Vega Albüm Lansmanı: İstanbul için geçmişle hesaplaşma vakti

by • 3 Ekim 2017 • OradaydıkComments (0)1722

Son aylarda giderek artan “Vega yeni albüm kaydediyormuş” söylentilerinin üzerine Vega’nın sıfır kilometre sosyal medya hesaplarından da bu bilgi teyit edildikten sonra heyecanımız kontrol edilemez bir hal aldı. Nihayet 22 Eylül sabahı mübarek cuma geleneği olduğu üzere yeni release’leri öğrenmeye çalışırken Vega’nın 10 yeni parçadan oluşan albümü “Delinin Yıldızı” ile karşılaştım.

Her ne kadar gönlüm evde oturup çay üstüne çay içmekten yana olsa da 30 Eylül Cumartesi akşamı IF Performance Hall Beşiktaş‘ta gerçekleşecek albüm lansman konserine yetişmek için kafama koyduğum vapuru yakalıyorum. Böyle kasvetli havalarda, sevimsiz yağmurun altında beni karşı yakaya geçirmeye muktedir çok fazla sebep sayamam. Fakat bu seferki sebebin ardında 12 senelik bir bekleyiş yattığından olsa gerek ben de üzerime düşeni yapıyor ve yağmur çamur dinlemiyorum.

Mekanı ilk teşrifim olduğundan adres tarifi için gündüzden bir bilene danışıyorum. “Herhalde şu sokak olacak” diye girdiğim sokaktaki kalabalığa ilk bakışta anlam veremesem de çok geçmeden vaziyete uyanıyorum. Mekandan sokağın başına kadar uzanan kuyruğa bakılırsa zor bir gece olacak. İçeri girdiğimizde halihazırda hıncahınç dolu olan mekanın arka tarafına doğru güç bela ilerleyip bulabildiğimiz en elverişli noktaya konuşlanıyoruz. Sahneyi görmenin mümkün olmadığını söylememe bilmem hacet var mı, “en azından duysak bari” diye içimden geçiriyorum. Heyecanlı bekleyiş sürerken sahnede beliren her harekette seyirciden çığlıklar yükseliyor. Etrafıma bakındığımda yaş ortalamasının yüksek olduğunu görüyorum, salonun arka tarafından öne doğru baktığımda tepesi açılmış erkek oranının yüksekliği tahminimi doğruluyor. Çoğunluk 30+ yaş grubu çiftlerden oluşuyor; aynı çiftlerin kadınları az sonra şarkıları bin bir türlü işveyle sevgililerinin suratlarına bağırarak söyleyecek. Dile kolay, ilk gençlik yıllarının her türlü halet-i ruhiyesine, yaşanmışlığına tekabül edecek söz Vega şarkılarında mevcut. Şimdi herkes için olgunluk çağının bir eylül akşamından dönüp kendi gençliğine bakma vakti, seneler önceki kendinle hasbihâl etme vakti. Toplu bir hesaplaşma, geçmişle muhasebe saati; bileti günler önceden ayırtılmış, yüksek beklentiyle katılım gösterilen kutsal bir ayin gecesi.

Başına geleceklerden habersiz üst kata sigara içmeye çıkan arkadaşımız kalabalıktan bir türlü yanımıza geri dönemiyor, “içecek bir şeyler mi alsam” diye düşünürken bardaki güruhu görmemle caymam bir oluyor, tuvalete gitmek desen en az yarım saati gözden çıkarmak şart… Düşününce hiçbiri akıl kârı değil. “İyisi mi burada böyle kıpırdamadan durayım” diyerek kaderime en baştan razı gelip tüm insani ihtiyaçlarımı konser çıkışına erteliyorum. Son senelerde stadyum konserlerinden mahrum kaldığımızdan olsa gerek böyle kalabalık konserlerin bir nevi çile çekmek olduğunu unuttuğumu fark ediyorum. “Başa gelen çekilir” deyip beklerken Dj’in seçtiği parçalarla 2000’lerin başına ışınlanıyoruz, uzun zamandır kimse bu parçaları çalmıyordu diye düşünüyorum. Belki de ben çalan yerlere pek uğramıyorumdur diye geçiriyorum aklımdan.

