Gece Gezmesi: Gerçek ve mecazi anlamda “yolda olmak”

by • 6 Temmuz 2017 • Etkinlik Haberleri, HaberlerComments (0)181

Şehir merkezinin dışında bulunan bir festival alanında, bileğimizde bir bileklikle sahneler arasında koşuşturma deneyimine ziyadesiyle alışkınız artık. Hatta “festival” denince çoğumuzun aklına ilk gelen görüntü bu oluyor. Oysa kent merkezinde her gün geçtiğimiz sokaklarda, normal şartlar altında birbirinden bağımsız biçimde işleyen mekânların hepsine tek bir bileklikle giriş hakkı kazanabildiğimiz, o geceye özel olarak bizim için tasarlamış bir festival fikri buralar için nispeten yeni bir konsept. Çok mekânlı festival kavramı bizi çok sahneli bir festival deneyimi yaşamak için şehir dışına çıkma zorunluluğundan kurtararak klasik anlamdaki festival algısına yeni bir boyut ve dolayısıyla da sonsuz olasılık kazandırıyor.

İstanbul Caz Festivali kapsamında ilk defa 2015 senesinde gerçekleştirilen ve bu yıl üçüncü senesini yaşayacak olan Gece Gezmesi’ni “festival içinde festival” diye nitelendirmek yanlış olmaz. Üçüncü senesinde de bizi şaşırtmayarak bir perşembe akşamını seçen Gece Gezmesi, hafta sonu kalabalığına girmeden erken bir hafta sonu yaşatan, kendi coşkusunu yaratabilen bir etkinlik, bir nevi mini festival. Bu yıl 6 Temmuz akşamı Kadıköy’de, çoğu Caferağa/Moda sınırları içinde bulunan 8 sahneye yayılacak Gece Gezmesi’nde bir akşamda 22 ayrı performans izlemek mümkün olacak. Janr gözetmeksizin son senelerde serpilip gelişmekte olan her türlü alternatif üretimi çatısı altında toplayan Gece Gezmesi bu kapsayıcı tavrıyla İstanbul Caz Festivali’nin geleneğine ters düşmüyor. Aksine, bu geleneğin gerektirdiği şekilde çevresinde tanıklık ettiği müzikal üretim zenginliği ve çeşitliliğine kayıtsız kalmayarak dönemin ruhunu hiçbir zaman ıskalamadığını da gösteriyor. Geçen sene Andante dergisinin Temmuz sayısı için İstanbul Caz Festivali Direktör Yardımcısı Harun İzer ile Gece Gezmesi üzerine yaptığım söyleşide kendisi projenin ortaya çıkışından bahsederken bu konuya da değinmişti:

Sevip takip ettiğimiz çok sayıda sanatçı olmasına rağmen hepsini festival kapsamında ayrı ayrı programlamak mümkün olmuyor. Bu nedenle çok mekânlı kapsamlı bir etkinlik yaratarak hepsini aynı gün genel bir şemsiye altında sunmak, bir yandan da İstanbul Caz Festivali’nin hafif elit algılanan duruşunu kırmak istedik. Zaten festival olarak caz dışı veya cazla komşu türlere kucak açmaya, bugüne kadar festivale dahil ettiğimiz Robert Plant, Paul Simon gibi popüler veya Antony and the Johnsons, Imogen Heap gibi kendi müzikal çizgisine sahip sanatçıların çizgisini İstanbul’da takip ettiren genç müzisyenlere de yer vermeye çalışıyoruz. Gece Gezmesi de buna olanak tanıyan bir etkinlik oldu.

Uzun lafın kısası, Gece Gezmesi hem yerli sahneyi iyi takip eden seyirci için sevdiği veya merak ettiği birkaç ismi birden tek bir gecede canlı izlemeyi mümkün kılan bir etkinlik hem de pek takip edemeyenlerin arayı kapatması için güzel bir fırsat. Dinleyicinin son senelerdeki alternatif müzisyen ve grupların konserlerine gösterdiği ilgisizlik zaman zaman gündeme gelen, tartışma yaratan bir konu. Alternatif, genç, bağımsız oluşumların dijital platformlardaki dinlenme oranlarıyla konserlerine iştirak eden seyirci sayısı arasındaki orantısızlık pek çok kültürel ve sosyo-ekonomik değişkene bağlanabilir. Canlı performanslara karşı dinleyicinin ilgisizliği ve bunların sebepleri ayrı bir yazının konusu olmakla beraber buradaki kısıtlı alanda altını çizmeye gerek duyduğum bir husus var: İstanbul Caz Festivali gibi 24’üncü senesindeki, uzun yıllar içinde kendi seyircisinin güvenini kazanmış köklü bir festivalin bu uğurda yeni ve özel bir bölüm başlatarak janr ayrımı yapmaksızın yerli sahnedeki özgün üretimi kapsayan bir seçki sunması festival seyircisinin alternatif oluşumlarla tanışmasına vesile olacağından ötürü son derece değerli bir çaba, uzun vadede dengeleri değiştirmekte rol oynayacak bir etken niteliğinde. Makul fiyattaki tek bir biletle 22 ayrı performansa giriş hakkı kazanan seyirci, belli bir ismi dinlemek için erkenden gittiği bir mekânda başka bir performansa da rastlamak suretiyle yeni isimlerle tanışma fırsatı bulabiliyor. Hem de belki de İstanbul Caz Festivali’nin seçkisinde karşısına çıkmasa sene içerisinde hiç rastlamayacağı isimlerle.

