Bu yazının konusu Elif Çağlar Muslu’nun kampanyasına yönelik bir takım eleştiriler içermektedir. Elbette bu girişten dolayı pek olumlu bir eleştiri olmayacağı aşikârdır; zira çatışmak gibi bir derdim de yok. Kafama takılanları yazıp hayatıma devam edeceğim. Elif Çağlar Muslu ve destekleyenler ya da desteklemeyenler gibi…

Elif Çağlar Muslu, bir süre önce yeni albümünü çıkartabilmek için internet üzerinden bir kampanya başlattı ve dinleyenlerinden albüm masraflarını karşılayabilmesi için bağış istedi. Buraya kadar her şey normal. Elbette bu ülkede bırakın albüm yapmayı, müzik yapmak bile epey zor. Yetenekli ve müzik adına üretken biri olmanızın hiçbir getirisi yok. Birden çok faktörün bir araya gelmesi ve sizi hayal ettiğiniz yere çıkartması gerekir. Bu konuda Elif Çağlar Muslu‘ya kesinlikle hak veriyorum. “Hele bir de bestelerinizi ana dilinizde yapıp söylemiyorsanız…” serzenişinde sonsuz kere haklıdır. Dinleyicilerin değerlendirme ölçütü -maalesef- çoğu zaman hazları ve depresyonlarına dokunulma oranlarına göre oluyor. Açık Radyo‘daki son programda da dile getirdiğim bir şey vardı. İnsanlar radyolarında, evlerinde dinledikleri 3-5 dakikalık şarkıların ardında yatan büyük zamanın, emeğin çoğu zaman farkında değil diye olaya açıklık getirmiştim. Hâl böyle olunca elbette ortaya konan eser ile ilgili maddi ya da değil bir takdir, karşılık bekliyorsunuz. Aksi takdirde “Ben boşa mı çabalıyorum?” hissi uyandırıyor.

Gelelim bu kampanyadaki eleştirilerime/sorularıma. Bir kimliğe bürünerek değil, herhangi biri olarak belki de tamamen cahilliğimden eleştiriyorum. Affınıza sığınıyorum.

1) Elif Çağlar Muslu‘nun popüler akımlar dışında müzik yapmanın zorluğa değinmesi ve ardından müziği bırakmak gibi bir seçeneğinin de olmamasından bahsetmiş. Elbette bu bir seçenek olamaz. Lafı bile edilmemeli ama talep edilen şey (albüm) ile olumsuz bir sonucun doğmaması için yapılmaya çalışan şeyin meşrulaştırılması hoş değil. Öyleyse şunu sormak gerekir; Elif Çağlar Muslu‘dan ve icra ettiği müzikten de daha az popülaritesi olan bir müziği icra eden Light In Babylon ve Siya Siyabend gibi projelerin var olma çabaları nasıl açıklanabilir? Samimiyetle soruyorum. Bu proje sahiplerinin gerçekten müziği bırakma ihtimali olmuş mudur? Hiç sanmıyorum. Beşiktaş Balıkçılar çarşısında, dışarıdaki masalardan birine oturun. O gece mutlaka bir Siya Siyabend üyesi masanızın yanından, elinde kendi çabalarıyla bastıkları cd’leriyle geçecektir. Aynı ülkede, aynı havayı soluyan iki tip müzisyenden biri gerçekten karanlıklar içerisinde, bulutlara yumruk atarak varlığını korumak istiyorsa, diğerinin müziği bırakma ihtimalini tartışması bana yaptığı işe yeteri kadar sarılmadığı izlenimini uyandırtıyor.

2) Kampanya fikrini hoş, fakat formatını ciddi boyutlarda sorunlu buluyorum. Kampanya detaylarına bu vesileyle madde madde devam edelim. Kampanya ile ilgili ön yazının ardından paranın nereye harcanacağına ilişkin detaylar yazılmış. Şeffaflık çok hoş, kesinlikle tebrik ederim. Zirâ bu şeffaflık istenilen para ve yapılmak istenen şey üzerinde yeni düşüncelere sevk ettiriyor. Tekrar belirtmek istiyorum. Ben burada Elif Çağlar Muslu‘nun çok istediği ikinci albümünü çıkartması için, bu isteği ve talebi sorguluyorum.

3) Caz müzik piyasasını, müzisyenlerin ne kadar kazandıklarını bilmiyorum. Bildiğim şeyler var ama onlarla kıyaslıyorum. Ben bu işin en minimum kazanılan tarafındayım. Sayısız kez parasız konser verdim ve bu müzik hayatımda, bir konserden aldığım en büyük para 35 TL’den fazla değildi. Elbette, mükemmel müzisyenler vardır ve bu iş ile hayatını idame ettirenleri vardır. Fakat, şunu sormak istiyorum. Madem ki bu albümü öyle ya da böyle çıkartmak birinci hedef neden ayağımızı yorganımıza göre uzatmıyoruz. Ben de yaptığım bestelerin davullarını Ediz Hafızoğlu çalsın isterdim ya da baslarını Feryin Kaya. Sahiden harika olurdu. Fakat, bu hem benim müzisyenliğimin ölçüsünde hem de eğer bir meblağ ödenecekse gücümün yetmemesinden kaynaklı olarak mümkün değil. Mükemmel performans gösteren insanlarla çalışmak haklı bir istek fakat durum şu an bunu gerektirmiyor ve bu albümün çıkması birinci amaçsa, dinleyiciden 23 bin dolar istemek bana hoş gelmiyor.

4) Stüdyo/Kayıt masrafları için 4 bin dolar istediğini yazıyor. Elif Çağlar Muslu‘ya açık açık şunu demek isterdim. O kadar çaresiz değilsin. Yapma lütfen! Parantez içinde yazanlar ise çok vahim. Söz konusu müzisyenler kim bilmiyorum ama onların Türkiye’ye gelme durumlarında business uçmayı talep etmelerinin epey masraflı olacağını, bunun pek mantıklı olmadığını ve bunun yerine kendisinin New York’a gitmesinin daha makul olacağını yazıyor. Sanırım en çok şaşkınlık yaşadığım madde burası. Bu ülkede iyi müzisyen mi yok? Kerem Görsev ile çalan Kağan Yıldız, Ferit Odman kötü müzisyenler mi? Jehan Barbur‘a son albümünde eşlik eden Çağrı Sertel kötü mü? Can Çankaya, Uraz Kıvaner, Ediz Hafızoğlu… Ben giriş seviyesinde caz müzik bilgim ile bir sürü isim sayabiliyorken Elif Çağlar Muslu‘ya, ikinci albümü için eşlik edebilecek müzisyen yok mu Türkiye’de? Böylesine güzel bir istek için az bir meblağ alarak ya da hiçbir şey talep etmeden çalacak tek bir kişi yok mu bu ülkede? Tekrar yazıyorum. Birlikte çalışılacak kişiyi seçmek elbette Elif Çağlar Muslu’nun hakkıdır ama imkanlar bunu gerektiriyorsa o zaman alternatifleri düşünmek gerekir. Kaldı ki hiç mi konservatuarda okuyan, caz müzik yapmaya hevesli müzisyen yok? Mesela Elif Çağlar Muslu ikinci albümünü genç, yetenekli, ismi duyulmamış müzisyenler eşliğinde çıkartsaydı. Ne hoş olurdu değil mi? O zaman bu kampanya için değil 35 bin dolar daha fazlası için insanlar elini cebine atabilirdi.

Reklam

5) Kayıt mevzusu da bambaşka bir konu. Türkiye’de dünyanın en iyi albümü kaydedilmez belki doğrudur ama herkesin dinleyebileceği kadar iyi şeyler kaydedilebilirdi. Eğer durumlar şu an bunu gerektiriyorsa Elif Çağlar Muslu’nun albümünü maksimum performans ile kayıt altına alıp, 4 bin dolardan çok daha aza bu işi halledebilecek insanlar var. Burada değinmek istediğim konu şu: Kayıt kalitesinden daha ötede yansıtılması gereken şey samimiyettir. Evinde kayıt yapıp paylaşan binlerce insan var ve fazlasıyla insanlar tarafından seviliyor ve dinleniyorlar.

