10 Soru 1 Playlist | Barış Demirel – Barıştık Mı

10 Soru 1 Playlist

FAIL – PLAY adlı ikinci albümünü geçen yıl Kabak & Lin Records etiketiyle yayınlayan, uzun yıllardır çeşitli projeleriyle yakından takip ettiğimiz Barış Demirel – Barıştık Mı bu haftaki 10 Soru 1 Playlist köşemizin konuğu oldu.

Hayatında en çok yer tutan albüm hangisi? 

Rage Against the Machine – Rage Against the Machine (1992) olabilir. Dönem dönem bazen seyrek bazen ise sık sık dinlediğim, hatim ettiğim bir albüm. Tom Morello’nun gitar ve pedalları ile yaptıkları (albümün kitapçığında “no samples, keyboards or synthesizers used in the making of this record” diye bir ibare de vardır), Zack De La Rocha’nın eşsiz sesi ve söyleyiş tarzı ve o albümün sound olarak tavrı her zaman bana ilham oldu. Zamanının ötesinde derler ya, benim için öyle bir albüm.

Bu aralar kendi kendine en çok mırıldandığın şarkı?

Yo La Tengo – Nowhere Near (1993)

Bu aralar neredeyse her gün.

“Soundtrack’lerini keşke ben yapsaydım” dediğin bir film? 

Muhsin Bey (1987) – Yavuz Turgul

Filmin müzikleri ise Atilla Özdemiroğlu’na ait. Hayranı olduğum bir müzisyen, üstat. Müzikleri beni çok etkilediği gibi filmin baş kahramanı  Muhsin Kanadıkırık’tan da etkilenmişliğim vardır. Hayalleri, sevgisi ve ideallerinden vazgeçmeyen bir anti-kahraman. İkinci albümümüz Fail – Play’deki ‘Kanadıkırık’ ona ithafen bestelenmişti.

Kapağını en sevdiğin albüm?

To Pimp A Butterfly – Kendrick Lamar

Kimin müziğini hiç dinlememiş olsaydın sen sen olmazdın?

Trompet konusunda kendimi geliştirmeme neden olan en önemli unsurlardan biri dinlediğim trompetçilerin tonunu, stilini taklit etmeye çalışmaktı. Trompetle olan ilişkimde bana çok şey kattı, katıyor. Dinlerken benim için öğretici olan pek çok üstat var. Aklıma ilk gelen isimler Arve Henriksen, Ibrahim Maalouf, Jon Hassell, Erik Truffaz, Miles Davis, Verneri Pohjola, İmer Demirer, Ambrose Akinmusire, Roy Hargrove, Christian Scott, Keyon Harrold, Tomazs Stanko, Nils Petter Molvaer, Mathias Eick…

Tom Morello’nun son yıllardaki işleri hariç , gitarıyla ve pedallarıyla oyuncak gibi oynayıp ürettiği çoğu şey ile bana ilham olmuştur.

Belki müzisyen değil ama rahmetli Hakan Orman’ın henüz biz yolun başındayken açtığı bir yol, verdiği şanslar vardı.

Türkiye’de ise Gevende’nin bendeki yeri ayrıdır. 2006 yılında ilk albümleri Ev’i dinlememle başlayan, sonra her adımlarını hayranlık ve gururla takip ettiğim, ülkenin müzikal tarihinde güzel bir yeri olduğunu düşündüğüm -iyi ki- güzide bir grup. Ben daha yolun başındayken, bu topraklarda kendi müziğimi kaygısızca yapabilme cesaretini verdiler. Umarım onları yeniden sahnelerde, festivallerde izleyebiliriz. Canlı performanslarında üzerimde yarattıkları duyguyu, o etkiyi çok özledim.

Bir sürü müzik insanıyla tanıştıkça, ortak işler yaptıkça, kafama takılanları eleştirisine güvendiklerime danıştıkça kendime bir yol bulma aşamasında daha da güvenli adımlar atabiliyorum. Beni daha üretken ve çalışkan hale getiriyor. Benim bir gün “ben” olmam konusunda yoluma ışık oluyor. Hayırlısı…

Lise yıllarını düşündüğünde aklına ilk gelen şarkı/albüm?

Ask – The Smiths

Sana çocukluğunu hatırlatan bir şarkı?

Eleni Karaindrou’nun “Sonsuzluk ve Bir Gün” film müziği (By the Sea) olabilir. Beni 90’lara götürüyor.

Bizimkiler dizisinin jenerik müziği de olabilir. Ütü kokan ev, pazar banyosu, ertesi günün pazartesi olmasının verdiği bitik hissiyat, nefret ettiğim Şahane Pazar programı… Bizimkiler biter, Parliament Sinema Kulübü jeneriği döner, “oğlum ne duruyon burada, hadi yatağa!” diyen ebeveynler….

Ne varsa eskilerde mi var yoksa hep yeni keşifler peşinde koşmak mı?

Müzik konusunda muhafazakar olduğum dönemler olabiliyor. Eskilere takılı kalıyorum, bazen eskiler de benim için yeni keşif olabiliyor. Ya da eskiden beri dinlediğim ama içinde hiç fark etmediğim müzikal elementleri yeni duyduğum, keşfettiğim bir parça da benim için yeni bir heyecan olabiliyor. Dijital platformlar “yeni keşifler” için son yıllarda büyük kolaylık oldu benim için. Tabii ki beraber müzik yaptığım, paylaştığım pek çok arkadaşımın önerdiği, beraber dinlediğimiz müzikler de merakımı arttıran yeni keşifler, sesler, ilhamlar oluyor. Tabii ki geliştirici bir minval.

Müzik zevkin ne kadar değişirse değişsin hiç vazgeçemediğin sanatçı? 

Serge Gainsbourg olabilir. Müziğinde sürekli değişikliklere gitmesi, besteciliği, her dönem yeniye olan ilgisi ile birbirinden alakasız tınlayan onlarca albümünü düşününce aklıma ilk Gainsbourg geldi. Babaya selam, yola devam.

Vakti zamanında walkman’de en çok dinlediğin kaset?

Blur – Best of

Tags: , , ,

İlginizi Çekebilir

Kül “Ait ve Dair” ile 8 sene sonra geri döndü
Thom Yorke’un Yeni Distopik Solo Albümü Hakkında

Yazar

BBI Merch

Bize Katıl!