Kendi hikâyeni kendin yarat

Küçükken hikâyenin gidişatını kendi seçimlerimle yönlendirmeme imkân tanıyan kitapları çok severdim. “Nereye varacağını bilmediğin bu orman yoluna girmek istiyorsan 24. sayfaya, bildiğin yoldan evine dönmek istiyorsan 35. sayfaya git” gibi direktiflerle okuyucunun deneyimini kendisinin belirlemesine ve dolayısıyla da kendi hikâyesini yaratmasına izin veren bir kitaba benzetiyorum Gece Gezmesi’ni.

Gece Gezmesi’nde eş zamanlı olarak gerçekleşen performanslar arasından seçim yapmak bir hayli meşakkatli olduğu için ilk iki seneki tecrübelerime dayanarak çok mekânlı festival deneyimi üzerine birtakım tüyolar verebilirim. Kendi adıma ilk iki sene uyguladığım yöntem Gece Gezmesi’nin öncesinde programımı belirleyip çizdiğim rotaya sadık kalmak oldu. İlk sene şanslıydım, en çok izlemek istediğim tüm konserler aynı mekândaydı. Ben de bütün geceyi Club Quartier’deki tenis kortunda performansları izleyip konser aralarında da rastladığım eş dostla hasret gidererek geçirdim. Geçen sene ise iki farklı mekân arasında mekik dokuyarak geceyi tamamladım. Her iki senenin de ortak noktası konserler bittikten sonra bütün katılımcıların “after party” için aynı mekânda toplanması olmuştu. O yüzden gece boyunca arkadaşlarınızın gideceği mekânlara göre rota belirlemektense izlemek istediğiniz konserlere göre plan yapmanız daha akla uygun bir seçim gibi görünüyor. Arkadaşlarınızla gecenin sonunda buluşup birbirinize izlediğiniz konserleri anlatmak bazen beraber izlemekten bile daha keyifli olabiliyor. Hem yalnız dolaşmak vakit kaybetmenizi de önlüyor.

Her iki sene de rotamı belirlerken o zamana kadar izleme fırsatı bulamadığım ve sık sık konser vermediği için başka yerde rastlama ihtimalimin az olduğu isimlere öncelik vermiştim. Bunun hâlâ konser seçimi için iyi bir yöntem olduğunu düşünmekle beraber bu sene programımı daha serbest tutmaya niyetliyim. Zira Gece Gezmesi, etkinliğin doğası gereği hem gerçek hem de mecazi anlamıyla “yolda olma”yı, yolun getirdiği değişimlere açık olmayı gerektiriyor. Seçtiğim performansları baştan sona izleme takıntımdan vazgeçebilirsem geceyi akışına bırakıp kısa süreliğine de olsa çok sayıda mekâna uğramak, performanslara tadımlık göz atmak ve bilmediğim isimlere dair fikir sahibi olup Gece Gezmesi’ne bir keşif etkinliği muamelesi yapmak da bir başka verimli yöntem olabilir. Tek bir doğru rota belirleme yöntemi olmamakla birlikte doğru kişisel program tamamen sizin beklentilerinize bağlı. Fakat bir gerçek var ki o da ne aradığınızı biliyorsanız Gece Gezmenizi halinizden memnun bir halde tamamlama ihtimalinizin kesin olduğu.

8 duraktan oluşan bir hikâye, her durakta farklı kahramanlar

Gece Gezmesi’ni kendi yönlendirdiğimiz bir kitap gibi düşünmeye devam edersek hikâyenin 8 temel duraktan oluştuğunu ve her durakta karşılaşacağımız farklı kahramanlar olduğunu biliyoruz. Rotamızı belirlemeden önce karşımıza çıkacak kahramanları hatırlamak işimizi kolaylaştırabilir…

***Bu yazının orijinali 24. İstanbul Caz Festivali’nin e-dergisinde yayınlanmıştır, yazının tamamını okumak için buyurun: Gece Gezmesi: Gerçek ve mecazi anlamda “yolda olmak”

 

Pin It

İlgili İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anti-Spam Quiz:

wordpress