6) Mix, mastering, seyahat, konaklama gibi konularda da yukarıdakilerden farklı şeyler yazmayacağım için bu kısmı noktalıyor ve üçüncü aşamaya geçiyorum. Yani kampanya tarifesine.

Şimdi buraya kadar olan kısmı ayırıyorum. Bu kampanyayı ilk okuduğumda onaylamamıştım. Sonra acaba yanılıyor muyum diye bir kaç kez daha okudum. Önyargılı mıyım diye düşündüğümden, forumlara, ekşi sözlüğe baktım. Herkes deli gibi destek verdiğini söyleyip Elif Çağlar Muslu‘ya desteğini sunuyordu. Twitter’da da durum farklı değildi. Birçok müzisyen de Elif Çağlar Muslu‘yu destekliyordu.  Herhalde ben bazı şeyleri yanlış anladım diyerek konuyu kendi içimde kapatmıştım. Sonra yine rast geldim bu kampanyaya. Bu sefer devamını da okudum. Yani bu kampanya için ödenebilecek tariflere. Daha büyük hayal kırıklığı yaşadım. Hâlâ kendi içimde sorular soruyorum. Nasıl olabilir diyorum ama oluyormuş demek ki diyerek yine kabuğuma çekilip düşünmeye devam ettim. Şimdi de yazıyor ve paylaşıyorum. Belki de ben hatalıyımdır. Kim bilir!

7) 10 dolar karşısında Elif Çağlar Muslu albümün dijital kopyasını indirebiliyorum. Henüz piyasaya çıkalı iki-üç gün olmuş Kerem Görsev‘in Emirgan albümünü iTunes üzerinden indirmek 9.99 dolar. Bunu normal kabul edebiliriz.

8) 25 dolar karşılığında Elif Çağlar Muslu albümünü dijital olarak indirebiliyoruz ve imzalı bir kopyası da adresimize gönderiliyor. 1-2 sene önce Fulya Sanat Merkezinde 10 TL’ye Kerem Görsev Trio konserini izledim. Çıkışta da 20 TL’ye bir albüm satın alıp Kerem Görsev‘e imzalattım. Mevzu parasal konular üzerinden döndüğü için kıyas yapıyorum. Dinleyici profilim zorla elimden alınıp, ticari bir meseleyle, aynı zamanda tüketici olduğumu hatırlatıldığı için soruyorum. Dijital olarak elimde var olan bir albümün, basılı olan haliyle bana ikinci defa satmış olmuyor musunuz? Yani iki kere albümü satın almış oluyorum. Birinde tek fark imza olması. Kerem Görsev konserini canlı izleyip, müthiş bir zevk alıp, Kerem Görsev‘e dokunmaya, Ferit Odman‘ın güler yüzüne bakabilmeye bir değer biçemiyorken çok daha ucuza bu iş halledilebiliyor. Anlatabiliyorum değil mi? Çirkinleşerek yazıyorum. Özür dilerim herkesten. / (bkz. Kerem Görsev Trio – 8 Kasım Fulya Sanat Merkezi Konseri)

9) 50 dolar karşılığında bir önceki seçeneğe göre ek olarak Elif Çağlar Muslu bize Facebook aracalığı ile teşekkür ediyor. Bu tam bi Acun Ilıcalı yaklaşımı olmuş. Yani Elif Çağlar Muslu‘nun bana teşekkür etmesinin bedeli 25 dolar! Özür dilerim ama benim gönüllü olarak yapacağım bağışa zaten bedel biçerek olayın hassas dengelerle korunan zarını deliyorsunuz ve yetmiyor bir de alay eder gibi Facebook’ta teşekkür ediyorsunuz. 10 dolar veren adama da edin o zaman. Herkese ödeyebildiği kadar mı muamele yapıyorsunuz? Bugün bir internet sitesinde Elif Çağlar Muslu‘nun röportajını okudum. Orada Güneydoğu’dan birisinin, bulunduğu yerde albümü olmadığı için albümü korsan olarak indirdiğini ve kendisine özür mesajı gönderdiğini söylüyor. Ben böyle bir şey yaşasam gurur duyar, o adama/kadına albümü imzalayıp yollardım. Röportajda Elif Çağlar Muslu arada kaldığını söylüyordu. Yapmayın lütfen! Müzik böyle büyük bir travmayı kaldıracak kadar güçlü değil.

10) 150 dolar karşılığında 5o dolardaki tüm seçeneklere ek olarak, bu sefer teşekkür dijital ortamdan cd kitapçığına geçiyor ve ek olarak bir de kartpostala sahip oluyorsunuz. Bir önceki maddedeki eleştirimi yineliyorum.

11) 500 dolar‘a 150 dolar seçeneğindeki tüm seçeneklere ek olarak, 1 saatlik Skype yoluyla caz vokal dersi ve albüm lansman veya herhangi bir konsere iki kişilik davetiye. Dersin süresi 10 dakika uzarsa ücretlendirmeye ek tarife uygulanacak mı? Hakikatten şaka olduğunu düşünüyorum. Üstelik dersin neden yüz yüze değil de Skype üzerinden olduğunu anlayamadım. Bakın ortada son derece samimi olduğu iddia edilen bir talep üzerine açılan kampanyadan bahsediyoruz. Dinleyicilerin bam teline dokunması beklenen bir projede araya Skype gibi doğal olmayan bir şey sokuluyor. Şunu sormak istiyorum: 500 doların bu albümün çıkmasına katkısı yadsınamaz. 500 dolara Türkiye’deki en iyi stüdyoların birinde, 3-4 dakikalık basit bir şarkıyı ortalama üstü seviyede kaliteyle kaydedebilirim. Bağışçı ve kampanya sahibinin kazançları bu durumda eşit değil. Caz vokali olma arzusunda olmayan sıradan bir dinleyicinin 500 dolar ödemesi bu yüzden mantıksız. Neden verelim? Konsere davetiye kazanmak için mi? Bir bilete 250 dolar vermek için mi? Üzgünüm!

Reklam

12) 3.000 dolar seçeneği ise daha da enteresan. Bu meblağı ödeyen bir kişi için, Elif Çağlar Muslu, sizin belirlediğiniz herhangi bir yerde (evimiz de olabilirmiş) ikili olarak konser verebileceğini söylüyor ve parantez içerisinde ekliyor: İstanbul dışı yerlerde seyahat ve konaklama masrafı buna dahil değil. Hangi tarafından tutayım bilmiyorum. Elif Çağlar Muslu adına haddim olmayarak üzülüyorum. Eyvallah albümdür, müziktir hepsine eyvallah ama yapma yahu değmez. Lütfen yapma! Bu denli müzikal geçmişi iyi olan birisi bu seçeneği koyarak ya tüm dünyaya mesaj/ders veriyor ya da kendini hiç önemsemiyor; yaptıklarını, yapacaklarını, hayallerini.

13) 7.500 dolar seçeneğinde de bu sefer dörtlü olarak istenilen yerde 1 saat özel konser seçeneği var. Bir önceki maddedeki eleştirimi yineliyorum.

