yönetmeni Şerif Gören’in restore edilmiş kopyasıyla 1987 tarihli On Kadın
  • Müzikseverlerin merakla beklediği “Musikişinas” bölümündeki yedi filmin tamamını ise konuları ve fragmanlarıyla birlikte mercek altına alıyoruz:

BİR ZAMANLAR NORMALDİM
I USED TO BE NORMAL: A BOYBAND FANGIRL STORY
Yön: Jessica Leski
Avustralya / 2018 / 96’ / İngilizce; Türkçe altyazılı

One Direction, Backstreet Boys, Take That ve The Beatles, farklı dönemlerde müziğe damga vurmuş olan “boyband”lerden bazıları… Kendini One Direction hayranı olarak tanımlayan yönetmen Jessica Leski, “boyband” fenomenini farklı kuşaklardan hayranların bakış açılarıyla çözmeye çalışıyor. Filmin omurgasını hayranların paylaştığı gazete kupürleri, afişler ve fanteziler oluştururken konser kayıtları, röportajlar ve çığlık atan ergenlerle hem eğlenceli hem parlak bir “fan” dünyasının evrensel çerçevesi çizilmiş oluyor. Bir Zamanlar Normaldim, yaşı kaç olursa olsun, hayranlıkları hakkında başkalarının ne düşündüğünü umursamayan fanları anlatıyor.


LEYLA GENCER: LA DIVA TURCA

Yön: Selçuk Metin
Türkiye / 2019 / 85’ / Türkçe; İngilizce altyazılı

İKSV, 20. yüzyılın en önemli opera sanatçıları arasında gösterilen Leyla Gencer’i vefatının onuncu yılı olan 2018’de, hem 9. Leyla Gencer Şan Yarışması’yla hem de “Primadonna ve Yalnızlık” başlıklı bir sergiyle anmıştı. Şimdi de bir belgesel ile Leyla Gencer’in anısını yaşatmaya devam ediyor. Büyük yıldızla tanışma ve çalışma fırsatı bulmuş sanatçılarla yapılan söyleşiler aracılığıyla onu daha yakından tanıma fırsatı sunan Leyla Gencer: La Diva Turca belgeselinin yapımcılığını, Leyla Gencer Arşivi’ni de bünyesinde bulunduran İKSV, yönetmenliğini ise Selçuk Metin üstleniyor. Belgeselin metni ve senaryosunda gazeteci ve yazar Zeynep Oral’ın imzası bulunuyor. Halit Ergenç’in sesiyle güçlenen yapımın çekimleri 2018 boyunca Milano, Roma, Napoli ve İstanbul’da yapıldı. 


A DOG CALLED MONEY

Yön: Seamus Murphy
İrlanda, İngiltere / 2019 / 89’ / İngilizce; Türkçe altyazılı

PJ Harvey’le 2011 tarihli Let England Shake albümünde de işbirliği yapan ve şarkıların her biri için kısa filmler çeken İrlandalı foto muhabiri ve yönetmen Seamus Murphy, ünlü müzisyenle iş birliğine devam ediyor. Murphy sanatçıyı Kabil’den Kosova’ya ve oradan Washington’a kadar izleyerek son albümü The Hope Six Demolition Project’in yapım aşamasını belgeliyor. Harvey’nin ilham almak için ziyaret ettiği şehirlerdeki deneyimlerini ve devamında, stüdyodaki yaratım sürecini yakından takip eden Murphy, Harvey’nin anlatımı ve şiirsel bir kurguyla birleştirdiği görüntülerle gizemli müzisyenin dünyasına açılan, yer yer savaş bölgesi gezi günlüğü yer yer multimedya sanat projesi kıvamında özgün bir müzik belgeseli yaratıyor.


PERFORMANCE

Yön: Nicolas Roeg, Donald Cammell
İngiltere / 1970 / 105’ / İngilizce; Türkçe altyazılı

Geçen yıl kaybettiğimiz Nicolas Roeg, özellikle kurguyu kullanış biçimiyle modern sinemayı en çok etkileyen yönetmenlerden birisi olmuştu. Roeg’un 1961 yılında görüntü yönetmeni olarak başlayan kariyeri, 1971’de Donald Cammell ile birlikte yönettiği Performance ile farklı bir yöne doğru ilerlemişti. Çekildiği dönemde büyük tartışmalara neden olan ve eleştirmenlerce bir başyapıt olarak kabul edilen bu alışılmadık suç filmi, işlediği cinayet sonrasında saklanacak yer arayan bir gangsterin, eski bir rock yıldızının evine sığınmasını konu alır. Rock yıldızı rolünde Mick Jagger’ı izlediğimiz Performance, çekildiği dönem için devrimsel kurgusuyla sonraki yıllarda sayısız video klibe esin kaynağı olmuştu. [Bu filmdeki cinsellik/şiddet içeren sahneler bazı izleyicilerimizi rahatsız edebilir.]


