Dünyayı Sevdik, Geyiği Öptük: “Nilüfer Müzik Festivali 2017”

by • 15 Ağustos 2017 • OradaydıkComments (1)1102

Bu yıl, 10-13 Ağustos tarihleri arasında üçüncüsü düzenlenen Nilüfer Müzik Festivali’ni de geride bıraktık. 12 ülkeden 60’tan fazla sanatçının sahne aldığı festival, dört gün boyunca yaklaşık 100 bin müzik severi ağırladı.

İlk seneden beri ilgiyle takip ettiğimiz Nilüfer Müzik Festivali, bu seneki line-up’ın açıklanmasıyla festivale doğru geri sayıma başlamamıza sebep oldu.

CUMA

Perşembe günü başlayan festivale iş güç dolayısıyla cuma mesaisi sonrası, herkes sosyal medya hesaplarını #tgif (thank god it’s friday) ile doldururken biz de bastık Eminönü’ne, ilk feribota atladık ve iki saatin sonunda, Gevende sahnedeyken alana vardık. Bir saat boyunca bizi karşılayan organizasyon ekibiyle birlikte festival alanını keşfederken önce Gevende’yi, daha sonra elektronik müzik ağırlıklı grupların sahne aldığı “Üçüncü Sahne”de Men With A Plan’i kısa da olsa izleme fırsatı bulduk. Akabinde ise ilk gençliğimizde “Abi çok pis aşık oldum” ya da “Abi kız bana bakmıyor ya” dediğimiz anlarda sıkça başvurduğumuz Duman’ı da yıllar sonra Nilüfer Müzik Festivali’nde sahnede kanlı canlı izlemek için seyircilerin arasındaki yerimizi aldık. Duman sahnedeyken kimi zaman duygulandık, kimi zaman da flashback’ler yaşadık. Uzun zaman sonra Duman’ı yeniden dinlemiş olmak keyifliydi.

Ardından ikinci günün kapanışı için biralarımızı da kapıp Kozmonotosman’a doğru hoplaya zıplaya yol aldık. Festivaldeki en beğendiğimiz ve en eğlendiğimiz performanslardan biri olan Kozmonotosman’ın setiyle epey yükseldik ve haftanın yorgunluğunu bir anda unuttuk. Performansın sonuna geldiğimizde hem festivale iyice alıştık hem de önümüzdeki iki günü düşünerek biraz dinlenmek adına kalacağımız otele doğru yol aldık.

CUMARTESİ

Festivaldeki ilk günümüzün ardından güzel bir uyku çekip günün açılışını yapan Ponza’yı dinlemek üzere alana giriş yaptık. Üçüncü günün bizim için ayrıca bir özelliği de 30 haftadır Radyo Kanyon’da devam eden Bir Baba Indie programımızda konuğumuz olan üç ayrı ismin de sahne almasıydı. Gündüz saatlerinde “off yandım be, acaba gölgeden mi izlesek?” dedirten sıcağa rağmen, müziğiyle bizi sahnenin önüne çekmeyi başaran performansıyla Ponza’yı biz çok sevdik! Sonrasında günün ikinci performansı için son zamanlarda sıkça bir arada bulunduğumuz ve izlemekten büyük keyif aldığımız Sattas’ı dinlemek üzere sahne önündeki yerimizi aldık. Her zaman olduğu gibi oldukça keyif veren bir performans sergileyen Sattas, alanda dans etmeyen insan bırakmadı.

Sonraki performans için, geçtiğimiz yıl sonunda yayınladıkları Ucube Dizayn albümleriyle çok sevdiğimiz Hedonutopia’yı dinlemek üzere sıcağa aldırmadan sahne önüne koştuk. Bu konserin bir özelliği de eski şarkıların yeni versiyonlarının ve daha önce dinlemediğimiz yeni iki şarkının çalınmış olması; bu şarkılarda hissettiğimiz yer yer dream pop etkileri, yer yer electronica altyapılarının bizi fazlasıyla heyecanlandırmasıydı. Konser sayesinde, kayıtları tamamlanan ve eylül başında yayınlanması planlanan ikinci albümü dört gözle bekler olduk.

Saat 17:00’de sahne alan Jakuzi’nin synth sound’ının alanda duyulmasıyla birlikte sahne önüne doğru hatrı sayılır bir kalabalık toplanması bir oldu. Herkesin hep bir ağızdan söylediği şarkılarla hepimiz sahne önünde yavaş yavaş salınmaya başladık. Konseri birlikte izlediğimiz müzisyen ve basından kişiler sayesinde bulunduğumuz yer küçük bir Kadıköy haline geldi. Tabii sevgili okurlar, biz de insan olduğumuz ve zaman zaman yorulduğumuz için sıvı desteği alıp kendimizi biraz daha serin olan alanlara bıraktık ve bazı konserleri es geçmek zorunda kaldık. Ve işte sıra, festivalin en merak ettiğimiz performanslarından biri olan, Cem Yıldız, Alican Tezer, Sinan Tansal ve Barış K.’dan oluşan kadrosuyla İnsanlar’daydı!