Herkes istediği hayatı, istediği şekilde yorumlar. Ben biraz işin romantik kısmından bakarak, başka şekilde yorumluyorum. Şayet, Elif Çağlar Muslu kampanyasında şunu yapsaydı mesela, deseydi ki, ben albümümü bu şartlar altında, müzisyen dostlarımın desteği ile 20bin TL ile olağan şartlarda halledebiliyorum. “Eyvallah” der, tüm çabamızla, cebimizden çıkabilecek maksimum parayla destek olurduk. Zira, üzgünüm bana bu kampanya samimi gelmiyor. 10 dolar veren insana Facebook falan değil, bir konuşma arasında teşekkür etmek bile yeter. Müzisyen olma çabasında biri olarak, işin içinde biri olarak, tıpkı bu ülkedeki milyonlarca insan gibi günde 9,5 saatimi, salak bir sistemin içerisinde çalışarak geçiriyorum. Neden sadece müzik yaparak geçinemiyorum? Mesela bunun için neden kimse bir şey yapmıyor? Yakın tarihte Serbest Müzisyenler ve Yapımcılar Derneği çok özel bir amaçla var olurken, müzisyenlerin haklarını korumayı da amaçlıyordu. Zira şu anda pasif bir halde ya da biz duyup, görmüyoruz. Mesela, Uraz Kıvaner’in darp edilmesi meselesinde neden yeteri kadar ses çıkartılmadı? Olaylar birbirinden farklı biliyorum. Bu kısımda genel soruna değinmek istiyorum. Elif Çağlar Muslu‘nun kampanya ön yazısında değindiği zorluğa da gönderme yapıyorum. Kısa kısa. (bkz.Uraz Kıvaner’e Kalkan El!)

Daha kritik bir şey sorayım mı? Stüdyoların provalar için en dolu olduğu saatler hangileridir? Ben size söyleyeyim. Hafta içi akşam 6-12 arasıdır. Çünkü, çoğu müzisyen işten çıkıp, elinde ekipmanları ile yorgun-argın gidip zaman telaşı içerisinde müzik yapmaya çalışıyor. Samimiyetle soruyorum. Sevgili Elif Çağlar Muslu bu adamdan da bağış istiyor musun?

Müzik harika bir şeydir. Ondan daha harika olan şey onu renklendiren müzisyenlerdir. Müzisyen olmak benim nezdimde samimiyettir. Parasal bir değeri yoktur. Yukarıdaki bağış detaylarından, örneklere kadar (Kerem Görsev konser bedeli, kendi müzikal kazançlarım vb.) hepsi sadece olayın kirli kısımlarını öne sürmek içindi. Hesap-kitap içinde değilim; yanlış anlaşılmasın. Fakir edebiyatı da yapmıyorum ama olanla olanı yapabilen müzisyenlerin tarafındayım.

Sevgiler…

Edit: Bir Baba Indie olarak yazılmış ek bilgilendirme yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.

Haftalık Bültene Abone Ol

Yeni yazılar ve öne çıkanlar her hafta e-postana gelsin.

Aydınlatma Metni

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("KVKK") uyarınca, bu formda paylaştığınız e-posta adresiniz; veri sorumlusu sıfatıyla BBI Yapım Prodüksiyon Organizasyon Reklam Ltd. Şti. tarafından, yalnızca haftalık bülten gönderimi amacıyla, açık rızanıza dayanılarak işlenir. Verileriniz amaçla sınırlı olarak abonelik süresince saklanır ve yasal zorunluluklar dışında üçüncü kişilerle paylaşılmaz. KVKK m.11 kapsamındaki haklarınızı ve abonelikten çıkma talebinizi info@birbabaindie.com adresine yazarak iletebilirsiniz.

Yorumlar (15)

  1. uuu

    bence çoğunlukla kötücül bir yazı. dünyaca ünlü ustalarla müzik yapma şansı varken neden gençlerle çalışmıyorsun ya da millet sokaklarda albüm satıyor ekmeğini çıkarıyor sen niye yapmıyorsun mealinde akıl almaz öneriler içeriyor.

    gönül rahatlığıyla bağış yapacağım elif çağlar'ın samimiyetine gayet güveniyorum.

    1. Mehmet Sinan GüvençYazar

      Sevgili, UUU!

      Yazı böyle bir öneri içermiyor. Objektif bir şekilde tekrar okumanızı öneririm.

      Sevgiler.

  2. gudbeddin ramses

    peki öyleyse ne teklif etmeliydi sizce? bu kadın müzisyen, ses sanatçısı. 10 dolara tamam demişsiniz, 25 doları kerem görsev ile karşılaştırıp pahalı bulmuşsunuz -ki anlamlı değil bu karşılaştırma. burada konulan fiyatların ürünlerle bir ilgisi yok, websitesinin meblağ marjlarıyla ilgisi var. "başlangıç 10 dolar oldu, kerem görsev'den 20 dolara imzalı albüm alınıyor, biz ona saygıyla ikinci basamağı 19 dolara çekelim" gibi bir yaklaşım iki bağış basamağı arasında makul bir fark oluşturmaz, hem de bu gibi projeler için uygun değil diye düşünüyorum. dinleyicinin albümün yapımına katılımı ve bu albümün çıkışına destek olması başka çeşit bir tatmindir. dinleyici için bu anonim katkı, müzik marketten albüm alıp dinlemekten veya spotify'dan indirmekten hatta torrentten çok daha değerlidir diye düşünüyorum. ürün-fiyat bağlamında ticari bir perspektiften bakacaksak eğer, tekrar söylüyorum bu ürünün ederi bağış karşılığında verilecek teşviklerle ilişkili değildir.

    "teşekkür neden 25 dolar?" başka bir tavsiye var mı? yine aynı şeyi söylüyorum, paranın büyüklüğüyle teşviğin büyüklüğü arasında doğrudan bir bağ yok, ancak pozitif korelasyon olduğu söylenebilir. bir elif çağlar hayranının gücünün yeteceği 25 dolar, belki de sırf adına yapılmış bir teşekkür için bile 50 dolara çıkabilir. sayın mehmet sinan için bunun bir ehemmiyeti olmayabilir de birçokları için olabileceği gibi bunun "samimiyet" ile ilişkilendirilmesi de ilginç olmuş diye düşünüyorum.

    500 dolar ve üstü için tek tek eleştiri yazmayacağım. onları da anlamlı bulmadım. özel konserler bile eleştirilmiş bir iki paragrafta. aman tanrım dedim! bir müzisyen başka ne teklif edebilir ki? yol masrafları ve konaklamanın pahası gün gibi ortadayken müzisyenin bunu açık açık belirtmiş olması mı iyi yoksa bunun iletişimini kurmadan çakallık yapması mı? ben iletişimden yanayım.

    yazının perspektifine dair genel birkaç eleştirim daha olacak. hiçbir müzisyenin bir albüm yapmak için her daim asgari harcamaları satın almak zorunda olduğunu düşünmüyorum. "en ucuz şu kadara mal oluyor, o zaman o kadara yapacağız" gibi düşünmeyi kanaatkar ve olumlu bir açıyla görmekle birlikte imkan varsa new york'a gitmeyi, mümkünse daha iyi stüdyoda kaydetmeyi, mastering becerisi çok iyi olan ali ile değil de çok daha iyi iletişim kurduğu ayşe'yle iş yapmayı tercih etmek yeğdir diye düşünüyorum. burada yaratılacak eserin değrinin parayla ölçülmesi mümkün elbette, ancak yaşam boyu bu sanatçının eserleri arkasından gelecekler. hatta önünde gidecekler. şu paraya değil de bu paraya yap demek nispeten dar bir perspektif gibime geliyor.

    mehmet sinan'ın eleştirilerinin para kazanıp albüm yapma işini sistem dahilinde başaramayıp bağışla albüm çıkarmaya çalışan müzisyene değil de sisteme yapılması gerektiğini düşünüyorum. şu halde iş yapmaya çalışmak sanatçının suçu değil. hala para kazanamadığı için çile dolduran nice müzisyen tanıyorum. bunlar sadece istanbul'la sınırlı da değil. türkiye'deki diğer metropoller, şehir merkezleri ve büyük bazı ilçeler de buna dahil.

    para hakkında bu kadar düşünmeyi anlamlı bulmuyorum. müzisyen bu kadar lazım diyorsa o kadar lazımdır. bunun kendisine yaratacağı hareket alanı, sadece kayıt için değil, aynı zamanda bestelerinin güftelerinin bir değer görmesi, dinleyici tarafından umursanması, sadece dinleyici olmanın ötesine geçilmesidir. para hakkında bu kadar eleştiri düzen yazarın müzisyenin para kazanamayarak yaşaması, çalışmak ve tutumlu olmak zorunda olmasıyla ilgili geçirdiği sürecin etkili olduğunu düşünüyorum. mehmet sinan kızmasın, inceden bir kıskançlık da sezmiyor değilim. olsundur, günler geçer, devran döner, bizim de günümüz gelir be mehmet sinan! :)

    1. Mehmet Sinan GüvençYazar

      Sevgili Gudbeddin Ramses. İsminiz ile rumuzunuz aynı değil sanırım. İsminizle hitap edemediğim için bağışlayın. Eğer isminiz bu ise yanlış algıladığım için bağışlayın.