PIAZZOLLA, KÖPEKBALIĞI YILLARI

PIAZZOLLA, LOS AÑOS DEL TIBURÓN
Yön: Daniel Rosenfeld
Arjantin, Fransa / 2018 / 94’ / İspanyolca, Fransızca, İngilizce; Türkçe, İngilizce altyazılı

Arjantinli bandoneon virtüözü ve besteci Astor Piazzolla, tango devrimini gerçekleştiren kişi olarak tanınıyor. “Yeni Tango” adını verdiği, caz ve klasik müzik etkileri taşıyan tango tarzı, bütün dünyada yaygınlaşmasına rağmen türün geleneksel formundan uzaklaştığı için özellikle kendi ülkesinde çok ters tepkilerle karşılaşmıştı. Bu belgesel, başta oğlu Daniel’in arşivinden özel görüntüler ve konser kayıtlarıyla bu müzik dehasının yalnızca ülkesinin müzik dünyasıyla değil ailesiyle de sallantılı ve çetrefil ilişkisinin iç yüzüne canlı bir bakış atıyor. Piazzolla’nın kızı Diana’yla saatler uzunluğundaki sohbet kayıtları kendinden emin, inatçı ve tutkulu bir dâhinin nasıl bir baba olduğuna dair ipuçları da veriyor.


BUGÜNÜN SENFONİSİ

SYMPHONY OF NOW
Yön: Johannes Schaff
Almanya / 2018 / 65’ / Konuşmasız

Elektronik müzik ve sinema dünyasının tanınmış isimleri Berlin’in kentsel görünümlerini, uçucu, anlık ruhunu yakaladılar: Innervisions’dan Frank Wiedemann (Ame), Modeselektor, Alex.Do, Hans-Joachim Roedelius, Gudrun Gut & Thomas Fehlmann ve Samon Kawamura bu benzersiz filme izlerini bıraktılar. Sinemasal bir aşk mektubu, Berlin gecelerinin gizli yüzü… Berlin’e ve çağımıza bir sevgi gösterisi sunmak için bir araya gelen sanatçılar, sessiz dönemin klasik filmlerinden Walter Rottman’ın yönettiği Berlin: Büyük Bir Şehrin Senfonisi’ni baştan kurdular.


SAZ

SAZ − THE KEY OF TRUST
Yön: Stephan Talneau
Almanya / 2019 / 99’ / Fransızca, Türkçe, Azerice, İngilizce, Farsça; Türkçe, İngilizce altyazılı

Şehirden şehre, dağdan ovaya kültürler ve zaman arasında bir köprü kuran Saz bir yol belgeseli, adı gibi “saz”ın yollarından şarkılar topluyor. Az sayıdaki Batı Avrupalı saz müzisyeninden biri olan Petra Nachtmanova, bu enstrümanın yüzyıllardır nasıl hâlâ birçok kültürün kalbinde yer aldığını öğrenebilmek için Berlin’den yola çıkıyor ve yedi ülke, 10.000 kilometre aşarak sazın doğum yeri Horasan’a gidiyor. Yönetmen Stephan Talneau’nun ilk filminde Nachtmanova, 2.000 yıldır kuşakları bir araya getiren bu çalgının kökenlerini ve gizemini Erdal Erzincan, Erkan Ogur, Murat Ertel, Ayşe Şewaqî, Mübariz Əliyev, Telli Turnalar, Özgür Fırat, Umut Erdoğan, Saz Ensemble “Sevda”, Tatavla Keyfi gibi müzisyenlerle birlikte keşfediyor. Saz dünya prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde yapacak.

Tags: , , , ,

İlginizi Çekebilir

8 Stylish Ideas For Your Event
Kayra’nın yeni albümünün ikinci bölümü yayında

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!