Durduğum yerden herhangi bir şey görmek namümkün olduğundan çığlıklar artınca anlıyorum ki vuslat gerçekleşiyor. Kendimi bir stadyum konserindeymiş gibi hissediyorum, normalde gittiğim çoğu konserin aksine bu defa seyirci ne eline ne çenesine üşeniyor. Alkışlar, çığlıklar gırla gidiyor. Bu hissi giderek unutuyorum, arada hatırlatan konserlere ihtiyacım oluyor.

 “Normalde 2-3 sene ara olur değil mi? Bizde 12 oldu.” diyor Deniz. Konser öncesinde Deniz’in Twitter’dan yazdığı “tuhaf bir konser olabilir bu akşam… ağlamaktan korkuyorum sahnede.” lafı aklıma geliyor; bizim için de tuhaf bir konser olduğuna şüphe yok. Sanırım Deniz sahnede ağlamıyor ama benim yer yer gözlerim doluyor. Konserin yarısından sonra fırsatları değerlendirerek ön taraflara doğru ilerlesem de ancak salonun ortasına kadar ulaşabiliyorum. Delinin Yıldızı‘ndan yeni şarkılarla önceki albümlerden senelerdir kulağımıza kazınan şarkılar birbiri ardına ahenk içerisinde akıyor. Vega bunca sene sonra seyircisi için gayet özenli bir setlist hazırlamış, yeni ve eski şarkıların dengesini ustalıkla kurmuş. Seyirci yeni parçaları bir haftada ezberleyememiş olsa da dinlerken coşku hiç dinmiyor, eski şarkılarda ise avaz avaz bağırmayan yok gibi. Elimde Değil, Ankara, Uçları Kırık, Mendil, İz Bırakanlar Unutulmaz, Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı, sonlara doğru gelen konserin en eski şarkısı Alışamadım Yokluğuna, Serzenişte hep bir ağızdan, tabir-i caizse haykırarak söyleniyor.

Seyirci dev bir koro, yer yer Deniz’i susmaya bile mecbur bırakıyor. Deniz’in mutluluğu her halinden okunuyor, Tuğrul ise sahnenin en karanlık köşesine saklanmayı tercih etmiş, seyirci ile herhangi bir iletişime girmekten kaçınıyor. Deniz her ne kadar yaşanan duygu selinden ötürü şarkı söylemeyi konuşmaya yeğlese de ara ara duygularını dile getirmeyi ihmal etmiyor. Yeni şarkıların hikayelerini anlatıyor; İsim-Şehir‘in nasıl da Ankara Hayal Kahvesi’nde oturdukları masada buldukları kendilerinden önce masa sakinleri tarafından oynanmış bir İsim-Şehir kağıdından doğduğunu öğreniyoruz mesela. Yeni albümdeki şarkıları ilk defa canlı dinleme şerefine nail oluyoruz. -Hatırladığım kadarıyla- albüme ismini veren Delinin Yıldızı, şu ana kadar en çok dilime dolanan şarkı olan Arzuhal, şimdiden çoğu kişinin favorisi olduğu kulağıma gelen Sevgilim, Dertler İri Kıyım, Komşu Işıklar, İsim-Şehir, Dünyacım, Sonunu Söyleme Bana, Deniz’in “bu en sevdiğim” diyerek takdim ettiği, albümün olduğu gibi konserin de kapanışını gerçekleştiren Ve Tekrar… “Yeni şarkılar zamanla sahnede olgunlaşacak” diye belirtiyor Deniz, bense şimdiden Vega’yı nispeten daha küçük mekanlarda daha az seyirciyle beraber, düşlere dalarak izleme fırsatı bulabileceğim sonraki konserler için heyecanlanıyorum.

Konser bitiminde salondan çıkabilmek için son enerjimizi de tüketerek kendimizi yağmurlu Beşiktaş gecesine atıyoruz. Kokoreççide Vega çalıyor, her ne hikmetse hepimizin canı çay istiyor.

Ps. Deniz konserin sonrasında yine Twitter’dan yazıyor, bu defa ardında uygun göreceği cezayı seve seve çekmeye hazır bir salon dolusu insan bırakıyor:

Ps 2. Fotoğraf şuradan alınmıştır.

Pin It

İlgili İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anti-Spam Quiz:

wordpress