      Yazıyı hem okuyup, hem de kayda değer bulup yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumunuzdaki eleştirilerinizi bugün ve geri kalan günlerde fırsat buldukça gözden geçireceğim. Muhakkak benim de öğrenmem, anlamam gereken şeyler olacaktır. Kendi düşüncelerimin doğruluğu konusunda ya da sizin ya da başkalarının doğruları konusunda tartışmanın yersiz olduğu kanısındayım. Bu yüzden "saldırganlık" göstermenin, "tartışma" içinde olmanın bir sonuç sağlamayacağını düşünüyorum. Yazacağım cevabın sadece doğrunun arayışı ile alakalı olup, herkesin doğru olana kavuşması ile neticelenmesini isteme dışında bir şey içermemektedir.

      Yorumunuzda "kıskanç" olduğumu düşünmüşsünüz. Bu ithamınız sadece bu yazıya ilişkin ise fanatizm içerikli bir yaklaşım olduğunu düşüneceğim. Eğer benimle bir tanışıklığınız, müzik ve hayat üzerindeki düşüncelerim hakkında bilginiz varsa ve buna dayanarak bu ithamda bulunduysanız (samimiyetle) sizinle oturup çay/kahve içip, muhabbet etmek, nerelerde yanlış yaptığımı öğrenmek/bilmek ve içinde bulunduğum hırslardan, egolardan arınmak isterim. Zira, sanıyorum ki bu ithamınızın altında, sevdiğiniz sanatçıya yapılan bir eleştirinin, tarafınızca sizi üzdüğünü ve sevdiğiniz sanatçıyı üzen insanın canını yakma maksadıyla yaptığınızı düşünüyorum. Mesela, bir şeyi kıskanacak olsaydım şayet, bu düşünceyi, yani benim iyi ya da kötü yaptığım bir iş ile ilgili aldığım eleştiri karşısında, beni savunan bir insanın varlığı/yokluğu meselesini kıskanabilirim. Elif Çağlar Muslu adına sizin varolmanız sahiden sevindirici.

      Diğer detaylara gelince. Elif Çağlar Muslu ne teklif etmeliydi değil mesele; ne teklif etmemeliydi. Bir Baba Indie üzerindeki geçmiş paylaşımlarını incelerseniz orada bu yazının da temasını oluşturan benzer yazılar yazmıştım. Orada da kurduğum bir cümle vardı. Dinleyiciler kral, sanatçılar da kimsenin soytarısı değil. Bu kelimeyi çok geniş kapsamlı kullanmıştım. Ben Elif Çağlar Muslu gibi bir özgeçmişe sahip birinin, ister albüm, ister başka bir şey olsun kimsenin ayağına gidip -özellikle bu ayağına gidilen kişinin eviyse- konser vermesini istemem. Ne yazının örneklerinde bahsi geçen isimlerin ne de başka birilerinin. Benim eleştirdiğim kısım buydu. Siz ya da kendisi bunu normal görüyorsa itiraz etmek haddime değil. Benim sanatçıyı konumlandırdığım nokta -özür dileyerek söylüyorum- bu değil.

      Websitesinin meblağ marjı konusunu açabilir misiniz?

      Dinleyiciye biçilen rol konusunda hiçbir itirazım yok. Benim eleştirim dinleyiciyinin bu şekilde/formatta olaya dahil edilmesidir. Yazıda da belirttim. Ben gönüllü olarak bir bedel ödeyebilirim. Buna karşılık beklemem. Zaten bağış dediğiniz şey bu değil midir? Eğer ki söz konusu bağışı yapmaya teşvik için bir takım doneler ortaya konuyorsa bu bağışın niteliğini sarsıyor. Diyelim ki bu sarsıntı göze alınıyor o zaman bunda adil olunması gerekiyor. Ben bu meblağlar ve bağış yapmaya teşvik için sunulan şeylerin adil olmadığı kanısındayım. Zira dediğiniz gibi olayın özetinde kimsenin bağış karşılığı ile ilgisi olmayabilir ama bu o bağışlara bir karşılık biçildiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Misal, 7.500 dolar gibi çok büyük bir meblağ ödeyen biri "Elif Hanım ben özel konser istemiyorum" deme ihtimali sizce yüzde kaç? Benzetmemi mazur görün. Sokaktaki mendil satan yaşlı teyzeye 1 TL verip "mendil kalsın teyzeceğim" gibi bir durum ile eş değer değil bu durum.

      Facebook'tan teşekkür meselesine gelince başka bir açıdan baktığınızı düşünüyorum. Elbette bu benim için 25 dolar etmeyebilir ama sizin için edebilirim. Bu tamamen siz ve bağış yaptığınız kişi arasındaki ilişki ile açıklanabilir. Buradaki birinci eleştirim 10 dolar veren kişiyle 25 dolar veren kişiye farklı muamele yapılmasıdır. Bağış yapan insana teşekkür edilmeli değerini, ödediği miktar ile ölçmek doğru değil. Siz yine bunun bi teşvik olarak algılamam gerektiğini söyleyeceksini ama tekrar belirtiyorum bu karşılıkların gerçeklik payını ortadan kaldırmıyor. İkinci eleştirim, ben olayın daha derininde bu seçeneğin ortaya atılma fikri konusu üzerinde duruyorum. Facebook ve insanların Facebook'ta var olma çabalarını, neyi, neden paylaşma ihtiyaçlarını, kendilerine ünlü ve sevilen bir kişi tarafından edilen teşekkürün hangi duygularını tetikleyeceği meselesini odaklanıyorum. Bir teşekkür karşılığında ödenen meblağdan ziyade insanları bağışa yönlendiren şey beni düşündürüyor.

      Özel konserlerle ilgili eleştirimi açıklamıştım. Ne teklif edebilir ki sorunuz ile umarım eleştiriyi gizli ve çirkin ifadelere çekmeye, bunu ima etmeye çalışmıyorsunuzdur. Lütfen yanlış anladığımı söyleyin. İdrak edilmesi istediğim şeyi tekrar yazayım. Bir sanatçının eğer çok özel (sağlık, saygı vs.) bir neden yoksa kimsenin ayağına gidip özel konser vermesini ben anlamlı bulmuyorum. En basit örnek Radiohead'in In Rainbows albümüdür. Dinleyicinin bedelini belirleyip satın aldığı bir albümdür. Gördüğünüz gibi bir şey teklif etmeye gerek yok. Diyeceksiniz ki Radiohead'in imkanları vs. Bandcamp üzerinde yığınla müzisyen/grup aynı yöntem ile eserlerini sergiliyorlar ve hemen hemen hiçbiri Elif Çağlar Muslu gibi donanımlı değil.

