ALBÜM | Sam Smith – “In the Lonely Hour”

İnceleme

Sam Smith ismi son bir senedir her yerdeydi. Eğer tanıdık gelmediyse bir ipucu vereyim, Naughty Boy‘un La La La‘sındaki vokaller Sam Smith’e aitti, ya da Disclosure’ın Latch vokalleri. Şimdiye kadar hem Naughty Boy ve Disclosure’la çalışan, albümünden yayınladığı son iki single’ı İngiltere’de bir numaraya çıkan, hem BBC Sound of 2014 anketinin birincisi, hem de Brit Awards Critics’ Choice ödülünü alan Sam Smith henüz 21 yaşında bir İngiliz. Ilk albümü In the Lonely Hour ise 26 Mayıs’ta yayınlandı.

Geçen yaz Naughty Boy’un şarkısı La La La’dan kaçabilmek imkansızdı, çünkü gerçekten her yerde çalıyordu. Ama ne La La La’da ne de Latch’de dikkatimi çekmemiş olan Sam Smith’in ismini ilk kez BBC Sound of listesinde farkettim ve Nirvana’yı dinlediğim an gerçekten çarpıldım. Sam Smith’in benim için görüntüsü ve sesiyle gerçek bir insan oluşu Nirvana sayesindedir. Ekim ayında yayınlanan Nirvana EP, Sam Smith’in yaşıtı olan sanatçılardan neden bu derece sıyrıldığını ve neden bu kadar büyük bir ilgi gördüğünü bence açıklıyor. EP’deki üç şarkı, Nirvana, Safe with Me ve I’ve Told You Now gerçekten iyi şarkılar. Smith’in güzel ve dokunaklı bir sesi var ve bu şarkılara da çok yakışmış.

EP’den çok kısa bir süre sonra, Sam Smith BBC Sound of 2014 anketinin birincisi oldu, bu genç bir şarkıcı için oldukça büyük bir başarı çünkü bugün herkesin tanıdığı bir sürü sanatçının ünlenmesinde bu anketin payı oldu. Bu isimler arasında Adele, Ellie Goulding, Keane, Mika, Haim, Jessie J, Frank Ocean, James Blake ve daha bir sürü sanatçı var. Bu büyük başarının hemen ardından Brit Awards Critics’ Choice ödülünü de aldı. Bu iki ödül henüz albümü olmayan bir sanatçının alabileceği en büyük iki ödül bence ve Smith ikisini birden alarak çok büyük umut vaadettiğini dünyaya duyurmuş oldu. Ardından yayınladığı single Money On My Mind ile İngiltere listelerinde bir numaraya ulaştı ve hem de dünyaya müziği para için yapmadığını söyledi.

In the Lonely Hour, sanatçının ilk albümü, 26 Mayıs’ta Capital Records’dan yayınlandı. Albümde on şarkı ve karşılıksız aşkın mutsuzluğu var. Ilk şarkı Money on My Mind‘la Sam tekrar herkese müzik yapmaktaki amacının müziğe aşık olması olduğunu hatırlatıyor ve devamında ismin ima ettiği yalnızlık ve mutsuzluk albümü ele geçiriyor. Albüm öncesi yaptığı röportajlarda albümünde karşılıksız aşk ve yalnızlık temalarına eğileceğini söylemiş Sam Smith, şimdiye kadar bir ilişki yaşamamış ve aşkla ilgili şarkılarında da kendi sözleriyle kısa aşklar, tek gecelik ilişkiler ve aşık olup karşılık bulamadığı birinden beslenmiş.

Albüm gerçek bir pop albümü, tekrar tekrar dinleniyor ve hazmı zor değil, Smith’in sesi ise albümün en etkileyici yanı. In the Lonely Hour başarısız bir albüm değil, hatta dinleyiciyi rahatça mutlu edebilecek bir albüm. Money On My Mind, I’m Not the Only One, Good Thing ve I’ve Told You Now benim en beğendiklerim olmakla birlikte şarkıların tümü ortalamanın üstünde. Müzikal olarak şarkılar güzel, Smith’in sesine yakışıyor ve akılda kalıyorlar, bir bakıyorsunuz siz de şarkılara eşlik etmeye başlamışsınız.

In the Lonely Hour, sanatçıyla ilk kez tanışacak dinleyiciyi memnun edebilecek güce sahip, ama söylemek zorundayım ki, yeni hiçbir şey vaadetmiyor. Pop şarkıları çoğunlukla çok büyük yenilikler vaadetmezler zaten ama tamamı aşkla ilgili şarkılardan oluşan bu albüm yeterince güçlü değil. Yakın zamanda Tove Lo şarkılarında gördüğüm aşktan/ayrılıktan/duygulardan kaynaklanan çok yönlü hisler yok, Adele şarkılarındaki işlenmemiş güç yok, Emeli Sande şarkılarındaki kırılganlık da yok. Ki Adele ve Emeli Sande, Sam Smith’in bol bol karşılatırıldığı isimler. Sam Smith şarkılarını istek üzerine değil, kendi için, hayatını belgelemek ve dürüst olmak için yazdığını söylüyor, oysa şarkılar hissiz tınlıyor.

Sam Smith henüz genç ve büyük potansiyeli olan bir şarkıcı, kısa sürede büyük başarılar kazandı ve ismini duyurdu. In the Lonely Hour ise ortalamanın üstünde bir albüm ama bence Sam Smith’in potansiyelini yansıtmak için yeterli değil, hem BBC Sound of 2014’ü, hem Critics’ Choice ödülünü almış bir sanatçının albümü olmak için yeterli değil. Umarım ikinci albümde sanatçı dinleyicisiyle daha değişik yönlerini de paylaşıp potansiyelinin tamamını yansıtabilir.

İdil Damla Bingöl

Tags: , , , , , ,

İlginizi Çekebilir

BİR BABA INDIE #5 (30.05.2014 @ Açık Radyo)
YENİ | Lana Del Rey – “Shades Of Cool”

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!