Ne yalan söyleyelim, dev yükseldik! Heyecandan tüylerimiz diken diken, vücudumuz kıpır kıpır oldu. 45 dakikaya sığdırılmaya çalışılan fakat sığ(a)mayan, kesintisiz bir performansla bizi alıp bambaşka bir evrene götürdü. Konserden sonra bir süre o evrende kalmaya devam ettik. Biraz kendimize gelince de soluğu İnsanlar’ın kulisinde aldık. Muhakkak bir yerlerde denk getirip canlı canlı dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz!

Festivalin en büyük talihsizliği, Yüzyüzeyken Konuşuruz ve Islandman ile Akın Sevgör ve Büyük Ev Ablukada: Fırtınayt’ın aynı saatlere denk gelmesiydi. İki sahne arasında gidip geldiğimiz konserler sırasında, Yüzyüzeyken Konuşuruz’un büyük bir kalabalık topladığını gördük. Islandman ise her zamanki gibi akıp giden müziğiyle kitleyi performansın içine almayı başarmıştı.

Islandman’den sonra dinlenmek üzere basın çadırına doğru ilerlerken, müziğiyle bize yolumuzu değiştirten Chico Trujillo ile kendimizi bir anda fütursuzca dans ederken bulduk. Saatler 22:00’yi gösterdiğinde gözümüzü korkutan kalabalıktan dolayı Büyük Ev Ablukada’yı dinleyememiş olsak da geçtiğimiz yıl yayınlanan ve en sevdiğimiz albümlerden biri olmayı başaran ArsNova’nın sahibi Akın Sevgör’ü dinlemek üzere Üçüncü Sahne’ye doğru yol aldık. Her zamanki gibi bizi bizden alan Akın Sevgör, alandaki bazı dinleyicileri de trans haline geçirmeyi başardı.

Bu arada duymayanlar için söyleyelim; Akın Sevgör’ün yeni EP’si eylül ayında yayınlanacak. Konser sırasında gelecek EP’den dinleme fırsatı bulduğumuz yeni şarkıların bizi epey heyecanlandırdığını da belirtelim. Sahneye yakın bir yere çöküp Barış K. öncesi biraz soluklanırken dinlediğimiz Maxïmo Park, tipik İngiliz sound’uyla indie müzik severleri keyiflendirdi. Günün son performansını dinlemeye gelenleri tempolu setiyle karşılayan Barış K. alanda dans etmeyen insan bırakmadı. Biz de sonuna kadar dans ettiğimiz performanstan sonra festivalin son günü için enerji toplamak adına tekrar otelimize döndük.

PAZAR

 

Son günün açılış performansında Öfkeli Kalabalık ortamı ısıtırken, Spiderman’in de festivale katıldığını gördük! Bir imza istemediğimiz için de biraz üzüldük. Yerli alternatif sahnenin sevdiğimiz ekiplerinden Neyse’nin performansında şarkıları hep bir ağızdan söylemek için dinleyicilerin arasına katıldık.

45 dakikalık güçlü bir performansın ardından, bizim için günün ve festivalin son konseri olacak Korhan Futacı ve Kara Orkestra’yı dinlemek için yakıcı sıcağın altındaki yerimizi aldık. Yarısını dinleyebildiğimiz performans, her zamanki gibi ayin şeklinde geçen KFKO konserleri gibi bizi alıp başka yerlere götürdü. Ruhumuzu alanda bırakıp bedenimizi ise BUDO’ya götüren serviste bulduk.

 

Festivalde geçirdiğimiz iki buçuk günün sonunda gözlemlerimiz şunlar oldu:

  1. Konser saatlerinin hiçbir şekilde aksamamış olması,
  2. Sahne önü ve arkasındaki işleyişin oldukça profesyonel şekilde gerçekleşmesi,
  3. Yeme içme fiyatlarının uygunluğu, (Bir festivalde 50’lik kutu biranın 10 TL olması size bir şeyleri anlatacaktır sanırım)
  4. Tuvaletlerde sıra olmaması, mümkün olduğunca çok ve temiz olması,
  5. Festivalde gördüğümüz ve organizasyondan öğrendiğimiz kadarıyla büyük çaplı kavga, gürültünün yaşanmamış olması,
  6. Festivaldeki aktivite alanlarının çeşitli olmasıydı.

Gelecek yıl dördüncüsü gerçekleşecek olan festivali dört gözle beklememizi sağlayan Nilüfer Belediyesi’ne, organizasyonda emeği geçen herkese,bize festival süresince keyifli anlar yaşatan performansları için tüm müzik gruplarına da teşekkür etmeyi bir borç biliriz.

Dünyayı sevdik, geyiği öptük!

**Daha fazla görüntü için: www.instagram.com/birbabaindie

Cihad Satıroğlu & Gözde Ulukan – BBI Haber, Bursa

Pin It

İlgili İçerikler

One Response to Dünyayı Sevdik, Geyiği Öptük: “Nilüfer Müzik Festivali 2017”

  1. Tubidy dedi ki:

    Konuda paylaştığınız tüm videoları keyifle izledim. Orada olmayı çok isterdim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anti-Spam Quiz:

wordpress