      Bir diğer konu olan asgari harcamalar ile albüm yapma konusuna açıklık getireyim. Yazıda belirttiğim kısmı atladınız sanıyorum. Bir müzisyen olarak ben de çok iyi müzisyenlerle, çok iyi anlaştığımı düşündüğüm insanlarla bir arada olmayı isterim. Bunu istemeyecek insanı sorgularım. Fakat demeye çalıştığım şey bu değil. Bakın bilir misiniz "papara" diye bir yemek vardır. Eskiden insanlar paraları olmadığı zamanlarda, bayatlamış ekmekleri suyla harmanlayıp devşirme yemek yaparlarmış. Muhakkak hala yapan vardır. Olayın tüm temasında anlatmaya çalıştığım, altında yatan mesaj bu. Eğer bugün, var olan imkanlarınız bu kadarını gerektiriyorsa, olan ile bir şeyler yapmaya çalışmak gerek. Siz bu görüşe sahip değilsiniz diye sizi yargılayamam; Elif Çağlar Muslu'yu da. Zira burada kimseyi de karalamadığımı, eleştiri dozajında çirkinleşmediğimi bilmenizi isterim. Ben sanatçının korunması meselesi üzerinden giderek bu eleştiriyi getirdim. Farklı şekilde algılıyor olmanız konusuna diyecek bir şeyim yok. Belki de farklı bir yol denemeliydim bunu anlatabilmek için.

      Eleştirimin bir diğer noktasının da sistem olduğunu gerek bu yazı gerekse diğer yazılarımda belirtmiştim. Uzatmamak adına detaya girmiyorum.

      "Müzisyen bu kadar lazım diyorsa o kadar lazımdır" cümlenize katılmıyorum. Hiçbir oluşum, hiçbir düşünce, hiçbir insan, hiçbir değer yargılanamaz/sorgulanamaz değildir. Eğer mental olarak bunu benimsemeyi öngörüyorsak, savunduğumuz x değerin fanatizmini doğurup, kendi düşüncemiz dışında kalan düşünceleri sınırların dışına itip, birini, diğerinden ayrıştırmaktan başka bir şey yapmayacağımızı düşünüyorum. Kimsenin hayat tarzına, kazancına, kendi eserine biçtiği değere bir itirazımız olmadı. Bu konuda size de nacizane önerim sorgulama konusunda bu kadar katı sınırlar çizmemenizdir ya da sorgulama kelimesi ile sizde yarattığı imgeyi tazelemenizdir.

      Son olarak kendi yazdıklarımı bininci kez tekrar etme pahasına söylüyorum. Müzisyenlerin sadece müzik yaparak geçimlerini sağlayabilmesini, işin içinde sadece dinleyici değil, müzisyen olma çabasında biri olarak çok isterim. Bunun mücadelesini, nasıl yapılacağını kendi içimde çözümler üreterek paylaşmaya, araştırmaya çalışıyorum. Umarım bir gün bir yerde bu niyet çerçevesinde karşılaşırız.

      Eleştirinizde hemfikir olduğumuz nokta Elif Çağlar Muslu'yu koruma içgüdüsünün ta kendisidir! Tek fark koruma yöntemlerimizin farklılığıdır.

      Gün olur, devran döner, günümüz gelir mi bilmem ama bir yerde karşılaşmak, dokunarak, samimiyetle konuşma dileğiyle.

      Sevgiyle kalın.

      Esenlikler... (M.Sinan)

  3. falan

    kampanyayı okurken benim de aklıma takılan mevzuları güzel dile getirmişsiniz. müziğin sadece dinleyici tarafı olduğumdan hedeflenen paranın gerekebileceğine ikna olsam da, bağışlanan paraların karşılığını ben de yadırgadım. bağış sitelerinde en düşük meblağ genellikle facebook üzerinden veya üretilen ürünün açıklama kısmında adın geçmesi ve teşekkür olarak geri döndüğünden teşekkürü ve samimiyeti satın almak normalleşmiş durumda, burada sadece daha pahalı. miktar yükseldikçe ürünün etiketleri, posterleri, kendisi, çeşitlerinin seti şeklinde yükselerek devam eder, kampanyadaki bu sıralama dengesizliği rahatsız ediyor. bunun yanında zaten kampanya hedefine ulaşmasa da paralar iade edilmeyecek, umarım daha az parayla da olsa kaliteli bir albüm çıkaracaktır.

  4. Burcu Y

    kısıtlamalar, sınırlamalar, meli'ler, malı'lar içeren gayet tahakkümcü bir yazı. bu siteye hiç yakışmamış. bir kere türkiye'de müzisyen mi yok cümlesi gerçekten de çok saçma. çünkü orda yazdığınız isimlerin hepsi zaten elif çağlarla çalışan ve açıp bakarsanız facebook twitter ve benzeri mecralarda elif çağlara ve özellikle de bu kampanyaya destek veren isimler. bu anlamda evet ödevinizi yapmamışsınız bence.
    ayrıca birsen tezer'den yasemin mori'ye, jehan barbur'den ceylan ertem'e ediz hafızoğlu'ndan kerem görsev'e herkesin desteklediği bir kampanyadan bahediyoruz. bu insanlar perk'lere yani karşılıklara takılmadan bunun bir destek kampanyası olduğunu çözmüşler. sizin takıldığınız nokta kusura bakmayın ama bence kötü niyetli. adı üzerinde bağış. bağışlarsın, bağışlamazsın, zaten karşılık beklenmez. illa ki karşılık bekleyen veya beğenmeyen kampanyaya katılmaz olur biter. eleştrime hakkını geçmiş bence bu üslüp. kusura bakmayın da ben de sizin bu yazınızı iyi niyetli bulmuyorum. kalbinize aydınlıklar dilerim. ben de yukarda yazan diğer arkadaş gibi büyük bir sevgiyle desteğimi yapacağım.
    burcu

    1. Mehmet Sinan GüvençYazar

      Burcu Hanım,

      Eleştirinizi anlayışla karşılıyorum. Birilerinin yazdığım şeyi onaylayıp onaylamaması ile ilgili bir düşüncem olsaydı, arkasında yığınla desteği olan bir proje için kalkıp, sizin ima ettiğiniz şekliyle, Bir Baba Indie'nin imajını zedeleme pahasına bu yazıyı yazmazdım. İnandığım şeyleri paylaşttığım için (doğruluğunu tartışalım elbette) beni yargılamanızı makul karşılıyorum ama kötü niyetli olduğumu düşünmenize sebep olan hareketin ne olduğunu açıklarsanız gerçekten mutlu olurum.

      Benim kötü niyetli olabilmem için bu projenin bana karşı pragmatik bir sonuç doğurması lazım. Benim ya da Bir Baba Indie'nin ne gibi bir çıkarı olabilir açıklayabilir misiniz? Elif Çağlar Muslu ile rekabet ortamım mı var? Kişisel bir hırsım, geçmişten gelen bir münakaşam mı olmuş? Bir önceki cevabımda da aynı şeyi söyledim. Beni, hayatımı ve müzik üzerine düşüncelerimi geçmişten bugüne biliyorsanız ithamınızın haklılığını düşünebilirim. Neye göre bu yorumu yapıyorsunuz? Üstelik bu yazıya ilişkin olumsuz yorumları onaylan da benim. Kötü niyetli olsaydım inanın bu yorumları yayınlamazdım. Şu an bana karşı yaptığınız yorum için, ben ya da birileri sizi "kötü niyetli" olarak yaftalasaydı, bu yorumun eleştirinize mi yoksa size yönelik bir itham mı olduğu konusunda, bu niyetin değerinin hangisine kanalize olduğunu anlamaya çalışırdınız. Beni yaftalamak yerine, yazdığım şeyleri sorgulayın, yazdığım şeylerdeki doğruluk meselesini ortaya serin. Ben yanlış bir şey yazdıysam, birilerini haksız yere incittiysem özür dilemektem geri durmam. Bu sitedeki Replikas ile yaşadığım diyaloğu bulup, okuyabilirsiniz. Burada beni kriter belirleyici konumuna sokuyorsunuz, zira Bir Baba Indie'de ben dahil hiçbir yazar bir konunun uzmanı değil. Bir araya gelip, müzik üzerine inandığı şeyleri klasik bir üslup değil romantik bir üslup ile yazan insanlardan oluşuyor; ve yarın Cihad, Anıl, Gizem ya da Eren bu yazının tam zıttı bir yazı yazabilir. Kişilerin değil düşüncelerin paylaşılmasının samimiyeti ile hareket ediyoruz.

      Eleştirinizde Birsen Tezer, Jehan Barbur, Ediz Hafızoğlu isimlerini geçir misiniz? Bu dediğiniz isimleri o kadar iyi biliyor ve takip ediyorum ki, magazinsel boyutlarda bilgim var. Elbette Ediz Hafızoğlu'nun açık destek verdiğini biliyorum. Hatta üşenmeyin lütfen Bir Baba Indie'deki geçmiş yazılarımda bu bahsettiğiniz isimler için yazdıklarıma ve bu isimlerin geri dönüşlerine bakın. Benim kişilerle bir problemim yok. Olması için bunun gerçekçi bir sebebi olması lazım ve sizin adınıza üzgünüm böyle bir sebebim yok. Müzikal anlamda kritize edilmiş bir yazı üzerinden, ben kimsenin kişiliğini yargılamıyorken sizin beni yargılıyor olmanızı bir düşünceye oturtamıyorum. Oturtuyorum ama incitmemek için anlayışlı olmanızı bekliyorum.

      Dünyadaki gelmiş geçmiş en mükemmel ALBÜM dâhi olsa, bir albüm ELİF ÇAĞLAR MUSLU'dan üstün değil. Bu albümün üst düzey şartlarda çıkartma arzusu, bu formatta söz konusu müzisyenin önüne geçtiğine inanıyorum. Bağışa karşı değilim, desteklerim ama formatının doğru olduğuna inanmıyorum. Tüm anlatmaya çalıştığım şey bu.

      Elif Çağlar Muslu'ya olan sevginizi sevinçle karşılıyorum ama şunda hemfikir olalım. Karşılıklı eleştiriler elbette hep oldu olacaktır. Dünyadaki tüm düzene bakar mısınız? Dinler arası sürtüşmeler, ülkelerin birbiriyle savaşması, hatta daha naif bir mesele olan kadın-erkek ilişkilerinde bile bazen kayda değer olmayan şeyler bile tartışmalar doğurabiliyor. Ben mükemmel değilim. Siz de değilsiniz. Elif Çağlar Muslu da. Ben müzik üzerine olan düşüncelerimle, bu projenin örtüşmediğine kanaat getirdim ve bu yazıyı yazdım. Üstelik, tekrar belirtiyorum Jehan Barbur, Ediz Hafızoğlu gibi bayılmaktan öte sevdiğim müzisyenlerin bu projeyi desteklediğini bilerek. Bu kampanyadan, insanların yorumlarından, sevdiğim müzisyenlerin desteğini gördükten sonra uzun bir süre bu yazıyı beklettim yazmadım. Yanlış düşünüp düşünmediğimi anlamak için. İnanın bu yazıyı yazmaya karar vermemin üzerinden en az 3 hafta geçmiştir. Özetle, inandığım bir şey varsa o da kimseyi putlaştırmadığımdır. Siz de putlaştırmayın, sonucuna bakmaksızın sorgulamayın yeğleyin. Eleştirinin kelime anlamı maalesef herkes tarafından "olumsuz" anlam ifade ediyor. Bu imgeyi ortadan kaldırmayı öğrenirsek çok daha keyifli, eleştiren ve eleştirilen için öğretici, olgunlaştırıcı olabilir.

      Düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. İçerisinde almam, öğrenmem gereken şeyleri dikkate alacağımdan şüpheniz olmasın.

      Sevgiler.

    2. Burcu Y↪ Mehmet Sinan Güvenç

      belki şaşıracaksınız ama büyük bir elif çağlar hayranı değilim. bu noktada putlaştırma 'varsayımız' geçersiz. böyle minik minik varsayımları yazının her yerinde gördüğüm için dayanamadım yazdım. ayrıca müzik ve reklam sektöründen bir çok farklı arkadaşım kanalıyla geldi video linki ve dolayısı ile başından beri haberdarım. haa, bir de elif çağların bir radyo röportajını dinledim. ayrıca özellike caz camisını sıkı bir müziksever olarak yakından takip ederim. mümkünse konserlerine gitmeye çalışırım vsr.

      neyse, elif hanımın kampanyasıyla ilgili sadece bu kadarcık bilgim olmasına rağmen yazınızdaki bir çok noktada gerçeğin çaprıtıldığına düşünüyorum. öncelikle 1. maddede müziği bırakmak muhabbeti: yahu radyoda bildiğin espri yaptı kadın. açık radyoydu sanırım. hatta sunucuyla gülüştüler. siz bu espriyi anlamamakla kalmayıp, bir de siya siyabend vb güzelim gruplarla hunharca mukayyese ederseniz, işte bu benim kitabımda yanlış ve kötü niyetlidir. daha espriyi anlayamıyoruz. bu bir.

      ikincisi mini mini bir sürü 'sınır' ihtiva eden kalıplar/kısıtlamalar var. ki iyi bir dinleyici olarak, rahatlıkla söyleyebilirim ki, alternatif müzisyenlerin (hatta pop dışı akımların tümü diyelim) çıkış güdüsüdür sınırsızlık.
      zira akımın dışına çıkmak, hem kafada hem de müzikte bilinen, kanıksanmış sınırları kaldırmayı gerektirir. e peki bu kadın ne istiyor, ben diyor x,y,z ile albüm çıkarmak hayalim vardı, buna koşuyorum. ahanda bu kadar lazım, iki yıl gezdik sponsor bulamadık dedi yine aynı show'da. içimden bu ülkede bulamazsınız diyecektim ki, bir isimler saydı, bakın dedi aslında da dünyada da böyle, john patitucci, maria scheider.... vb.. işte o noktada gerçekten sponsorluk için denediğini ve bulamadığını anladım.

      şimdi siz yazınızda, 'olmuyorsa kasmayınız, türkiyedeki müzisyenlerin suyu mu çıktı' minvalindeki önermenizle bana göre gayet sınırlı bir kafa yapında düşünüyorsunuz. biri der ki: hayalim var, bir el atın; diğerinden cevap: olmuyorsa imkanlarlar dahilindekilere bak. e pes diyorum. hadi şu bilgisayar oyunu olmayanından :)

      biz kimiz ki insanların hayallerini sorguluyoruz, bırak canım hayalini gel bak bu var şu var diyoruz. yine benim algıma göre bu, bir insana yapılabilecek en hakaret dolu önermedir. tabi bunu hayalleri için savaşmak zorunda olanların daha iyi anlaması doğaldır. ve büyük bir hayranı olmasam da kendisinin, hayalleri olan insana saygım sonsuz ve sevgim büyüktür. bu noktada yazınızda bir densizlik seziyorum. üslubunuzun kibar olması, içeriğin anlamını değştirmiyor maalesef.

      daha bir çok böyle nokta var yazıda da, malum siz de kitaptan hallice cevap veriyorsunuz, baymayalım milleti, hadi son bir tanesini yazayım: 12. maddede müzisyenin birinin ayağına gidip evinde bir konser vermesini tasvip etmiyorsunuz. tüm kibarlığımla soruyorum: size ne?

      bir müzisyen'i tanımlamak, müzisyenin nasıl olması 'gerektiği'ni analiz etmek bize mi kaldı? isteyen istediğini yapar. meli malı'larla dolu dediğim buydu. sizin cümlenizse şöyleydi aynen kopyaladım: 'Bu denli müzikal geçmişi iyi olan birisi bu seçeneği koyarak ya tüm dünyaya mesaj/ders veriyor ya da kendini hiç önemsemiyor; yaptıklarını, yapacaklarını, hayallerini.'

      tekrar ediyorum bu gayet tahakkümcü bir tavır. ülkece tahakkümcülerden gına gelmedi mi hepimize, lütfen onlar gibi olmayalım, hiç bir düzeyde onlar gibi olmayalım, fikir düzeyinde bile. (ki kötü niyetli olsam onaylamam yazıyı önermeniz de bence bu düzeyde cevap, tabi ki onaylayacaksınız. bunu ekstra bir meziyet gibi göstermek kimi hatırlatıyor bana inanın duymak istemezsiniz) :) gülücük koydum.

      ev konserine döneyim: şahsen benim hayalime 15.000 tl destek olana ben de gider evinde konser veririm, hatta giderken havuçlu kek yaparım kendisine, al canım beni izlerken ye derim. gerekirse mutfakta çayı birlikte demleriz. sonuçta benim yapabildiğim şey müzik ise ona müzik ile teşekkür ederim. bunun mekanı gerçekten de farketmez. bir çok donanımlı ve bilgili müzisyende görmeye alıştığımız müzisyen ukalalığını göstermiyor diye, yukardaki tarzda bir cümle yazmak... buyrun sınır.

      neyse demek istediğim, bu yazı pekala bir format eleştiri yazısı olabilirdi. (ki o kısmda da size şahsım olarak katılmıyorum. ama olabilir. formatı ve bağış baremlerini beğenmediniz az buldunuz, olabilir hakkınızdır. buna kimse laf edemez. en fazla, hayır bence öyle değil der geçer.)

      ama bilerek veya bilmeyerek 'hayalini bırak' önermesi içeren, sınırlamalar, meli'ler malı'lar, espri olduğu aşikar bir cümleyi alıp çevirmeler.... işte bunları daha dikkatlice düşünüp yazsaydınız, bu yazı o zaman eleştiri yazısı olurdu. ve eleştiri kelimesinden korkanlardan değilim. ama dediğim gibi ancak o zaman güzel bir eleştiri yazısı olurdu. benim gibi sitenizi seven sayan biri de bu kadar lakırdı etmezdi.

      biz konunun uzmanı değiliz, müziği seven ve bu konudaki fikirlerimizi romatik üslupla ifade eden yazarlarız demişsiniz, buna tüm kalbimle inanıyorum. ben de insana inanan, insanın içindeki iyiliği görmek isteyen bir romantiğim diyelim. ve madem samimi ifadeye inanıyorsunuz, size yazdığım noktaları bir de bu açıdan değerlendirin derim. yaşadığımız dünyadaki en değerli şey ifademiz, hayallerimiz ve işin garip tarafı bazıları kötü niyetle dur yapma derken bize, bazıları da iyi niyetle dur yapma diyor. sonuçta 'dur yapma'ların kökeni önemini yitiriyor. çünkü mesaj yeterince açık: dur yapma....

  5. Ediz Hafızoğlu

    Yazıyı üzülerek okudum, sonuna kadar okuyup daha da çok üzüldüm... Keşke bu yazıyı yazmaya bu kadar vakit ayıracağınıza Elif Çağlar'ı arayıp beş dakika konuşsaydınız, kafanızda hesap makinalarının işlemesine gerek kalmazdı, insanların hayallerinin olabileceğini anlayabilirdiniz... Verdiğiniz müzisyen ve grup örnekleri ile burada bahsedilen kampanyanın yakından uzaktan alakası yok, art niyetli karşılaştırmalar olduğunu düşünüyorum...
    Tek tek tüm maddelere cevap yazabilirim, hem de tam tersini güzelce açıklayarak ama yapmayacağımü, çünkü içinde iyi niyet taşımayan bir yazıya ne yazsam o eşik aşıldığı için bir hayrı dokunmayacak...
    Ben kendi adıma Elif'in çok doğru bir iş yaptığını düşünüyorum... Hayaller olmasa bu hayatta neden yaşayalım ki? Hem de bu hayallere herkesi dahil etmek varken...

  6. Ayça

    Bir deli ben varım sanıyordum, yalnız değilmişim.

    Elif Çağlar'ın bu kampanyasını gördüğümden beri sorguluyorum. Yazdığınız yazıya noktası, virgülüne kadar katılıyorum.

    Elif Çağlar, yeni nesil caz sanatçılarının arasında nispeten daha bilinir birisi. Konserleri, iletişim faaliyetler vs. düşünüldüğünde, kendisi böyle "eğer destek alamazsa müziği bırakma zorunda kalacak" kadar kötü durumdaysa, ya diğerleri ne yapmalı? Hatta daha yeni bu işe girenler/girmek isteyenlere neler olacak?

    Bununla birlikte, çevremde günde 9 saat çalışıp sırf bu işe gönül verdiği için Elif Çağlar'dan yıllardır ders alan tanıdıklarım var. Ders verecek kadar bilinirliğe sahip, NUDC gibi bir organizasyon şirketi de olan bir insan diyorum, diğer bir yanda da max. 3000 TL maaşınının ciddi bir kısmını kendisine ders olarak verenleri düşünüyorum. Hangisi/hangileri daha zor durumda?

    Evet, Türkiye'de koşullar zor. Gönülden geldiği gibi sanat yapmak nerdeyse imkansız. Kimsenin yaptığını sorgulamam ama "Amerika'ya gitmenin gerekliliği" ile başlatan maddeden itibaren böylesine samimiyetini yitirmiş bir kampanyaya katkım olsun istemiyorum.

    Ayrı kulvarlarda olsa da, Can Kazaz (ki kendi albüm kapağı tasarımını bile kendisi yaparak) çıkardığı albümü kendisine gönderilen EFT&mailler aracılığı ile satışını yaparken, Yüzyüzeyken Konuşuruz ev kalitesinde kaydettiği albümüyle binlerce dinleyici bulmuşken, yıllardır müzikle ilgilenmek isteyen "diplomalı" arkadaşlarım sabah 9 akşam 6 çalışıp sonra da stüdyo randevuları ve eşlik edecek müzisyenler için maaşlarını feda ederken, bu iş bana bencillik olarak geliyor.

    Destekleyene saygım var, ama benim düşüncelerim bunlardan ibaret...

  7. Uraz Kıvaner

    Yorumlarinizin buyuk kismina her acisini ve de altindaki niyeti anlayan bir muzisyen olarak katiliyorum. Karsit goruslu arkadaslarimizin ulkemizdeki "hayallere ulasmak" trendine niye katildiklarini da anliyorum. Eklemek istedigim sudur ki;
    hayat secimler meselesidir ve de sonunda sizin mutlulugunuz onemlidir gayet tabiki. Ama benim kisisel olarak dusuncem, hayallerimi parayla satin alirsam ve de insanlari buna tesvik edersem , sonucunda ne kendimin ne de cevremdekilerin mutlu olacagidir...
    Muzisyen kariyeri ozellikle de Caz muzisyeniyse gercekten idealist olmayi gerektiren zor bir kariyerdir.Zaten dinleyicisinin ve de anlayaninin az oldugu bir ulkede bu dilde hislerini duygularini ifade etmeye calismak gercekten imkansiz gibi bir de daha sonra bir de caldiginiz muzigin elit kesimin muzigi oldugu gibi sacma sapan tabulari yikmaya calisiyorsunuz. Bir muzisyenin genelde hayali ; muzigini sayilamayacak kadar cok kisiye icra etmek ve bunu yaparken de en ust duzey insanlarla calismaktir. Ama bu noktaya gelmek icin, vakit harcamasi , ter dokmesi , saatlerce yillarca calismasi gerekir. Ama en lezzetlisi de o noktaya ulastiginda gectigi yola, astigi engellere bir bakip kendiyle ekstra gurur duymasidir. Yeteneginiz ve de calistiginiz insanlar iyiyse dogru isler yapip dogru kontaklarla dogru hamleler yaparsiniz. Ama kapitalist dunyamiz oyle bir hal aldiki artik yaptiginiz muzik , ortaya cikardiginiz sonuc degil, sadece projenin icinde yer alan isimlere paralar odenmeye baslamistir. Zaten Pop Muzigi bu bataktayken idealist olmasi gereken diger muzik turleri de bu tuzaga duserse yanariz. Bu son zamanlarda daha siklikla gordugum bir olayin ufak elestirisi sadece.Demek istedigim o bahsettigi muzisyenlerden bana gore daha iyi calan muzisyenler zaten bu ulkede var. Bunu Blindfold test yaparak da kanitlayabilirim. Elif'in hayaline ulasmak icin halktan para istemesi imajini kullanarak su acidan elestirilirse bence daha dogru olur. Eger Elif Amerika'ya ikinci kez gidip orada ses getirmek adina studyo acmak isteseydi ya da orada olup kendi muzigini insanlara tanitmak icin yarismalara girmek icin para istiyor olsaydi ve de bu istedigi para Halk Bursu adi altinda onun potansiyeli adina toplansaydi dogru bulurdum. Ama o bahsettigi hayellere ulasmak zaten kariyerinin amaci olmaliyken ve de bunun icin hepimiz gibi alinteri dokerek calismak zorunda olmaliyken , muziginin ve de yeteneginin diger muzisyenleri kendine cekmesine sebep olmasi gerekirken kisa yoldan o hayale ulasmaya calismak ve de bu hayali halktan topladigi parayla satin almaya calismak ne kadar dogrudur ??? Bunun Facebook oyunlarindaki ,level satin alinarak elde edilen basaridan ve de sahte ego tatmininden ne farki vardir??? Ondan o paralari isteyen muzisyenler Amerika'daki diger herkesten ayni paralari mi istiyorlarmis bir sorsun bakalim. Kendi kariyerindeki yegane hayali ,basariyi, parayla satin almak, o kariyerin sahibine nasil bir ego tatmini saglar merak ettim. Benimle muzigimi begendigi icin ve de benle calmaktan keyif aldigi icin calan adamla album yaparsam benim icin bir degeri vardir...Verdigim para icin degil... Acun Ilicali ve de American Idol kafasindaki hayalperest ajitasyonlar zaten profosyonel kariyeri bu olan insanlar icin ayni olmamalidir.
    Son bir sey daha. Herkes hep hayalindeki albume kavusmak icin , hayalindeki adamlarla calmak icin halktan para toplayip o yabanci idolleriyle calarsa albumlerde bize bu nasil bir fayda saglayacak Turk caz camiasi olarak. Birine paranla caldirmakla muziginle caldirmak arasinda fark vardir... Elif gibi degerli bir muzisyenin ki benim ortaokuldan ve de universiteden arkadasimdir, beraber calistik kac defa, bu konsepti olustururken biraz daha dikkatli olmasi gerekirdi diye dusunuyorum. Herkes istedigini dusunmekte ozgurdur. Onemli olan saygi cercevesi icerisinde dogru noktalari birbirine hakaret etmeden tartisabilmek... Birinin hayaline ulasmasi icin ona ilk adimi atmasinda yardimci olmak baska bir sey Yasam Hancilar album Crowd Funding'de oldugu gibi , ona kendi kaziyarak ulasmasi gereken hayalini direkt olarak satin almak ayri seydir. Kendi emeginizle buyuttugunuz bir is sayesinde Ferrari alip guzel bir mekanda oturmak mi yoksa baskasinin parasiyla bu hayallerinize aninda kavusmak mi daha degerlidir ???

  8. mert

    gayet güzel bir yazı olmuş. hislerime tercüman olmuşsunuz.

    elinize sağlık.

  9. Rüstem Baksoy

    Bu tartışma Uraz Beysiz olmaz diyordum ki yetiştiniz. Elif'in sayfasındaki yorumlarınızdan beri takip ediyorum bu konuda yazdıklarınızı ve artık iki kelam da ben edeyim dedim. Bana kalırsa tam da bir müzisyen olarak Elif'e destek vermenizi, arkasında durmanızı gerektiren bir zamanda, bariz biçimde kötücül ve kıskançlık dolu yazılar yazmanızdan bin beteri, Elif'e saldırganca yüklendiğiniz yazıların arasına sürekli Elif ile ne kadar iyi arkadaş olduğunuzu, aslında onu ne kadar sevdiğinizi, nasıl da yetenekli olduğunu düşündüğünüzü ve bazı şeyleri başka türlü yapsaydı sonuna dek arkasında olabileceğinizi serpiştirmeniz. Yani samimiyetsizliğinize paha biçilemez. Daha 5 gün önce "Yaptığın şey gerçekten çok anlamlı ve de bazılarına yol gösterici olabileceğine inandığım bir hareket" deyip, eleştirinizi projenin bütçesiyle sınırlamaktan ve bundan daha da çarpıcısı, Elif'i "senin gibi tirnaklariyla kaziyip bir yerlere gelmiş iyi bir muzisyen" olarak tanımlamaktan, onu "sizin gibi" alınteri akıtarak çalışmak yerine "kendi kariyerindeki yegane hayali, basariyi, parayla satin almak" olan ve bundan "sahte bir ego tatmini" duyacak denli kof bulmaya nasıl geçtiğiniz doğrusu hiç merak uyandırmıyor, çünkü metinlerinizdeki riyakarlık ilk satırdan sonuncusuna aşikar bir biçimde sırıtıyor. Eğer gerçekten eleştiri yapılıyor olsaydı üzerine düşünülür, nerede yanlış varsa düzeltmeye çalışılırdı ancak bunca kıskançlık ve kötü niyet karşısında sanırım Elif'in yapacağı tek şey yoluna devam etmek olacaktır. Elif'i itham ettiğiniz şeyler, yaptığınız benzetmeler o kadar çirkin ki tüm bunlar Elif'in arkadaş dediği insanlardan geliyor olamaz. Hiçbir fikriniz olmadan yabancı müzisyenlerin ücretlerine de karıştınız, hayallerini gerçekleştirmek için ter döküp saatlerce çalışmak yerine (çalışıp, didinmediğine bir şekilde kesin eminsiniz), onları halkın parasıyla satın almaya çalışmakla da suçladınız, Elif'in yeni albüm projesinden bahsedilen bir yerde Deniz Feneri ve Acun Ilıcalı'nın adını geçirdiniz. Yetmedi Elif'e bir kariyer amacı belirlediniz, hatta 'Kendi emeginizle buyuttugunuz bir is sayesinde Ferrari alip guzel bir mekanda oturmak mi yoksa baskasinin parasiyla bu hayallerinize aninda kavusmak mi daha degerlidir ???' gibi pespaye bir hayat dersi bile verdiniz ona (Bir müzisyen olarak para kazansanız ne şahane şeyler yapacağınızı da görmüş olduk, hayal gücünüz inanılmaz Ferrariler falan). İyi arkadaşım dediğiniz biri için söylediğiniz şeyler eskaza Elif'in düşmanı olsanız kim bilir neler yapardınız diye şöyle bir düşündürttü beni ve korktum açıkçası. Sizin gibi bir dostu olduğu için çok ama çooooook şanslı Elif!

  10. Mahmut Özcan

    Yav arkadaşlar ne uzattınız konuyu. Herkesin popisi var işte.

  11. ROKSAN SELÇUK

    Albüm yapmak genel anlamda para isteyen bir iştir; bu para sadece müzisyenlere ödenenlerden ibaret değildir. Bazı albümler, çıkaran kişi bilmemkimle çalmayı hakedecek müzik kariyerine ulaştığı için değil; eşinin, ailesinin, kendisinin vs parasıyla yapılmıştır. Bu mu marifettir? Bazı albümler de, o müzisyen dünya çapında herkesle çalabilecek kariyere sahipken para olmadığı için çıkarılamamıştır. Elif'in istediği müzisyenle istediği stüdyoda istediği kalitede albüm kaydedebilme hakkı vardır, yetinmek zorunda değildir. Konu müzik olunca para gibi kıymetsiz ama maalesef gerekli bir konuda yardım isteyerek kendini çıplak bırakan bir insanı "ben pek anlamam ama" diyerek eleştirmeniz, "gücüm yetmiyor" demesine karşılık zaten halihazırda açmış olduğu yumuşak karnından vurmanız kötü niyetinze yorumlanıyor. Müzisyen olsaydınız eliniz varmazdı zaten bunları yazmaya, o yüzden bilmediğinizle kalınız,
    Saygılar.

Yorum yazmak için topluluğa katıl. Ücretsiz, bir dakika sürer.